YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4916
KARAR NO : 2023/6552
KARAR TARİHİ : 19.12.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının murislerinden kalan … ili … ilçesi …Köyü … Mevkiinde ve tapuda 1308 Temmuz tarihli 1/5 cilt, 61 sayfa, 822 sırada kayıtlı 23 dönüm tarla ve arazinin; aynı yerde 1/5 cilt, 61 sayfa, 823 sırada kayıtlı 10 dönüm tarla ve arazinin; aynı yerde vergi kaydına göre 437 hesap numarasında kayıtlı 2000 taah. numaralı 55.20 hektarlık zeytinlik vasfı ve vergi kaydına göre 437 hesap numarasında kayıtlı 2001 taah. numaralı 13.80 hektarlık cebel vasıflı arazilerin 40 yıldır davacının kullandığı ve zilyetliğinde bulunduğu yerler olduğunu, bu yerlerin 150 yıldır davacının murisleri tarafından işlendiğini, 40 yıldır da bizzat davacı tarafından kullanıldığını beyanla, bahsi geçen yerler ile keşif anında belirlenecek olan ve 20 yıldan fazla davacının zilyetliğinde bulunan ve diğerleri gibi ekilip biçilen arazilerin davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
2. Davacı vekili 04.12.2012 havale tarihli dilekçesiyle; dava dilekçesindeki a, b, c şıkkındaki taleplerden vazgeçildiğini, davanın 535 hesap ve 2257 tahsilat no’lu… cebel tarla vasıflı deniz kıyısındaki 1.84 hektarlık taşınmazla ilgili olarak devamına ve bu taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 1086 … Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 … Kanun) 179 uncu maddesine göre dava dilekçesinde hangi hususların bulunması gerektiğinin düzenlendiğini, yine 1086 … Kanun’un 75/2 nci maddesinde muğlak olan kısımlar için açıklama istenebileceğini düzenlendiğini beyan etmiş; duruşmada davacının 6100 … Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 … Kanun) 119 uncu maddesi gereğince dilekçesini açıklamadığını, bu nedenle bu yönde karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 07.05.2013 tarihli ve 2011/3 Esas, 2013/60 Karar … kararıyla; 16.04.2013 tarihli celsede davacıya talep sonucunu açık bir şekilde belirtmesi için bir haftalık kesin süre verildiği, kesin süre içinde davacının talep sonucunu açıklamadığı gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 22.06.2015 tarihli ve 2014/21618 Esas, 2015/8776 Karar … ilamıyla; “… Somut olayda, davacı vekili 04.12.2012 havale tarihli beyan dilekçesinde dava konusu taşınmazın 2257 nolu vergi kaydının kapsamında bulunan yer olduğunu bildirmiş buna rağmen mahkemece 16.04.2013 günlü celsede davacıya HMK 119/1-ğ maddesi uyarınca “açık şekilde talep sonucunun belirtilmesi gerektiğinden davacıya dava ettiği parselleri bildirmesi için bir haftalık kesin süre” verilmesine karar verilmiş ve 07.05.2013 günlü bir sonraki celsede talep sonucu açıklanmadığından bahisle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Davacı tarafından mahkemeye sunulan 06.01.2011 havale tarihli dava dilekçesi ile talep sonucu belirtilmiş, mahkemeye numarası bildirilen vergi kaydı ile de dava edilen taşınmazın mevki ve hudutları belirlenmiş olduğuna göre HMK 119/1-ğ maddesinin somut olayda uygulanmasına olanak bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece yapılacak …, keşif yapmak suretiyle dava konusu yerin haritasının düzenlettirilmesi ve talep içeriğinin keşfen netleştirilerek işin esasına girilmesinden ibarettir. Böylece talebin içeriği de kesin olarak belirlenmiş olacaktır. Yukarıda açıklanan hususlar gözetilmeden yargılamaya devam edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, davaya konu taşınmazın bulunduğu yerde tesis kadastrosunun 1973 yılında tamamlandığını, orman kadastrosunun ise 1981 yılında tamamlandığını, davaya konu bölgeyi kapsayan hava fotoğrafları çakıştırıldığında davaya konu taşınmazın bir kısmının çalılık, makilik, fundalık alanda kaldığı, bu kısmın ekilip biçilmediğini, uzun yıllar bakımsız olduğu, tarım arazisi vasfı taşımadığının anlaşıldığını, arazinin topografik yapısı, toprak kullanım durumu, hava fotoğrafları ve memleket haritası dikkate alındığında davaya konu taşınmazın bilirkişi raporuna ekli krokide “A” harfi ile gösterilen kısmının orman vasfını taşıyan arazi statüsünde olduğunu, bu kısmın zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığı, zaten zilyetlikle iktisaba karine olan kullanımın da taşınmazda mevcut olmadığını, davaya konu bilirkişi raporunda “B” harfi ile gösterilen 7.340 m2’lik kısmın da daha evvel … Köyü 11 parsel numarasıyla dava dışı … adına tespit gördüğü ve 10.02.1973 tarihinde bu tespitin kesinleştiği, davacı tarafın davaya konu talepte hukuken mevcut ve korunmaya yarar bir hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişilerce hazırlanan rapor, eksik inceleme ve ölçümlere dayalı olduğu için sonuç itibariyle hatalı bir rapor olduğunu ve o rapora göre verilen kararın da yanlış olduğunu, Yargıtay bozma kararından önce 2011/3 Esas … dosyaya sunulan bila tarihli dilekçenin 2 nolu bendinde; “Dilekçemizin “d” şıkkında bahsettiğimiz ve sayın mahkemeye sunduğumuz vergi kayıtlarından 535 hesap ve 2257 tahrir no’lu… cebel tarla vasıflı deniz kıyısındaki 1.84 hektarlık taşınmazın, müvekkilin dedeleri …ve …’ten kaldığını tespit ettik” diyerek bunun üzerinden davanın devam etmesi gerektiğini bildirdiklerini, mahkemenin bu bilgeler ışığında 04.12.2012 tarihli celsede bununla ilgili belgeleri … Kadastro Müdürlüğünden istediği ve müdürlükçe işbu kayıtların 30.01.2013 tarihinde mahkemeye gönderildiğini, gönderilen bu kayıtlara göre; 2257 tahrir no, 535 defter no’da kayıtlı bulunan … Köyü Azmak Mevkii eski 36/43 kapı no’lu cinsi tarla olan, 125 lira kıymetli 18.400 dönüm arazinin “işgal veya tasarruf eden” hanesinde …ve … göründüğünü, tarih kısmında 1938 yazılı olduğunu, tasarruf edilen yerin 18.400 dönüm (yani 18.400.000 m2) olup davacının murisi tarafından kullanıldığının açık olduğunu, bilirkişilerin 30.01.2013 tarihinde gelen bu kayıtlarla ilgili hiçbir inceleme yapmadığını, söz konusu yerin, davacının murisi ve davacı tarafından çok uzun yıllardır kullanıldığı, ancak yaklaşık 15 yıldır (davanın açıldığı tarihte 7-8 yıl demektir) ekilip dikilmediğinin raporda belirtildiğini, Yargıtay’ın bu konudaki kararlarının, 10-15 yıllık ayrılıkların “kazandırıcı zamanaşımı nedeniyle tescili” etkilemediği yönünde olduğunu, raporun 18.400 dönümle ilgili olarak yeniden keşif yapılarak düzenlenmesi gerekirken, bütün bunların yapılmayarak acele şekilde böyle bir karar vermesinin hatalı olduğunu beyan ederek kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın dayanak vergi kaydı uyarınca tescili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 … Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 … Kanun’un 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 … Kadastro Kanunu (3402 … Kanun), 4721 … Türk Medeni Kanunu (4721 … Kanun).
3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 … Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 … Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve Kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
44,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 383,20 TL’nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
1086 … Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
19.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.