Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2022/3566 E. 2023/7642 K. 20.12.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3566
KARAR NO : 2023/7642
KARAR TARİHİ : 20.12.2023

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1918 E., 2022/478 K.
HÜKÜM/KARAR : Ret/Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Silifke 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2014/224 E., 2019/188 K.

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili; davacının Mersin ili, Silifke ilçesi, … Mahallesi, doğusunda; yol, batısında; … oğlu … …’un kullanımında olan taşınmaz, kuzeyinde; … kızı …’in kullanımında olan taşınmaz, güneyinde; Mersin-Silifke yolu bulunan bir parça taşınmaz üzerinde zilyetliğinin bulunduğunu, söz konusu zilyetliği taşınmaza daha önceden zilyetlik edenlerden satış yolu ile devraldığını ve devam ettirdiğini, sınırları belirtilen taşınmazda zilyetlerin uzun yıllardan bu yana Türk Medeni Kanunu’nun 713 üncü maddesinde yer alan şartlara uygun olarak malik sıfatıyla zilyetliğini sürdürürken son olarak davacının zilyetliğine geçtiğini, böylece davacının malik sıfatıyla nizasız fasılasız zilyet olduğunu,Türk Medeni Kanunu’nun 713 üncü maddesi ve Kadastro Kanunu’nun 17 nci maddeleri esas alındığında imar ve ihya ile kazanım koşulları oluştuğunu ileri sürerek taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiş; yargılama sırasında dava konusu taşınmazın Mersin ili, Silifke ilçesi, Hasanaliler Mahallesi, 470 parsel sayılı taşlık vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tescilli olduğu anlaşılmıştır.

II. CEVAP
Davalılar; davanın zamanaşamı ve hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, davada imar ihya ile mülk edinme koşullarının oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 15.05.2019 tarihli ve 2014/224 Esas, 2019/188 Karar sayılı kararıyla;dava konusu taşınmazın tapuya 14.06.1994 tarihinde tescil edildiği, davanın ise 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 02.07.2014 tarihinde açıldığı, bu itibarla davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği kaldı ki böyle bir yerin emek ve masraf sarfı suretiyle imar-ihya işlemlerinin tamamlanması, tarıma elverişli hale getirilmesi ve kazanmayı sağlayacak 20 yıllık zilyetlik süresinin geçmesi ile kazanılmasının mümkün olup dava tarihi 2014 yılı ise de taşınmazın davalı adına kayıt edildiği tarih 1994 olduğundan imar ihyanın en geç 1974 tarihi itibariyle tamamlanmış olması gerekmekte iken tamamlanmadığının anlaşıldığı, dava hak düşürücü süre nedenine dayalı olarak reddedilmeseydi de sonucun değişmeyeceği, davanın reddi gerekeceği belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

B. İstinaf Nedenleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açılmış olduğundan reddine karar vermiş ise de dava konusu taşınmazın 30 yılı aşkın süredir nizasız fasılasız olarak davacıya satış yapanların zilyetliğinde iken Türk Medeni Kanunu’nun 713 üncü maddesinde belirtilen şartlara uygun olarak, harici satış sözleşmesi ile davacının zilyetliğine geçmiş olduğunu, bu hususun tanık beyanları ile sabit olduğunu, nitekim bu tarihe kadar ne Hazine’nin ne de üçüncü bir şahsın herhangi bir müdahalesi bulunmadığını, davacının imar affından faydalanmak amacıyla yetkili mercilere başvuru yaptığını, harcını yatırmak suretiyle yapı kayıt belgesi aldığını, bu hususun işbu dosyada bekletici mesele yapılması gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 15.02.2022 tarihli ve 2019/1918 Esas, 2022/478 Karar sayılı kararıyla; İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.

B. Temyiz Nedenleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3 üncü maddesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713/1 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Mersin ili, Silifke ilçesi, … Mahallesi, 470 parsel sayılı 632.196,27 m² yüzölçümlü taşınmaz taşlık vasfıyla Hazine adına kayıtlı olup taşınmazın geldisi olan 158 parselin 11.06.1976 tarihinde 927.900 m² yüzölçümüyle tarla ve kısmen taşlık vasfıyla tespit edildiği, tespite itiraz üzerine verilen karara ilişkin 08.02.1979 tarihinde Kadastro Mahkemesinde Hazine’ye karşı dava açıldığı,Silifke Kadastro Mahkemesinin 1992/24 Esas – 1992/193 Karar sayılı kararı ile 668.777 m² yüzölçümüyle taşlık ve çalılık vasfıyla 14.06.1993 tarihinde hükmen davalı Hazine adına tapuya tescil edildiği, 26.03.2014 tarihli ifraz işlemiyle de 470 parsel numarasını aldığı , bu itibarla dava konusu Mersin ili, Silifke ilçesi, … Mahallesi çalışma alanında bulunan 470 parsel sayılı taşınmaza ilişkin kadastro tespitinin kesinleşme tarihinin 14.06.1993 olduğu, davanın ise Kadastro Kanunu’nun 12 nci maddesinin 3 üncü fıkrasında düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 02.07.2014 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.

2.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR :
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA;

Aşağıda yazılı 189,15 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına;

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

20.12.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.