Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2022/7622 E. 2023/8803 K. 25.12.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/7622
KARAR NO : 2023/8803
KARAR TARİHİ : 25.12.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/2847 E., 2020/1720 K.
SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEMYİZ EDENLER : Katılan Bakanlık vekili
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.07.2019 tarihli ve 2018/476 Esas, 2019/387 Karar sayılı kararı ile sanığın; çocuğun cinsel istismarı suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223’üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.

2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 07.12.2020 tarihli ve 2019/2847 Esas, 2020/1720 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan mağdure vekili ve katılan Bakanlık vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiş olmakla, istinaf başvurularının esastan reddine, karar verilmiştir.

3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 16.05.2022 tarihli ve 9-2020/117555 sayılı, ret görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, hükmün eksik inceleme ve araştırma sonucu verildiğine, mağdure ve sanık beyanları arasındaki çelişkinin re’sen giderilmesi gerektiğine ve sanık hakkında mahkumiyet kararı verilerek katılan Bakanlık lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Mahkeme, “…Mahkememizce yapılan yargılama ve toplanan deliller neticesinde, iddia, sanık savunmaları, cevabi yazılar, katılan ve tanık beyanları, Sağlık Bilimleri Üniversitesinin mağdurun 06.05.2018 tarihinde muayene edildiği ve küretaj yapıldığı, fakat gebelikle ilgili her hangi bir olguya rastlanılmadığı ve mağdurun başka herhangi bir DNA ya esas teşkil edecek materyali olmadığına dair raporu ve olay tutanakları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; her ne kadar sanık hakkında Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı ve Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma suçlarından dolayı cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ve Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre; ‘Bir kadının iffeti noktasında nedensiz olarak bu şekilde bir iddiada bulunmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu’ görüşü hakim ise de; somut olayımızda sanığın aşamalarda değişmeyen inkar içeren savunması, tanık Sinan’ın beyanlarının sanık savunmasını doğrular nitelikte olması, mağdurun Mahkememiz huzurunda ‘…o esnada büyük bir ihtimalle bana da bir şey yaptı çünkü benim pantolonumun fermuarı açılmıştı, bundan önce de ben biraz baygındım kendime gelince fermuarımın açık olduğunu gördüm, yine uyandığımda sanığın elini omuzuma attığını görmüştüm, ben ayık iken sanık başka bir yerime dokunmadı…’ şeklinde verdiği olaya ilişkin kesinlik arz etmeyen ve Çocuk İzlem Merkezinde verdiği ifadesi ile çelişkili olan beyanı ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde ve sanığın savunmasının aksini gösterir dosya kapsamında delil bulunmaması hususu göz önüne alındığında, suça konu eylemin sanık tarafından gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği yönünde mahkememizde ciddi bir şüphe uyanmasına rağmen, mahkumiyet kararı verilebilmesi için sanığın üzerine atılı suçu işlediğinin sabit olması gerektiği, bu durumun ceza yargılamasının temel prensibi olan ‘şüpheden sanık yararlanır’ evrensel ilkesinin tabii bir sonucu olduğu, bu ilkenin kabul edilmesinin sebebinin bir suçlunun cezasız kalmasının, bir suçsuzun mahkum olmasına tercih edilmesi olduğu, temel amacı hiçbir duraksamaya yer vermeden maddi gerçeğin ortaya çıkarılması olan ceza yargılamasında kuşkunun bulunduğu yerde mahkumiyet kararı verilemeyeceği anlaşılmakla, mahkememizce sanığın savunmalarına itibar edilmekle, sanığın müsnet suçlardan cezalandırılmasını gerektirir her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden, yüklenen suçların sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeni ile…” şeklindeki kabul ve gerekçesiyle sanığın nitelikli cinsel istismar suçundan beraatine karar vermiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesi “…Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, Anlaşıldığından, istinaf başvurusunda bulunanların ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla,,…” şeklindeki gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi hükmüne yönelik istinaf başvurularının esastan reddine karar vermiştir.

IV. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun’un 288 ve 294 üncü maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp, aynı Kanun’un 289 uncu maddesinde sayılı kesin hukuka aykırılık halleri ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz dilekçesinde belirttiği nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede; yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanı kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, anlaşıldığından, Bölge Adliye Mahkemesince kurulan hükümde, hukuka aykırılık görülmemiştir.

2. Bozma sebebine uygun olarak Tebliğnamede ret isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 07.12.2020 tarihli ve 2019/2847 Esas, 2020/1720 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

25.12.2023 tarihinde karar verildi.