YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/14082
KARAR NO : 2023/7476
KARAR TARİHİ : 09.11.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/350 E., 2016/27 Karar
SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
TEMYİZ EDENLER : O yer Cumhuriyet savcısı, suça sürüklenen çocuk ve sanık müdafileri
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık ve suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.01.2016 tarihli ve 2015/350 Esas, 2016/27 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından açılan davada, eylem çocuğun cinsel istismarı kabul edilerek 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl hapis ve aynı Kanun’un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi ve beşinci fıkrası uyarınca 3 yıl hapis ve 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına, suça sürüklenen çocuk hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 nci maddeleri uyarınca 4 yıl 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 01.07.2020 tarihli ve 14-2016/136415 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteği
Mağdurenin olaya ilişkin beyanlarının çelişkili ve değişken olduğunu ancak ilk verdiği samimi ifadesinde SSÇ ile ilişkiye girdiğini söylediğini, sonrasında onu kurtarmak için sanık … ile cinsel ilişkiye girdiğini söylediğini, Sezer hakkında çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından ceza verilmesi için dosyada yeterli delil bulunmadığını, ayrıca iddianamedeki anlatıma göre SSÇ’nin mağdureyi hürriyetinden yoksun kıldığından 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinden de mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
B. Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz İsteği
SSÇ’nin olayın başından beri samimi olarak ifade verdiğini, atılı suçu işlemediğini, on beş yaşını doldurmadığını, suç tarihinin doğum günü olduğunun iddia edildiğini, yeni ergenliğe girdiğini, mağdure ile yaşlarına uygun arkadaşlık ettiklerini, ancak uzun sürmediğini ayrıldıkları dönemde mağdurenin sanık … ile sevgili olduğunu ve gizli olarak görüşüp buluştuklarını, sanığın bu hususu kabul ettiğini, hatta tanık Mürüvvet’in mağdureyi sanığın aracından inerken gördüğünü ve üzerini düzelttiğini söylediğini, mağdurenin hazırlıkta el yazısı ile verdiği dilekçesinde SSÇ ile cinsel ilişkiye girmediğini, sanık ile cinsel ilişkiye girdiğini kabul ettiğini, dinlenen diğer tanıkların beyanlarını kabul etmediklerini, mağdurenin Sezer’den korktuğu için SSÇ’yi suçladığını, müştekilerin de SSÇ’den şikayetçi olmadıklarını söylediklerini, tüm bunlara rağmen SSÇ’nin cezalandırılmasına karar verilmesinin yasal olmadığına ilişkindir.
C. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
Sanığa ek savunma hakkı verilmeden 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasından ceza verilmesinin yasal olmadığını, mağdurenin SSÇ’yi suçtan kurtarmak için sanığı suçladığını, mağdurenin sanığa sarılması nedeni ile sanığın mağdureye sarıldığını, cinsel amacının bulunmadığını, bu sarılma nedeni ile cezalandırılmasının yasal olmadığını, sanığın aynı Kanun’un 109 uncu maddesinden cezalandırılmasının da yasal olmadığını, olay günü sanık ve mağdurenin okulda bulundukları sırada odaya gelen çaycı tanık …’in beyanında olumsuz bir şey görmediğini söylediğini, mağdurenin olayın
başından beri SSÇ’yi kurtarmak için ifade değiştirip sanığı suçladığını, kararın kanuna uygun olmadığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemesince; “Yapılan yargılama,sanık savunmaları,mağdur beyanı,katılanların beyanları,yeminli tanık beyanları, ADÜ Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığının 24/10/2013 tarihli ve 1014 sayılı mağdurun beyanlarına itibar edilebileceğine dair raporu, ADÜ Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığının 26/11/2013 tarih ve 1125 sayılı mağdur hakkında düzenlenen, kişide travma sonrası stres bozukluğu saptandığına ve ruh sağlığının bozulduğuna dair raporu, ADÜ Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığının 14/10/2014 tarih ve 1036 sayılı mağdur hakkında düzenlenen, kişinin travma sonrası stres bozukluğu ve major depresyon tanı kriterlerini karşıladığına, ruh sağlığının bozulduğuna ve olayı gerçekleştiren şahsın aynı çevrede bulunuyor olmasının ruh sağlığının bozulmasına katkı sağladığına dair raporu, İstanbul Adli Tıp Kurumunun 11/03/2015 tarihli ve 1109 karar nolu mağdur hakkındna düzenlenen depresif uyum bozukluğu denilen psikiyatrik bozukluğun tespit edildiğine, tespit edilen bu psikiyatrik bozukluğun ruh sağlığını bozacak mahiyet ve derecede olduğuna, bu bozukluğun iddia edildiği gibi cinsel istismara bağlı ortaya çıkabileceğine, ancak bu psikiyatrik bozukluğun hile, şiddet veya zorlama olmaksızın mağdurun erken yaşta cinsel deneyim yaşamasına bağlı olabileceği gibi olay sonrası gelişen psikososyal stres ve çatışmalar nedeniyle de ortaya çıkabileceği, bunlar arasında tıbben ayrım yapılamayacağına dair raporu ve tüm dosya kapsamından; mağdure …’ın, 11.10.2013 tarihinde Çine Devlet Hastanesi’ne gelerek gebelik testi yaptırmak istediği, yaşının küçük olması nedeniyle hastane görevlilerince durumun Çine İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne bildirildiği, mağdurenin Çine Cumhuriyet Başsavcılığında verdiği 11/10/2013 tarihinde avukat huzurunda alınan ifadesinde; 2 Haziran 2013 tarihinde erkek arkadaşı …’in evine doğum günü partisi için gittiğini, parti bitip herkes evine dağıldıktan sonra erkek arkadaşıyla evde yalnız kaldıklarını, normal yolla rızasıyla birlikte olduklarını, cinsel ilişki sırasında adetli olduğu için kanama olup olmadığını anlamadığını, hamile olup olmadığının kafasına takılması nedeniyle test yaptırmak için hastaneye gittiğini, kendi rızasıyla birlikte olduğu için erkek arkadaşı …’den şikayetçi olmadığını beyan ettiği, ADÜ Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığının 11/10/2013 tarih ve 74258993-062 sayılı mağdur hakkında düzenlenen raporda hymende saat kadranına göre saat 6 hizasında cidara kadar inmeyen iyileşmesini tamamlamış eski yırtık olduğuna, bu yırtığın muayene tarihinden geriye dönük olarak 10 günden daha önceki bir zamanda meydana gelmiş olmasının mümkün olduğuna, hymen bütünlüğünün bozulduğuna, vücuda organ veya sair bir cisim sokulduğuna, anüste akut veya kronik livatanın maddi delillerine rastlanılmadığının bildirildiği,ADÜ Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığının 24/10/2013 tarihli ve 1014 sayılı mağdur hakkında düzenlenen raporda mağdurun beyanlarına itibar edilebileceğinin bildirildiği, her ne kadar mağdur aşamalarda verdiği beyanlarında SSÇ … … ile cinsel birliktelik yaşamadığını beyan etmiş ise de mağdurenin SSÇ ile yaşadığı cinsel birlikteliği yer,zaman olarak ayrıntılarıyla anlattığı,tüm bunların kurgu olamayacağı, katılan …’ın SSÇ …’in mağdura çektiği “merak etme, kızlığın bozulmamıştır” şeklindeki mesaj içeriği,ayrıca yeminli olarak beyanı alınan tanık …’ın mağdur ile SSÇ … …’ı sağlık meslek lisesinin karşı duvarında muhabbet ederken gördüğünü, her ikisinin de üzerinde kıyafetleri olduğunu ancak erkeğin kızın kıyafetleri üzerinden yanaklarını ,göğüslerini okşayıp sıkarken gördüğünü belirttiği,yine yeminli olarak beyanı alınan tanık …’in ve tanık …’in mağdur ile SSÇ’yi uygunsuz vaziyette gördüklerini beyan etmeleri karşısında SSÇ …’in suçtan kurtulmaya yönelik beyanına itibar edilmemiş ve üzerine atılı on beş yaşından küçük mağdura karşı cinsel istismar suçunu işlediği kanaatine varılmıştır.
Hükme esas alınan İstanbul ATK’nın 11/03/2015 tarihli ve 1109 karar nolu raporunun sonuç kısmında belirtildiği üzere mağdurenin ruh sağlığının bozulmasının cinsel istismara bağlı ortaya çıkabileceği gibi mağdurun erken yaşta cinsel deneyim yaşamasına bağlı olarak da ortaya çıkabileceği, yine olay sonrası gelişen psikososyal stres ve çatışmalar nedeniyle de bu durumun ortaya çıkabileceği, bunlar arasında tıbben ayrım yapılamayacağı hususu mahkememizce de kabul edilerek sadece SSÇ’un eylemiyle mağdurun ruh sağlığının bozulduğu hususu sabit kabul edilmemiştir.
Sanık … yönünden; sanık …’in mağdur ile sevgili olduklarını ve olay günü mağdur ile okulda bulunan odasında sarıldıkları hususunun Mahkememizce sabit kabul edildiği,her ne kadar sanık …’in TCK’nın 103/2 maddesi gereğince cezalandırılması için dava açılmış ise de, mağdurun aşamalardaki çelişkili beyanları karşısında sanığın beyanının önem kazandığı, sanığın okulda bulunan odada mağdurla oturduğunu, sevgili olduğunu kabul ettiği, ayrıca mağdurla sarıldıklarını kabul ettiği ve bu kabulün mahkememizce geçerli kabul edildiği, bu nedenle organ sokma hususu sabit olmadığından sanık … hakkında TCK’nın 103/2 maddesi uygulanmamış,sanığın TCK’nun 103/1.a md yollamasıyla 103/1 md gereğince cezalandırılması cihetine gidilmiş ayrıca sanık …’in bu eylemi süresince on beş yaşından küçük mağduru alıkoyduğu ve bu nedenle mağdura karşı hürriyeti yoksun kılma suçunu işlediği Mahkememizce sabit kabul edilmiştir.
Sanık …’nin cinsel istismar sırasında mağdureyi alıkoyduğu anlaşılmakla eylemine uyan 5237 sayılı TCK 109/1 md uyarınca cezalandırılmasına” şeklinde karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Sanık … Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Muhakeme safahatını yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, iddia ve savunma ile tüm delillerin eksiksiz olarak kararda gösterildiği, hükmedilen cezanın nevi ve miktarı itibarıyla kanuni sınırlar içinde tayin edildiği anlaşıldığından sanık müdafiinin temyiz talebi yerinde görülmemiştir.
B. Sanık … Hakkında Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrası uygulanmasına rağmen 5271 sayılı Kanun’un 226 ncı maddesine aykırı olarak ek savunma hakkı verilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.
C. Suça Sürüklenen Çocuk Hakkında Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Mağdurenin tüm aşamalardaki çelişkili beyanları, suça sürüklenen çocuğun savunması, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında uzun zamandır mağdure ile sevgili olan suça sürüklenen çocuğun mağdureye sarılma, elinden tutma, öpüşme şeklindeki eylemlerinin 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen çocuğun cinsel istismarı suçu olarak değerlendirilmesi gerekirken, aynı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan cezalandırılması için yeterli delil bulunmadığı halde bu suçtan hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
D. Tebliğname Yönünden
Gerekçenin (B) ve (C) bölümlerinde yer alan sebeplerle Tebliğnamede onama isteyen görüşe kısmen iştirak edilmemiştir.
V. KARAR
A. Sanık … Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.01.2016 tarihli ve 2015/350 Esas, 2016/27 Karar sayılı yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden o yer Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafilerinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Sanık … Hakkında Çocuğun Cinsel İstismarı Suçu ve Suça Sürüklenen Çocuk Hakkında Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçenin (B) ve (C) bölümlerinde açıklanan nedenlerle … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.01.2016 tarihli ve 2015/350 Esas, 2016/27 Karar sayılı kararına yönelik o yer Cumhuriyet savcısı, suça sürüklenen çocuk müdafii ve sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.11.2023 tarihinde karar verildi.