YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6180
KARAR NO : 2012/7775
KARAR TARİHİ : 03.05.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … vd. vekili Avukat … tarafından, davalı İleri Gazetecilik ve Yayıncılık A.Ş. vd. aleyhine 20/04/2010 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 09/11/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, basın yolu ile kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem reddedilmiş; karar, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar vekili, Ortadoğu Gazetesi’nin 19.10.2010 günlü sayısının 7.sayfasında, davalılardan … tarafından yazılan köşe yazısında, AKP nin Genel Başkanı … ve parti yönetiminin “rüşvet, yalan, hile, tevzirle “suçlandığını, Damat … hükümetinin zihniyetini taşıyarak ülkeyi dış güçlere teslim etmekle ve mandacı bir politika izlemekle itham edildiğini, yine Başbakan … ve ekibine Muhannet, seciyesiz, adaletsiz, omurgasız sıfatları ile hakaret edildiğini bu nitelendirmelerin müvekkillerinin kişilik haklarına saldırı oluşturduğunu belirterek, davalıların manevi tazminat ile sorumlu tutulmalarını istemiştir.
Davalılar ise, yayının eleştiri sınırları içinde kaldığını ileri sürerek istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
Yerel mahkemece, dava konusu yazının sert eleştiri niteliğinde olduğu gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir.
Basın özgürlüğü, Anayasanın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasasının 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka
aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir.
Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanununun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur.
Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır.
Dava konusu yayında,”…geçmişteki felaketin müsebbibi olan ;rüşvet,yalan ,hile, tezvir ve iğfalin günümüzde fazlasıyla devam ettiğini görürüz. Teslimiyetçi, mandacı Damat … zihniyetinin iz düşümünde yol alan bugünkü AKP iktidarının, tüm kanunsuz ve ahlaksız işlerin patronluğunu yaparak gemiye su aldırdığını dehşetle seyretmekteyiz. AKP rozetli bir yığın yozlaşmış siyasetçi, idareci ve patron kılıklı kişilerin el ele vererek, sülük gibi kanımızı emdikleri, vatan topraklarımızı karış karış pazarladıkları ve milli kaynaklarımızın suyunu kuruttukları artık gün gibi ortadadır…Muhannet, seciyesiz ve adaletsiz zihniyeti temsil eden Erdoğan ve Ekibi “Elin himmetini kendileri için minnet” olarak görmektedir. Bu zihniyet Türk milletinin kendilerine tevdi ettiği emaneti her türlü menfaat karşılığında takas etmeye müsait fare tabiatlıdır…Kifayetsiz, kimliksiz, kişiliksiz AKP’li politikacılarla hareket etmeye mecbur kalan insanımız artık uyanmıştır…”gibi sözlerin yer aldığı görülmüştür. Davalıların, kamuoyunu bilgilendirme ve ötesinde kamuoyu oluşturma hakkı çerçevesinde; davacılar hakkında karşı görüş, düşünce ve eleştiride bulunabilmesi olağan kabul edilmelidir. Ancak, bu hakkın kullanılmasında; yayının konusu ile kullanılan sözler arasında düşünsel bağlılık anlamında öz ile biçim dengesi korunmalıdır. Yayın doğru olsa ve kamu yararı bulunsa bile; üslup uygun değilse, aşağılayıcı, küçük düşürücü, abartılı ise hukuka uygunluktan söz edilemez. Dava konusu yayında, davacılar, Damat … hükümetinin zihniyetini taşıyarak ülkeyi dış güçlere teslim etmekle ve mandacı bir politika izlemekle itham edilmiş, yine haklarında “ rüşvet,yalan ,hile, tezvir ve iğfal ile siyaset yaptıkları suçlaması yapılmış, muhannet, seciyesiz, adaletsiz, omurgasız, kifayetsiz, kimliksiz, kişiliksiz fare tabiatlı nitelemelerinde bulunulmuştur.Sarf edilen bu sözlerle özle biçim arasındaki denge bozulmuştur. Bu sözler ve nitelemeler eleştiri kapsamında olmayıp davacıların kişilik haklarına saldırı oluşturur. Şu durumda, yayının hukuka aykırı olduğu benimsenmelidir.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, davacılar yararına uygun bir tutarda manevi tazminat takdir edilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle istemin tümden reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 03/05/2012 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün onanması görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum. 03/05/2012