Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2011/6189 E. 2012/7700 K. 02.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6189
KARAR NO : 2012/7700
KARAR TARİHİ : 02.05.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalı … aleyhine 10/08/2010 gününde verilen dilekçe ile hakaret nedeniyle kişilik haklarına saldırı iddiasına dayalı manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 27/01/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA ve aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 02/02/2012 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI

Dava, kişilik haklarına saldırı nedenine dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı iktidardaki siyasi partinin Genel Başkanı ve Başbakan, davalı ise Ana Muhalefet Partisinin Genel Başkanıdır. Davacı, davalının 08/08/2010 tarihinde davalının Erzincan’da düzenlenen açık hava toplantısındaki konuşmasındaki ifadeleriyle kendisinin kişilik haklarına saldırı mahiyetinde hakaret içeren beyanlarda bulunduğunu belirterek manevi tazminat istemiş, davalı ise, kendisinin Ana Muhalefet Partisinin Genel Başkanı olarak davacının ülkeyi yönetim biçimini ve siyasi tutumunu eleştirdiğini bildirmiştir.
Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminat ödetilmesini isteyebilir. Yargıç, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir. Çünkü yasanın takdir hakkı verdiği durumlarda yargıcın, hukuk ve adalete uygun karar vereceği Medeni Yasa’nın 4. maddesinde belirtilmiştir. Takdir edilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Somut olaya gelindiğinde, davalının kullandığı ve mahkeme kararında belirtilen bazı ifadelerin davacının kişilik haklarına saldırı oluşturduğu yolundaki kabulü yerinde olmakla birlikte, her iki tarafın sıfatları, siyasi kişilerin daha ağır eleştirilere katlanmak durumunda bulunmaları ve A.İ.H.M kararları ile yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde hükmedilen tazminat miktarı fazladır. Kararın bu nedenle bozulması gerektiği düşüncesinde olduğumdan dairemiz çoğunluğunun onama kararına katılmıyorum. 02/02/2012