YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/4172
KARAR NO : 2024/244
KARAR TARİHİ : 10.01.2024
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2010/20 E., 2011/449 K.
ŞİKÂYETÇİ : Türkiye İş Bankası A.Ş.
SUÇ : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Ret
İTİRAZA KONU KARAR: Bozma
İTİRAZ EDEN: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
Yargıtay 15. Ceza Dairesinin, 19.11.2013 tarihli ve 2012/6495 Esas, 2013/17890 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.07.2023 tarihli ve KD – 2018/67073 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık lehine itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İTİRAZ SEBEPLERİ
Sanık …’nın, tamamen sahte olarak tanzim edilmiş çeki mal alımı için kullanmak suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği iddasıyla açılan kamu davasında, Mahkemenin 22.11.2011 tarihli 2010/20 Esas, 2011/449 Karar sayılı kararında, sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan beraat kararı verildiği ve bu kararın suçtan doğrudan zarar görmediği için katılma hakkı bulunmayan banka vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 19.11.2013 tarihli ve 2012/6495 Esas, 2013/17890 Karar sayılı kararında, dosyanın esasına girilmek suretiyle, sanığın eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde öngörülen dolandırıcılık suçuna teşebbüs olduğu kabul edilerek beraat hükmünün bozulmasına karar verildiği, nitelikli dolandırıcılık suçundan doğrudan zarar görmeyen şikayetçi bankanın kamu davasına katılma hakkı bulunmadığı gibi, usulsüz olarak verilen katılma kararının da hükmü temyiz yetkisi vermeyeceğinden; şikayetçi banka adına vekilinin vaki temyiz isteminin, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 317. maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekirken hükmün bozulmasına karar verildiğinden Yargıtay(Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 2012/6495 Esas, 2013/17890 Karar sayılı bozma kararının kaldırılarak temyiz isteminin reddine karar verilmesi talebine ilişkindir.
II. GEREKÇE
Sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan açılan davada ilk derece mahkemesinin 22.11.2011 tarihli kararıyla sanıklar hakkında beraat kararları verildiği, bu kararların şikayetçi banka vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay(Kapatılan) 15. Ceza Dairesi’nin 19.11.2013 tarihli kararı ile sanıkların eylemlerinin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nın 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde düzenlenen dolandırıcılık suçuna teşebbüs olacağı kabul edilerek hükümlerin bozulmasına karar verildiği, bozma kararına uyan ilk derece mahkemesince sanıklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, sanık … yönünden denetim süresi içerisinde suç işlediği gerekçesi ile 01.03.2018 tarihli kararla hükmün açıklandığı, açıklanan hükmün sanık ve müdafii tarafından temyizi üzerine Dairemizin 12.04.2023 tarihli, 2021/13969 Esas, 2023/3032 Karar sayılı kararı sayılı ile ilk derece mahkemesinin 22.11.2011 tarihli beraat kararının suçtan doğrudan zarar görmeyen şikayetçi banka vekili tarafından temyiz edildiği, ilk hükmü temyiz eden banka vekilinin katılan sıfatı bulunmadığından Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 19.11.2013 tarihli ve 2012/6495 Esas, 2013/17890 Karar sayılı bozma kararına karşı 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 308 inci maddesi kapsamında itiraz edilip edilmeyeceği hususunda gereğinin takdir ve ifası için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na tevdiine karar verildiği, tevdi kararı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 19.07.2023 tarih ve 15-2018/67073 sayılı itirazı nedeniyle yapılan incelemede;
Sanık …’nın, tamamen sahte olarak tanzim edilmiş şikayetçi bankaya ait suça konu çeki mal alımı için katılan … İnş. Mobl. Ltd. Şti’ne karşı kullanmak suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği iddasıyla açılan kamu davasında, nitelikli dolandırıcılık suçundan doğrudan zarar görmeyen şikayetçi bankanın 5271 sayılı Kanun’un 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca kamu davasına katılma hakkının bulunmadığı, aynı Kanun’un 260 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği usulsüz verilen katılma kararının hükmü temyiz etme hak ve yetkisi vermeyeceği anlaşıldığından, şikâyetçi banka vekilinin vekilinin temyiz talebinin reddine karar verilmesi, Yargıtay(Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 19.11.2013 tarihli bozma ilamından sonra yapılan işlemlerin ve verilen kararların usulen geçersiz ve yok hükmünde olduklarının tespiti gerektiği anlaşılmakla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır.
III. KARAR
1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ KABULÜNE,
2. 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Yargıtay(Kapatılan) 15.Ceza Dairesinin, 19.11.2013 tarihli ve 2012/6495 Esas, 2013/17890 Karar sayılı bozma ilâmının KALDIRILMASINA,
3. Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.11.2011 tarihli, 2010/20 Esas, 2011/449 Karar sayılı kararına yönelik şikayetçi banka vekilinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.01.2024 tarihinde karar verildi.