YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6327
KARAR NO : 2023/7475
KARAR TARİHİ : 09.11.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/262 E., 2015/60 K.
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEMYİZ EDENLER : Katılan Mağdur vekili, katılan Bakanlık vekili, sanık müdafileri
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.03.2015 tarihli ve 2014/262 Esas, 2015/60 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddeleri uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 01.10.2018 tarihli ve 14-2015/182845 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Mağdur Vekilinin Temyiz İsteği
Sanığa üst sınırdan ceza verilmesi gerektiğine, sanığın suçu işlerken cebir ve tehdit kullandığına, 62 nci maddenin yasal şartlarının bulunmadığına, bu nedenle kararın bozulmasına ilişkindir.
B. Katılan Bakanlık Vekilinnin Temyiz İsteği
Katılan mağdurun olay nedeni ile ruh sağlığının bozulduğunu, üst sınırdan ceza verilmesi gerektiğine ilişkindir.
C. Sanık Müdafilerinin Temyiz İsteği
Sanığın her aşamada doğruyu söylediğini, katılan mağdurun ifadelerinin tutarsız olduğunu, katılan mağdurun iddia ettiği nitelikli cinsel istismar nedeni ile sanık hakkında takipsizlik kararı verildiğini, olay yerinde keşif yapılmadan eksik araştırma ile karar verildiğini, ayrıca ruh sağlığı için Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini, mahkumiyete yeterli delil bulunmadığını, iddia edilen yerde ve zamanda isnat olunan suçun işlenmesinin mümkün olmadığını, sanığın mağdurun babası ile karakola giderek beyanda bulunduğunu, yerdeki paspasta zaman geçtikten sonra bulunan sıvının sanığa ait olmasının mümkün olmadığını, zira sanığa ait olsaydı sanığın o paspası orada bırakmasının mümkün olmadığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemesince; ” Mağdur … çalışmakta olduğu işyerinin yan tarafında bulunan … Oto Elektrik isimli işyerinde çalışan sanık … ile tanışmakta olup olay tarihinde sanığın mağdurun çalıştığı işyerine giderek kendi işyerinde eşya taşıyacağını söyleyerek mağdurun kendisine yardım etmesi için mağdurun patronundan izin aldığı, mağdurun sanığa yardım etmek için sanığın çalıştığı işyerine girdiğinde sanığın mağduru işyerinin ofis olarak kullanılan kısmına alarak burada eliyle mağdurun ağzını kapattığı, sanığın mağdurdan büyük olması nedeniyle mağdurun yardım isteyemediği, sanığın mağdurun eşofmanını ve iç çamaşırını kendisinin indirdiği, sanığın yaklaşık 5 dakika kadar anal yoldan kendisine sürtündükten sonra odada bulunan halıfleks üzerine boşalarak istismarda bulunduğu yukarıda açıklanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre usulen sabit kabul edilmiştir.
Her ne kadar sanık savunmasında atılı suçu kabul etmemiş ise de; dosya kapsamında bilgi sahibi olarak beyanlarına başvurulanlardan … mağdurun kendisi ile çalıştığını, olay tarihinde kendisi Mağdur … çalışmakta olduğu işyerinin yan tarafında bulunan … Oto Elektrik isimli işyerinde çalışan sanık … ile tanışmakta olup olay tarihinde sanığın mağdurun çalıştığı işyerine giderek kendi işyerinde eşya taşıyacağını söyleyerek mağdurun kendisine yardım etmesi için mağdurun patronundan izin aldığı, mağdurun sanığa yardım etmek için sanığın çalıştığı işyerine girdiğinde sanığın mağduru işyerinin ofis olarak kullanılan kısmına alarak burada eliyle mağdurun ağzını kapattığı, sanığın mağdurdan büyük olması nedeniyle mağdurun yardım isteyemediği, sanığın mağdurun eşofmanını ve iç çamaşırını kendisinin indirdiği, sanığın yaklaşık 5 dakika kadar anal yoldan kendisine sürtündükten sonra odada bulunan halıfleks üzerine boşalarak istismarda bulunduğu yukarıda açıklanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre usulen sabit kabul edilmiştir.
Her ne kadar sanık savunmasında atılı suçu kabul etmemiş ise de; dosya kapsamında bilgi sahibi olarak beyanlarına başvurulanlardan … mağdurun kendisi ile çalıştığını, olay tarihinde kendisi mağdur ile işyerinde film izlemekte iken sanığın dükkanına gelerek mağdurun kendi işyerinde birşey taşıması için mağdurdan yardım istediğini, mağdurun yardım etmek için gittiğini aradan yaklaşık 15-20 dakika sonra tekrar geri döndüğünü, film izlemeye devam ettiklerini, öğleden sonra ise mağdurun izin isteyerek gittiğini, bu tarihten sonra mağdurun işyerine gelmediğini, babası işe bıraksa bile mağdurun babası gidince ayrıldığını dair beyanı ile mağdurun annesi …’un olay günü oğlunun öğleden sonra eve geldiğini, giysilerini yıkatıp duş aldığına dair beyanları mağdur anlatımları ile uyumlu beyanları, mağdurun olayın etkisiyle öğleden sonra işyerinden ayrılmak istediği, daha sonrada sanığın işyerinin yakın olması dolayısıyla, benzer vahamette bir eylemle karşılaşmaktan korktuğu için bir daha çalışmak istemediği, olay tarihinde sanığın çalıştığı işyerini gösterir mobese görüntülerine dair yapılan incelemede mağdurun bir süre sanığın işyerinde kaldıktan sonra buradan çıktığı, eşofmanını tutarak ve ağır adımlarla kendi işyerine doğru ilerlediğinin tespit edilmesi; bu durumun tüm tanık anlatımları ve mağdur beyanları ile uyumlu olması, bu yönüyle mağdurun maruz kaldığı istismar eylemi dolayısıyla ruhsal sarsıntı içinde olduğu bu yüzden eşofmanın tuttuğu ve ağır adımlarla yürüdüğü kabul edilmiş, mağdurun sanığın kendisine anal yoldan sürtünerek boşaldığını belirttiği halıfleks üzerinde mağdur … şüpheliden alınan kan örnekleri ile yapılan inceleme neticesinde incelemeye gönderilen halıfleksin işaretlenen bölümü üzerinde meni içeren vücut sıvısı örneğinde sanıktan alınan kan örneği ile birlikte farklı bir erkek genotipinin karışık olarak bulunduğu tespit edilmesi, her ne kadar sanık müdafiinin halı üzerindeki meni örneğinin daha önceki tarihlerde sanığın porno film izleyerek bunun etkisyle heyecanlnamak suretiyle boşaldığını ifade etse de, alınan örneklerin olayın oluş tarzı ve mağdur beyanlarıyla da uyumlu olarak halının üzerinde bulunmuş olması dolayısıyla bu savunmaya itibar edilmemiştir. Yargıtay kararlarında da istikrarlı bir şekilde değinildiği gibi iffet ve namusunu doğrudan ilgilendiren bir konuda, sanığa iftira etmesi için ciddi bir neden bulunmayan mağdurun olaydan sonraki samimi kabul edilen beyanları ile bunları destekleyen kurul doktor raporu,dosyada mevcut mobese kamerasına ait görüntüleri ve tanık …’ in şüphelinin mağduru çağırdığı yönündeki beyanı ile mağdurun anlatımlarının uyuşması, kriminal incelemesi neticesinde düzenlenen raporda şüpheliye ait biyolojik örneklerin mağdurun şüphelinin eyleminden sonra boşaldığını beyan ettiği halıfleks üzerinde bulunması, mağdurun soruşturma aşamasındaki beyanlarının samimi ve tutarlı olması, bütünlük ve istikrar arzetmesi, mağdurun yaşı ve görünüşü itibariyle soruşturmadaki beyanlarına itibar edilmemesini gerektirir bir halin müşahede edilmemesi nazara alındığında, sanığın TCK’nun 103/1 maddesinde düzenlenen cinsel istismar eylemi sabit görülmüştür.
Sanığın eylemini 103/1. 2. cümlesi gereğince sarkıntılık düzeyinde kalıp kalmadığı hususu bakımından yapılan değerlendirmede; Yargıtay 14.CD’nin istikrar kazanmış kararlarında da hükmedildiği üzere 6545 sayılı kanunla TCK’nın 103/1. maddesine eklenen sarkıntılık eyleminden kasıt ani niteliklikte ve devamı olmayan, kesik biçimde gerçekleşen eylemlerdir. Sanığın mahkememizce kabul edilen eylemi ani ve kesiklik gösteren bir eylem olmayıp, mağdurun pantalonun indirme, sürtünme gibi devam eden eylemlerin varlığı karşısında eylemin sankıntılık boyutunda kalmadığı, 6545 SK ile değişik TCK’nın 103/1.1. cümlesi kapsamıda kaldığı görülmüştür.
103/4 1.cümle bakımından cebirin gerçekleşip gerçekleşmediği husunda yapılan değerlendirmede; Buradaki cebir 103/1-b maddesinde olduğu gibi mefruz cebir olmayıp, fiziken zor kullanmak manasına gelen maddi cebirdir. Cebirin mağdurun direncini kırmaya elverişli olarak kullanılması gerekir. Sanığın olayda mağdura karşı onun fiili direncini kırmak şeklinde fiziken zor kullandığına dair her türlü kuşkudan uzak deliller ile sabit olmadığından TCK’nun 103/4 maddesinin uygulanmasının yer olmadığına karar verilmiştir.
Alınan Adli Kurul Raporunda ise mağdurla yapılan görüşmeler ve muayeneler neticesinde mağdurun cinsel istismar fiilinin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğinin yaşıtları düzeyinde geliştiği, ruhsal açıdan kendisini savunmasına engel olabilecek herhangi bir psikopatolojisinin olmadığı, ancak bu yaş döneminde yetişkin düzeyinde savunma becerilerinin beklenemeyeceği, meydana geldiği iddia olunan cinsel istismar eylemi neticesinde kalıcı bir ruhsal bozukluk tespit edildiğinden ruh sağlığının bozulduğu kanaatine varılmıştır.” şeklinde karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
1. Olay akabinde Erzurum Palandöken Hastanesinden alınan 13.03.2014 tarihli rapor içeriğine göre katılan mağdurun sol alt çene orta 1/3’te yaklaşık 1 cm çaplı ekimoz bulunduğunun tespiti, bu tespitin katılan mağdur … müştekinin beyanları ile örtüştüğü ve sanığın eylemi gerçekleştirdiği sırada katılan mağdura karşı cebir uyguladığının anlaşılması karşısında hükmedilen cezada 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca arttırım yapılmaması hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Bozma sebebine uygun olarak Tebilğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.03.2015 tarihli ve 2014/262 Esas, 2015/60 Karar sayılı kararına yönelik katılan mağdur vekili, katılan Bakanlık vekili ve sanık müdafilerinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.11.2023 tarihinde karar verildi.