Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2023/5752 E. 2024/289 K. 18.01.2024 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/5752
KARAR NO : 2024/289
KARAR TARİHİ : 18.01.2024

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/331 E., 2023/564 K.
KARAR : Ret

Taraflar arasındaki tenkis davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 1. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların murisi …’in 202 ada 11 ve 12 parsel sayılı taşınmazlardaki payını davalıya bağışladığını, açıklanan durumun davacıların saklı payına zarar verdiğini iddia ederek saklı payı aşan kısmın tenkisine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu bağışın 20 yıl önce yapıldığını, davalının murise baktığını, murisin minnet duygusu ile 202 ada 11 ve 12 parsel sayılı taşınmazlardaki payını müvekkiline verdiğini, ayrıca murisin başkaca taşınmazının da bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı vekili 26.01.2016 havale tarihli dilekçesi ile cevabını ıslah ederek zamanaşımı def’inde bulunmuştur.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 09.02.2016 günlü ve 2015/175 Esas, 2016/26 sayılı Kararı ile davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin 09.02.2016 günlü ve 2015/175 Esas, 2016/26 sayılı kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 28.04.2021 tarih ve 2020/2189 Esas, 2021/2676 Karar sayılı ilamında; “…. mirasbırakanın 18.08.2012 tarihinde öldüğü, davanın 14.04.2015 tarihinde açıldığı, tarafların yargılama sırasında tenkise konu işlemin öğrenme tarihine ilişkin beyanda bulunmadıkları, mahkemece dava konusu taşınmazlarda davacılar tarafından 16.08.2012 tarihinde işlem yapılmak suretiyle temliğin öğrenilmiş olduğu kabul edilerek davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmiş ise de; davacıların temyiz dilekçelerinde bağış işlemini dava konusu taşınmazlara ilişkin olarak yapılan 09.06.2014 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile öğrendiklerini beyan ettikleri anlaşılmaktadır.
Hâl böyle olunca; TMK’nın 571 inci maddesi gereğince davanın süresinde açılıp açılmadığının araştırılması, bu hususta taraf delillerinin toplanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsizdir.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 14.07.2023 günlü ve 2021/331 Esas, 2023/564 sayılı Kararında; bozma ilamından sonra mahkemece dinlenen murisin kızları ve davalının kız kardeşleri olan tanıklar … ile …’un dava konusu edilen taşınmazların murise baktığı için muris tarafından davalıya bağışlandığını, bu durumu davacıların annesi davalının kız kardeşi müteveffa … ‘ın ve davacıların da bildiğini beyan ettikleri, belirtilen tanık beyanlarına göre taşınmazların davalıya hibe yolu ile temlik edildiğinden davacıların annesi … ‘ın en başından itibaren bilgi sahibi olduğu, … ‘ın çocukları olan davacıların dava konusu temlikten haberdar olmamalarının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davacıların dava konu taşınmazlarda anneleri … ‘ın ölümü üzerine 15.08.2012 tarihinde intikal işlemi yaptırdıkları ve dolayısıyla dava konusu edilen taşınmazlarda davalının muris tarafından yapılan bağış işlemi ile paydaş olduğundan en geç belirtilen tarihte haberdar olduklarının karine olarak kabulü gerektiği, bu olgunun aksinin davacılar tarafından kanıtlanamadığı, bu durumda davacıların dava konusu taşınmazlardaki saklı paylarının zedelendiğini 15.08.2012 tarihinde öğrendikleri, muris …’in 18.08.2012 tarihinde ölümü üzerine tenkis davası için 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 571 inci maddesinde öngörülen bir yıllık hak düşürücü sürenin işlemeye başladığı, davanın 14.04.2015 tarihinde açıldığı, bu durumda davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; tapuda yapılan işlem sırasında bağış işlemini öğrenme imkanı bulunmadığını, davacıların 09.06.2014 tarihli Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi ile bağış işlemini öğrendiğini, tanık beyanlarının soyut nitelikte olduğunu, davalı ile bir kısım tanıklar arasında menfaat birliği bulunduğunu, tanıklardan …’un dava konusu payların davalı tarafından dava dışı 3 üncü kişiye temliki ile ilgili açtığı ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil davasını eldeki davanın olumsuz etkileyeceği düşüncesiyle davalı lehine olacak şekilde tanıklık yaptığını, dava konusu bağış işlemi sırasında davacıların çocuk yaşta olduklarından durumu anlamalarına imkan bulunmadığını, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, tenkis istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası.

2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 571 inci maddesi şöyledir:
Tenkis davası açma hakkı, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın açılması tarihinin üzerinden on yıl geçmekle düşer.
Bir tasarrufun iptali bir öncekinin yürürlüğe girmesini sağlarsa, süreler iptal kararının
kesinleşmesi tarihinde işlemeye başlar.
Tenkis iddiası, def’i yoluyla her zaman ileri sürülebilir.

3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının davacılara yükletilmesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

18.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.