Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2020/2534 E. 2020/9454 K. 28.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2534
KARAR NO : 2020/9454
KARAR TARİHİ : 28.09.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (…) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; davacının davalı işyerinde 08/04/2000 tarihinden … akdinin feshedildiği 15/11/2010 tarihine kadar sulama teknisyeni olarak çalıştığını, müvekkilin en son ücretinin 940,00 TL olduğunu, mesai saatlerinin 08:00-18:00 saatleri arasında olduğunu, fazla mesai ücretlerinin ödenmediğini, davalı tarafından davacının çalıştığı süre boyunca Nisan ve Ekim ayları arasında hafta tatili kullandırılmadığı gibi ücretinin de ödenmediğini, tüm genel tatillerde çalışmasına rağmen ücretinin ödenmediğini, … akdinin davalı işveren tarafından haksız ve önelsiz olarak fesh edildiğini buna rağmen ihbar ve kıdem tazminatının ödenmediğini, davalıya dava konusu alacakların ödenmesi için ihtarname gönderildiğini ancak ödemelerin yapılmadığını, davalının 24/12/2010 tarihinde temerrüde düşürüldüğünü, müvekkile 2009 ve 2010 yılları haricinde yıllık izin kullandırılmadığı gibi ücretinin de ödenmediğini iddia ederek; kıdem ve ihbar tazminatı ile genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti, fazla mesai ücreti ve yıllık izin ücreti alacaklarının faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; alacakların zamanaşımına uğradığını, … akdinin müvekkil tarafından haklı olarak feshedildiğini, davacının ücret iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu, Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirilen kayıtlardaki ücretin geçerli olduğunu, davacının tüm yıllık izinleri kullandığını, çalışma saatlerinin ise 09:00-17:00 arasında olduğunu, davalı işyerinde hafta tatillerinde çalışma olmadığını, davacının çalıştığı tüm süre boyunca hafta tatillerini kullandığını, müvekkil işyerinde genel tatillerde çalışma olmadığını, davacının bu yöndeki taleplerinin gerçeğe aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak; davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın davalı tarafından temyizi üzerine karar, Dairemizce özetle ve sonuç olarak;
“1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Hafta tatili ücretinin hesabı yönünden taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı … Kanunu’nun 46’ncı maddesinin ikinci fıkrası gereğince, çalışılmayan hafta tatili günü için bir … karşılığı olmaksızın işçinin ücreti tam olarak ödenir. Hafta tatilinde çalışan işçinin ücretinin nasıl hesaplanacağı yasalarda düzenlenmemiş ise de, Dairemizce hafta tatilinde yapılan çalışmanın fazla çalışma sayılacağı, buna göre ücretin yüzde elli zamlı ödenmesi gerektiği görüşü benimsenmiştir (Yargıtay 9.H.D. 23.5.1996 gün 1995/37960 E, 1996/11745 K.). Buna göre hafta tatilinde çalışılmışsa, çalışma karşılığı olmaksızın ödenmesi gereken bir yevmiye yanında, çalışmanın karşılığı da bir buçuk yevmiye olarak ödenmelidir.
Yukarıdaki ilke kararı doğrultusunda hafta tatili ücretinin, hafta tatilinde çalışılmışsa, çalışma karşılığı olmaksızın ödenmesi gereken bir yevmiye yanında, çalışmanın karşılığı da bir buçuk yevmiye olarak hesaplanması gerekirken, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, hafta tatili ücretinin 2.5 katsayı üzerinden hesaplanması hatalıdır.
3-Davacı dava dilekçesinde, tüm genel tatillerde çalışmasına rağmen ücretinin ödenmediğini iddia etmiş ve iddiasını ispat amacıyla tanık deliline dayanmıştır. Yargılama aşamasında dinlenen davacı tanıklarının beyanları, davacının bu iddiasını ispata elverişli olmadığı gibi davacı bu iddiasını ispata yarar başkaca delilde sunmamıştır. İspatlanamayan … bayram ve genel tatil ücreti talebinin reddi yerine, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.
4- Somut uyuşmazlıkta; davacı işçinin fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil ücreti isteklerinin kabulüne karar verilmiştir.
Fazla çalışmaların uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca son yıllarda karineye dayalı makul bir indirim yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır (Yargıtay 9.HD. 11.2.2010 gün 2008/17722 E, 2010/3192 K; Yargıtay, 9.HD. 18.7.2008 gün 2007/25857 E, 2008/20636 K.). Ancak fazla çalışmanın tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir. Bu durum hafta tatili ve genel tatil ücretleri içinde geçerlidir.
Yukarıdaki ilke kararı doğrultusunda, davacının talep ettiği fazla mesai ve hafta tatili ücreti talepleri, tanık deliline dayanarak hesaplandığı halde, bu alacaklardan hakkın özünü etkilemeyecek şekilde, karineye dayalı makul bir indirim yapılmamasıda isabetsizdir.
5-Davacı davalı işyerinde 10 yıl 7 ay 7 gün çalışmış ve bu çalışmanın ilk 3 yılı 1475 sayılı … Kanunu döneminde geçmiştir. Buna göre 1475 sayılı Yasa dönemindeki 3 yıl için 36 gün, 4857 sayılı … Kanunu dönemindeki devam eden 2 yılı için 28 gün ve son 5 yıl için 100 gün olmak üzere toplam 164 gün için davacının yıllık izin hakkı bulunmaktadır. Somut uyuşmazlıkta, davacının kıdemine göre hak kazandığı yıllık ücretli izin günü, 150 gün olarak hesaplanmış ve davacı bu hususu benimsemiş, temyizede getirmemiştir. Açıklanan nedenle davacının hak ettiği yıllık izin süresinin 150 gün olduğu hususunda davalı yararına usuli kazanılmış hak doğmuştur.
Diğer taraftan davacı dava dilekçesinde, 2009 ve 2010 yılı haricinde yıllık izinlerini kullanmadığını beyan ettiğinden, davacının son 2 yıl için 40 gün izin kullandığı kabul edilerek sonuç itibariyle, bakiye 110 gün üzerinden hesaplanacak yıllık izin ücretinin hüküm altına alınması gerekirken, kullanıldığı beyan edilen izinler mahsup edilmeksizin sonuca gidilmesi ve yazılı şekilde karar verilmesi de hatalıdır.
6-Hüküm altına alınan alacakların net mi yoksa brüt mü olduğunun hükümde belirtilmemesinin HMK’nun 297/2. maddesine aykırı olduğunun ve infazda tereddüde yol açacağının düşünülmemesi de hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.” gerekçeleriyle bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Hükmüne uyulan bozma ilamı öncesinde, fazla mesai ve hafta tatili ücretleri dava tarihine göre zamanaşımı gözetilerek hesaplanıp hüküm altına alındığı halde, bozma sonrası hafta tatili ücreti hesaplanırken ve yine fazla mesai ücretinde takdiri indirim yapılırken ıslaha karşı zamanaşımı değerlendirilerek bu alacakların 17.02.2009 tarihinden itibaren hesaplanması hatalıdır. Usuli müktesep hak sebebiyle, bozma öncesindeki gibi, salt dava tarihine göre zamanaşımı gözetilerek (27.03.2007 tarihinden itibaren), hafta tatili ücreti yine 1.5 katsayı üzerinden hesaplanarak hüküm altına alınmalıdır.
Fazla mesai ücreti de dava tarihine göre zamanaşımı gözetilerek bulunan rakam üzerinden takdiri indirim yapıldıktan sonra hüküm altına alınmalıdır.
3-Hüküm fıkrasının yargılama giderlerine dair bentlerinde, tarafların sorumlu olduğu giderlerin açıkça ve infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde belirlenmesi gerekirken sorumlu olunan miktarlar yazılmayarak boşluk bırakılması ve bu suretle karışıklığa sebep olunması isabetsizdir.
4-Her ne kadar temerrüt alacağın tamamı için gerçekleşse de, usuli müktesep hak gereği, kabul edilen alacaklara işletilen faizin başlama tarihi açısından, bozma öncesindeki gibi karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
5-Kabule göre, hükümde hazineye irad kaydedilen harç tutarının 781,17 TL olması gerekirken, 608,00 TL olarak eksik hesaplanması da ayrıca hatalıdır.
SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 28/09/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.