YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4278
KARAR NO : 2023/6708
KARAR TARİHİ : 25.12.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davacı ve asli müdahillerin davalarının reddine karar verilmiş olup, hükmün asli müdahiller vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
İlk Derece Mahkemesinin verdiği önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; ” Mahkemece, 15.04.2014 tarihli fen bilirkişi raporunda (A), (B), (C), (D) ve (E), 25.04.2014 tarihli fen bilirkişi raporunda da (A) harfi ile gösterilen dava konusu taşınmazların ziraat ve orman bilirkişi raporuna göre orman sayılmayan yerlerden oldukları ve uzun yıllardan beri asli müdahilller tarafından tarımsal amaçlı kullanıldıkları gerekçesiyle davanın kabulüne ve bu kısımların tapusunun iptali ile asli müdahiller adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmişse de, yapılan araştırma ve incelemenin hükme yeterli olmadığı, toplanan deliller, uzman bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamından çekişmeli taşınmazların tamamen 4 yönden 102 ada 1 orman parseli ile çevrili oldukları halde, 6831 … Kanunun 17/2 nci maddesi gereğince orman içi açıklık olarak değerlendirilmesi gerektiğinin düşünülmediği, ayrıca, bir kısım aslî müdahillerin tapu kaydına dayandıkları, ancak dayanak tapu kayıtlarının ilk oluşumundan itibaren tüm tedavüllerinin getirtilmediği ve usûlüne uygun şekilde uygulanmadığı ve bu taşınmazların eski tarihli resmî belgelerde orman değilse, tapulu yerlerin 6831 … Kanunun 17/2. maddesi kapsamında orman içi açıklık sayılmayacağının da düşünülmediği, tüm bu anlatılanlar çerçevesinde; aslî müdahiller … ve …’ın dava konusu yaptığı 15/04/2014 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi, … ve …’ın dava konusu yaptığı 15/04/2014 tarihli fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen alan ve aslî müdahil … …’ın dava konusu yaptığı 25/04/2014 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfli gösterilen alan için zilyetliğe dayandıkları ve bu taşınmazların orman içi açıklık niteliğinde bulundukları anlaşıldığından orman içi açıklık ve boşlukların zilyetlik yoluyla kazanılmasına yasal olanak bulunmadığından, bu müdahillerin davasının tamamen reddine karar verilmesi gerekirken, dava konusu taşınmazın özel mülke dönüşmesini sağlayacak biçimde davalarının kabulü yolunda hüküm kurulmasının usûl ve kanuna aykırı olduğu, aslî müdahil …’ın dava konusu yaptığı (C) ve (D) harfleri ile gösterilen yerler ile …’ın dava konusu yaptığı (E) harfi ile gösterilen yerler yönünden ise bu kişilerin tapu kayıtlarına dayandıkları açıklanarak, mahkemece …’ın dayandığı Mayıs 1970 tarih Cilt 30 … 119 Sıra 28 ve … 120 sıra 32 nolu tapu kayıtları ile …’ın dayandığı 1962 tarih Cilt 5 … 3 – 67 sıra 12 nolu tapu kayıtlarının ilk oluşumundan itibaren tüm gittilerinin ve krokilerinin mahallinden, mahallinde bulunamıyorsa Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü’nün Arşiv Dairesi Başkanlığından getirtilerek, dayanak tapu kayıtlarının revizyon görüp görmediği revizyon görmüşlerse revizyon gördüğü tüm parsellerin tutanaklarınn, komşu parsel tutanak ve dayanakları il, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planının ilgili yerlerden getirtilmesi, bundan sonra önceki bilirkişiler dışında halen Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir harita mühendisinden oluşacak iki kişilik bilirkişi kurulu yardımıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaza ve çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiğinin belirlenmesi; fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle taşınmazın konumunu gösteren orijinal – renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmesi; taşınmaz eski tarihli resmî belgelerde orman değilse tapulu yerlerin 6831 … Kanunun 17/2. maddesi kapsamında orman içi açıklık sayılmayacağının düşünülmesi; bu itibarla dayanak tapu kayıtlarının yöntemince zemine uygulanıp, sınırlarının tek tek yerel bilirkişilerden sorulması; tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazları kapsayıp kapsamadıkları belirlenerek, tapu kayıtlarının kapsamının harita üzerinde gösterilmesinin istenilmesi; dayanak tapu kayıtları dava konusu taşınmazlara uyuyor ise, tapulu yerlerin 6831 … Kanunun 17/2. maddesi kapsamında orman içi açıklık sayılmayacağından bu yerlere ilişkin davanın kabulüne, tapu kayıtları dava konusu taşınmazlara uymuyorsa, orman içi açıklıkların zilyetlik yolu ile kazanılmasına yasal olanak bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi ” gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda; “Asli müdahiller … ve … tarafından dayanılan tapu kayıtlarının dava konusu edilen C, D ve E ile gösterilen yerlere uymadığı, bu yerlerin orman içi açıklık olduğu ve zilyetlikle kazanılamayacağı, aslî müdahiller … ve …’ın dava konusu yaptığı 15/04/2014 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi, … ve …’ın dava konusu yaptığı 15/04/2014 tarihli fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen alan ile aslî müdahil … …’ın dava konusu yaptığı 25/04/2014 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfli gösterilen alan için zilyetliğe dayandıkları ve bu taşınmazların da orman içi açıklık niteliğinde bulundukları” gerekçeleriyle, davacı ve asli müdahillerin davalarının reddine karar verilmiş; hüküm, asli müdahiller vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali ve tescili istemine ilişkin olup, çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastrosunın, 3402 … Kanun’un 4 üncü maddesi uyarınca yapıldığı anlaşılmaktadır.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, hükmüne uyulan bozma ilamı uyarınca araştırma ve inceleme yapılıp bu doğrultuda karar verilmiş olmasına, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararındaki gerekçelere, 6100 … Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup, asli müdahiller vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 … Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
54,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 215,45 TL’nin temyiz eden asli müdahilller alınmasına,
Taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
25.12.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.