YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/468
KARAR NO : 2012/6701
KARAR TARİHİ : 18.04.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalı … aleyhine 17/10/2008 gününde verilen dilekçe ile hakim hakkında açılan maddi ve manevi tazminat davası istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 29/06/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, yargı görevini yerine getiren hakimin görevi sırasında kişisel kusur işlediği iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece istemin reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, Silivri Asliye Hukuk Mahkemesi’nin değişik iş dosyasında verilen ihtiyati tedbir kararı nedeniyle, zarara uğradığını ileri sürerek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Mahkemece, davalı hakimin karar verirken kasıt veya ihmal ile hareket ettiğine dair inandırıcı delil sunulmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
6110 sayılı bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına ilişkin yasa, Türkiye Büyük Millet Meclisince 09.02.2011 günü kabul edilmiştir. 14.02.2011 günü resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Anılan yasanın 12. maddesi ile 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 93. maddesinden sonra gelmek üzere 93/A maddesi eklenmiş olup tazminat davaları başlıklı maddede “Hakim ve Savcıların bir soruşturma, kovuşturma veya davayla ilgili olarak yaptıkları işlem, yürüttükleri faaliyet veya verdikleri her türlü kararlar nedeniyle ancak devlet aleyhine dava açılabileceği, kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk sebeplerine dayanılarak da olsa hakim ve savcı aleyhine tazminat davası açılamıyacağı, hakim ve savcıların bir soruşturma, kovuşturma veya davayla ilgili olarak yaptıkları işlem, yürüttükleri faaliyet veya verdikleri her türlü kararlar nedeniyle devlet aleyhinde açılacak tazminat davaları ile rücu davalarında bu madde hükümleri;bu maddede hüküm bulunmayan hallerde ise ilgilisine göre Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Ceza Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulanır.” hükmünü getirmiştir. Aynı yasanın 14. maddesi ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 573. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi “Hakimlerin yargılama faaliyetinden dolayı aşağıdaki sebeplere dayanılarak Devlet aleyhine tazminat davası açılabilir.” şeklinde değiştirildikten sonra, geçici 2. maddesinde (1) ” 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 573. maddesindeki sebeplere dayanılarak açılacak tazminat ve rücu davalarında; a-Hakimlerin bir soruşturma, kovuşturma veya davayla ilgili olarak yaptıkları işlem, yürüttükleri faaliyet veya verdikleri her türlü kararlar nedeniyle Devlet aleyhine tazminat davası, Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde açılır ve ilk derece mahkemesi sıfatıyla görülür. ” (2) Hakimler ve Savcılar Kanununa eklenen 93/A maddesi ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun bu kanunla değiştirilen 573. maddesi hükümleri bu kanun yürürlüğe girdiği tarihte a- görülmekte olan davalar, b-kesinleşmemiş hükümler, c- miktar veya değeri itibariyle temyiz ve karar düzeltme yoluna gidilemediği için kesinleşen hükümler, bakımından da uygulanır ve davaya Devlet aleyhine devam olunur” hükmünü getirmiştir.
Şu durumda, Asliye Hukuk Hakimi olan davalı aleyhinde yargılama faaliyeti sırasında verdiği bir karardan dolayı açılan tazminat davasında, karar gününden sonra yapılan yasal değişiklikler uyarınca yeni bir değerlendirme yapılarak karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 18/04/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.