Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/4151 E. 2024/516 K. 23.01.2024 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4151
KARAR NO : 2024/516
KARAR TARİHİ : 23.01.2024

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/672 Esas, 2022/455 Karar
DAVALILAR : 1….
2….
3…. vekilleri Avukat …
DAVA TARİHİ :
HÜKÜM : Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/60 E., 2020/192 K.

Taraflar arasındaki şirket yöneticilerinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin gayrimenkulünü sattıktan sonra birikimini değerlendirmek üzere borsadan Koza hissesinden 07.10.2015 tarihinde 410.000,00 TL tutarında aldığını, hisseyi aldıktan sonra 26.10.2015 tarihinde Koza Anadolu Madencilik A.Ş.’ye ceza soruşturması kapsamında kayyum atandığını, şirkete kayyum atanması ile birlikte şirketin borsadaki hisse fiyatının bir anda düştüğünü, müvekkilinin borsada bu şirket hissesine hiç talep olmadığından hisseyi satabilmesinin mümkün olmadığını ve değer kaybı nedeni ile 157.831,00 TL maddi zarara uğradığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 553 üncü maddesine istinaden müvekkilinin maruz kaldığı 157.831,00 TL maddi zararın davalılardan 26.10.2015 tarihinden işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte tazminine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini, dava açıldığı tarihte pay sahibi sıfatını yitirmiş olan davacının dava hakkı bulunmadığını, 6102 sayılı Kanun’un 553 üncü maddesi hükmünde anonim ortaklık yönetim kurulu üyelerinin ortaklara ve alacaklılara verdikleri doğrudan doğruya ve dolayısıyla zararlardan sorumlu tutulduğunu, davacının iddia konusu talebinin doğrudan zararla ilgili olmadığından tazminatın kendisine verilmesini isteyemeyeceğini, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 39 uncu maddesinde yer … aldatma koşullarının gerçekleşmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun’un 553 üncü maddesine göre kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yönetici ve tasfiye memurlarının sorumluluğuna gidilebilmesi için bu kişilerin kanundan veya esas sözleşmeden … yükümlülüklerini ihlal ettiklerinin tespiti gerekmekte olup, şirkete kayyım heyetinin atanmış olmasının … başına hissenin değerinin düşmesine etkisi olduğunun düşünülemeyeceği, nitekim süreç içerisinde adı geçen şirkete atanan kayyım heyetinin varlığına rağmen hisse fiyatlarının tekrar üst seviyelere yükseldiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalıların Koza şirketinde işledikleri suçlar nedeniyle ceza aldıklarını ve sonuç olarak işledikleri suçun … olduğunu, şirkete kayyım atandığı haberi düşer düşmez dava konusu şirketin hissesinin borsada 3 … boyunca taban gittiğini, müvekkilinin bu düşüş esnasında hisselerini satamadığını, çünkü borsada şirket hisselerine alıcı olmadığından düşüşün durmasını ve alıcı beklemek zorunda kaldığını, şirketin hisse değerinin %60 düştükten sonra müvekkilinin elindeki hisseleri ancak satabildiğini ve müvekkilinin hisseleri sattıktan sonra hissedeki düşüşün yine durmadığını, bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını, sunmuş oldukları uzman mütealası ile bilirkişi raporundaki görüşlerin taban tabana birbirine zıt olduğu hususunun görmezden gelinerek rapor aldırıldığını, şirketin yeminli bağımsız denetim kurumlarınca her yıl 4 defa detaylı bir şekilde denetlendiğini ve hukuka aykırı bir işleminin olmadığı yönünde rapor verildiğini, karar tarihinde yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (AAÜT) 13 üncü maddesini yok sayarak müvekkili aleyhine 18.934,45 TL nispi vekâlet ücretine hükmedilmiş olmasının da yasaya ve tarifeye açıkça aykırı olduğunu belirterek kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının hisse senedini almış olduğu 07.10.2015 tarihinden önceki bir tarihte 03.09.2015 tarihinde yapıldığı, bu durumda davacının hisse senedini almadan önce şirket hakkında bilgileri edindiği ve buna göre yatırım yapmış olduğu gibi davacı tarafça davalıların Kanundan ve esas sözleşmeden … yükümlülüklerini kusurları ile ihlal etmelerinden ötürü zarar ettiğinin de somut bilgi belgelerle ispatlanamadığı anlaşıldığından açılan davanın bu gerekçelerle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olduğu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.01.2022 tarih, 2020/11-722 E. ve 2022/4 K. sayılı emsal içtihatı ile birlikte dosya kapsamında alınan bankacı ve sermaye piyasası uzmanı bilirkişinin raporunun denetim ve hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmakla davacı yanın sunmuş olduğu uzman görüşüne itibar edilmeyerek davanın reddine yönelik verilen ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun bulunduğu, diğer yandan eldeki davanın şirket yöneticisinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup davanın reddi halinde AAÜT’nin 13 üncü maddesinin 3 ve 4 üncü fıkraları gereğince maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi de usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun vekalet ücreti yönünden kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının gerekçe ve vekâlet ücreti yönünden kaldırılmasına ve davanın reddine karar vermek gerekmiştir.

V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle temyiz başvurusunda bulunmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalıların yanıltıcı açıklamaları nedeniyle yöneticileri olduğu şirket hisselerini satın … davacının uğradığı maddi zararın tazmini istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 … maddeleri.

2.6102 sayılı Kanun’un 553 üncü maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 … maddesinde yer … sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 … maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

23.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.