YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/12737
KARAR NO : 2023/8661
KARAR TARİHİ : 20.12.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
KARAR TARİHİ : 05.06.2023
SAYISI : 2023/899 E., 2023/1263 K.
SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı
HÜKÜM : İstinaf başvurusun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Muğla 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.03.2023 tarihli ve 2021/263 Esas, 2023/98 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (c) bendi ile 43, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 30 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 05.06.2023 tarihli ve 2023/899 Esas, 2023/1263 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz Talebi
Katılan mağdurenin yaklaşık on beş yıl önce olduğunu iddia ettiği eylemlerle ilgili müracaat tarihinde şikayette bulunmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, mağdurenin öz annesi ve kardeşinin beyanları ile diğer tanık beyanının mağdurenin iddialarını doğrulamadığı, katılanın ve nişanlısının maddi çıkar elde etmek amacıyla sanığa iftira attığı, sanık tarafından atıldığı iddia edilen Mahkemece kabul edilen mesajların sanık tarafından gönderilmediği savunulmasına rağmen bu hususta bir araştırma yapılmadığı, sanığın üzerine atılı suçu işlemediği, sanık hakkında lehe kanun hükümlerinin uygulanmadığı, suçu kabul anlamına gelmemekle birlikte zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasında alt sınırdan uzaklaşılmasının hatalı bir değerlendirme olduğu, açıklanan nedenlerle sanık hakkındaki mahkumiyet hükmünün bozulması gerektiğine yöneliktir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Katılan mağdure ile sanığın, anneleri bir babaları ayrı kardeş oldukları, sanığın on iki yaşını tamamladığı ve cezai sorumluluğunun başladığı 16.02.2007 tarihinden sonraki süreçte katılan ile birlikte Antalya ilinde ikamet ettikleri zaman içerisinde on iki yaşından küçük kardeşi olan katılan mağdureye dokunup, okşamaya, kendisiyle duşa girerek cinsel organları ile oynamaya başladığı, aynı eylemlerin Ankara ili Çubuk ilçesine taşındıklarında da devam ettiği, sanık ve katılan mağdurenin ailesinin 2009 yılının yazında Muğla iline taşındıkları, 2009 yılının Kasım ayında sanığın katılan mağdureyi evlerinin üst katında bulunan yatak odasına çağırdığı, yatak odasının kapısını kapatıp katılan mağdurenin yüzü yatağa doğru gelecek şekilde yatağa ittirip cinsel bölgelerini okşamaya başladığı, altında bulunan eşofmanını ve iç çamaşırını çıkartarak cinsel organını poposuna sürtmeye başladığı ve cinsel organını katılan mağdurenin makat kısmından içeri soktuğu, olanları kimseye anlatmaması konusunda uyardığı, sanığın, katılan mağdureye karşı 2015 yılının Şubat ayına kadar çocuğun nitelikli cinsel istismarı eylemlerinin devam ettiği, böylelikle tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın kardeşi olan on sekiz yaşını tamamlamamış katılan mağdureye yönelik 2007 yılının Şubat ayından 2009 yılının Kasım ayına kadar birden fazla kez göğsüne, cinsel organına, dudaklarına dokunmak ve öpmek suretiyle, 2009 yılı Kasım ayından 2015 yılı Şubat ayına kadar göğsüne, cinsel organına, dudaklarına dokunmak ve öpmek, cinsel organını katılan mağdurenin ağzına, anüsüne ve vajinasına birden fazla kez sokmak suretiyle “Organ sokma suretiyle çocuğun nitelikli cinsel istismarı” suçunu işlediği vicdani kanaatine varılmıştır.
Sanık 16.02.1995 doğumlu olup, 16.02.2013 tarihindeki eylemler bakımından on sekiz yaşını doldurmamış ise de, sanığın eylemlerini on sekiz yaşını tamamladıktan sonra 2015 yılı Şubat ayına kadar devam ettirdiğinden hakkında 5237 sayılı Kanun’un 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası tatbik edilmemiştir.
Katılan mağdure ile sanığın kardeş olması nedeniyle sanığın cezasında 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi uyarınca artırım yapılmıştır.
Sanığın, katılan mağdureye yönelik eylemini aynı suç işleme kararının icrası kapsamında farklı zamanlarda birden fazla kez gerçekleştirmesi nedeniyle zincirleme suç hükümleri gereği sanığa verilen cezada 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi uyarınca eylem sayısı gözetildiğinde takdiren 1/2 oranında arttırım yapılmıştır.
Sanık mağdureye atmış olduğu mesaj içerikleri, söz konusu mesajların kurgusal nitelikte olmaması, katılan mağdurenin olaydan sonra gitmiş olduğu psikiyatrın beyanları ve tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde Mahkemece sanığın atılı suçu işlediğine ilişkin tam bir vicdani kanaate varıldığından sanığın suçtan kurtulmaya yönelik söz konusu savunmalarına itibar edilmemiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediğinden istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir.
IV. GEREKÇE
İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesi ve tüm dosya kapsamına göre, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırılarak vicdanî kanıya ulaşıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 05.06.2023 tarihli ve 2023/899 Esas, 2023/1263 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Muğla 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.12.2023 tarihinde karar verildi.