Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2020/2646 E. 2020/9892 K. 30.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2646
KARAR NO : 2020/9892
KARAR TARİHİ : 30.09.2020

MAHKEMESİ :… Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, asıl davada … sözleşmesine haklı bir neden olmadan son verildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile diğer bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir. Birleşen davada ise, asıl davada ıslah sonrası alınan ek raporla davacının daha çok alacağının olduğunun tespit edildiğini, ilgili davada talep edilmeyip fazlaya ilişkin saklı tutulan kısım için … 14.icra müdürlüğünün 2016/5320 esas sayılı dosyası ile davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itirazı üzerine takibin durduğu, birleşen dava ile de itirazın iptali takibin devamı ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, kararın davalı tarafça temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 13.11.2019 tarihli bozma ilamı ile karar bozulmuş, bozma ilamına uyularak asıl davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, birleşen dava yönünden de itirazın iptali takibin devamına ve asıl alacağın %20 si tutarında icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.
Temyiz:
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Taraflar arasında icra inkar tazminatının şartlarının oluşup oluşmadığı uyuşmazlık konusudur.
İtirazın iptali davasında borçlunun haksızlığına karar verilmesi halinde ve alacaklının talep etmiş olması şartıyla, borç miktarının kanunda gösterilen orandan az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilir. İcra inkar tazminatına karar verilebilmesi için alacağın belirli ya da belirlenebilir olması gerekir. Ancak, hak tartışmalı ise icra inkar tazminatına hükmedilemez.
Alacağın likit olması şartıyla itirazın iptali davası sonunda borçlunun itirazının kısmen kabulü halinde dahi, kabul edilen kısım bakımından icra inkar tazminatına hükmedilmelidir. İcra inkar tazminatı, asıl alacak bakımından söz konusu olur. İşlemiş faiz isteği yönünden icra inkar tazminatına hükmedilmesi mümkün değildir.
Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.
Bu şartlar yoksa likit bir alacaktan söz edilemez.
Somut olayda, Mahkemece yapılan yargılama sonunda ücret miktarı ile alacağın önceki mahkeme kararı ve bilirkişi raporunda tespit edildiği gerekçesi ile likit olduğu kabul edilerek davacı yararına % 20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. Ancak davacının icra takibinde bulunduğu alacağın hak edilip edilmediği yönünden davalı tarafından itirazda bulunulmuş, bu alacaklar hakkında açılan asıl dava henüz kesinleşmeden ilamsız icra takibi yapılmıştır. Başka bir anlatımla hakkın özüne itiraz söz konusu olup, alacağın varlığı yargılamayı gerektirmektedir. O halde alacağın likitliğinden söz edilemez.Mahkemece icra inkar tazminatı isteğin reddi gerekirken kabulü hatalıdır.
3- Mahkemece birleşen dava yönünden yıllık izin ücretinin net miktar tutarının nasıl hesaplandığı denetime elverişli değildir.
Gerek 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun mülga 77. maddesi, gerekse 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 80. maddesi uygulaması açısından, yıllık izin ücreti, prime esas kazançlar içerisinde olup, Sosyal Güvenlik Kurumu primi ve işçi payına düşen prim kesintileri, damga ve gelir vergisi kesintileri dikkate alınarak alacağın net tutarı belirlenmelidir.
4- Son olarak asıl dava yönünden fazla mesai ücreti 4 numaralı hüküm fıkrasında brüt 14.333,94 TL olmalı iken, hükümde sehven 4.333,94 TL yazılması da isabetsizdir.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 30.09.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.