YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/5863
KARAR NO : 2023/8116
KARAR TARİHİ : 06.12.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/179 E., 2015/110 K.
SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, şantaj
HÜKÜMLER : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sanık hakkında Fatsa Cumhuriyet Başsavcılığının 26.02.2014 tarih 2014/249 Esas numaralı iddianamesi ile reşit olmayanla cinsel ilişki ve şantaj suçlarından kamu davası açılmıştır.
2. Fatsa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.03.2014 tarihli, 2014/131 Esas, 2014/102 Karar sayılı kararı ile eylemlerin çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu oluşturma ihtimali bulunduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiştir.
3. Ünye Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.03.2015 tarihli, 2014/179 Esas, 2015/110 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ile şantaj suçlarından 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ayrı ayrı beraat kararı verilmiştir.
4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 12.06.2018 tarihli ve 14-2015/179311 sayılı onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İsteği
Delillerin takdirinde hata yapıldığı, eksik soruşturma yürütüldüğü, somut olaya uygulanan kanun maddelerinde hataya düşüldüğü, atılı suçların sanık tarafından işlendiğinin sabit olduğu, usul ve kanuna aykırı kararın bozulması gerektiği ve sair hususlara ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
İlk Derece Mahkemesince; katılan mağdurenin kolluk ve savcılıkta sanığın tam olarak kime ait olduğunu bilmediği evde arkadaşları tanık … ve …’in de bulunduğu sırada sanığın kendisini bayıltmak suretiyle zorla kendisiyle ilişkiye girdiğini beyan etmesine karşın, Mahkeme aşamasında sanığın … adlı kız arkadaşının evinde kendisini bayıltmadan ama zor kullanarak ilişkiye girdiğine yönelik beyanı, tanıklar …, … ve …’in, sanığın katılan mağdureye zorla cinsel istismarda bulunduğu ve şantaj yaptığı yönünde beyanlarının olmadığı, tanık …’nün beyanında katılan mağdurenin kendisine sanık ile 200 TL karşılığında cinsel ilişkiye girdiğini anlattığını, ancak sanığın katılan mağdureyi tehdit ettiğine dair mesajı görmediğini, ayrıca katılan mağdurenin para karşılığı başkalarıyla cinsel ilişkiye girdiğini duyduğunu, yine tanık …’in beyanında katılan mağdure …’ın bir gece evden kaçarak sanık ile cinsel olarak birlikte olduğunu, bunun dışında …’ın para karşılığında başka bir şahısla da birlikte olduğunu duyduğunu belirttikleri, katılan mağdurenin zorla olduğunu iddia ettiği eyleme yönelik 17 haftalık hamileliğini öğrendiği tarihe kadar müracatının olmadığı gibi ailesine de bu durumdan bahsetmemesi, yine katılan mağdurenin ifadesinde geçen tehdit içerikli mesajın tanıklar tarafından görülmediği, sanığın katılan mağdure ile cinsel ilişkiye girdiğine dair tanıkların nereden ve nasıl edindikleri bilinmeyen soyut duyumlarından başka katılan mağdure beyanlarını destekler delil olmadığı, bebeğinin babasının da sanık olmadığının uzmanlık raporuyla saptandığı, katılan mağdurenin yargılamanın aşamalarında tutarsız ve çelişkili ifadeler vermesi ve tüm dosya içeriği karşısında, savunmanın aksini kanıtlar her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediği kabul edilmekle sanığın üzerine atılı suçlardan ayrı ayrı beraatine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî
kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, anlaşıldığından, katılan mağdure vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmiştir.
2. Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 04.07.2012 olarak yazılmış olması mahallinde düzeltilebilir bir yazım hatası olarak değerlendirilmiştir.
B. Şantaj Suçundan Kurulan Hükmün Yönünden
Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 107 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır. 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 15.07.2014 sorgu tarihi olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir. Bozma sebebine uygun olarak Tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
V. KARAR
A. Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle Ünye Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.03.2015 tarihli, 2014/179 Esas, 2015/110 Karar sayılı kararında katılan mağdure vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan mağdure vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Şantaj Suçundan Kurulan Hükmün Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle Ünye Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.03.2015 tarihli, 2014/179 Esas, 2015/110 Karar sayılı kararına yönelik katılan mağdure vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.12.2023 tarihinde karar verildi.