YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/11143
KARAR NO : 2023/11222
KARAR TARİHİ : 14.11.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/3246 E., 2021/333 K.
KARAR : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 45. İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/164 E., 2019/335 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklı maddi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı vekilleri tarafından süresi içinde temyiz edilmekle yapılan ilk incelemede dosyada tespit edilen noksanların ikmali yönünden dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verildikten, noksanların ikmali ile dosyanın dairemize iade edilmesi üzerine; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı nezdinde çalışırken 01.08.2009 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası nedeniyle %47,20 iş göremezlik oranı düşmesi üzerine … 5. İş Mahkemesinin 2012/56 esası ile manevi tazminat davası açıldığını, davanın 30.03.2017 tarihinde kesinleştiğini, davacının tır şoförü olarak çalıştığını, davacının 110.000,00 TL maddi zararı bulunduğunu beyanla; 110.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş; 11.03.2019 tarihli talep arttırım dilekçesiyle; tazminat talebini 280.622,97 TL’ye çıkarmıştır.
II. CEVAP
1.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 28.10.2018 tarihinde işe başladığını, 01.08.2009 tarihinde Mersin limanında iş kazası geçirdiğini, davacının sol gözünden yaralandığını, davacıya kaza sonrasında tüm imkanın sağlandığını, davacının kaza sonrasında … Tıp Fakültesine yatırıldığını, davacının tüm ısrarlara rağmen hatta sonuçları şahsen üstlendiğine dair belge imzalayarak hastaneden kendi rızası ile ayrıldığını, doktorların davacıya ameliyat olma ihtimalinin yüksek olması nedeni ile kendisine bir şey yiyip içmemesi gerektiğini söylemesine rağmen davacının yol boyunca su ve sigara içtiğini, olaydan 2 gün sonra … Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Hastanesinde ameliyat olduktan sonra davacının sol gözünde görme kaybı meydana geldiğini, gecikmiş tıbbi müdahaleden davacının sorumlu olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile … 5. İş Mahkemesinin 2012/56 Esas sayılı dosyası incelenmiş; bu dosyada aynı iş kazası ile ilgili tarafları aynı olan manevi tazminat davasının görüldüğü, davacının ücretine ilişkin 01.11.2012 tarihli duruşmada tanık beyanlarının alındığı, 06.05.2016 tarihli Adli Tıp raporunda maluliyet oranının %47,2 olarak tespit edildiği, kusur bilirkişi raporunda kusurun işçi için %20, işveren için %80 olarak tespit edildiği, mahkemenin bu verilere göre 21.03.2017 tarihinde davanın kısmen kabulüne karar verdiği, kararın istinaf yoluna başvurulmadan 26.04.2017 tarihinde kesinleştiği saptanmıştır. Dosya aktüerya uzmanı bilirkişiye verilmiş; bilirkişi 22.02.2019 tarihli raporunda; … 5. İş Mahkemesinin 2012/56 E sayılı dosyasındaki verilerin ve delillerin değerlendirildiğini, ilk peşin sermaye değeri ile geçici iş göremezlik ödeneğinin %80 kusura tekabül eden kısmının rücuya tabi olması sebebiyle hesaplanan miktardan mahsup edildiğini bildirerek; geçici ve daimi iş göremezlik zararını belirleyerek, geçici iş göremezlik ödemesinin ve bağlanan daimi gelirin ilk peşin sermaye değerinin %80 kusura tekabül eden kısmının mahsubu sonucu bakiye 280.622,97 TL karşılanmamış zarar tespit edildiğini, emsal ücret araştırma cevapları dikkate alınarak emsal ücrete göre rapor tarihinden itibaren her yıl %10 oranında artış ve %10 oranında iskonto uygunlanarak kazancın belirlendiğini saptamıştır. Davacının 01.08.2009 tarihinde meydana gelen iş kazasında %47,2 malul olacak şekilde yaralandığı, … 5. İş Mahkemesinin 2012/56 E sayılı dosyasında aynı kazadan kaynaklı aynı taraflar arasında manevi tazminat davasının görüldüğü, sağlık kurulu ve adli tıp raporunda iş kazasından kaynaklı maluliyet oranının %47,2 olarak belirlendiği, kesinleşen … 5. İş Mahkemesi dosyasında maluliyet oranı ve kusur durumunun kesinleştiği, kazada işverenin %80, işçinin %20 kusurlu sayıldığı, bu dosyada ücret araştırması ve ücrete ilişkin tanık beyanları bulunduğu, dosyamızda emsal ücret araştırması yapıldığı, davacının yaptığı iş – kıdemi dikkate alındığında emsal ücrete göre belirlenen ücretin uygun kabul edilmesi gerektiği, bilirkişinin geçici iş göremezlik ödemesi ve bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değeri anlamında %80 kusura isabet eden kısmı mahsup ederek netice zararı 280.622,97 TL hesapladığı tüm dosya kapsamıyla anlaşıldığı” gerekçeleriyle “Davanın kabulü ile maddi tazminat olarak 280.622,97 TL’nin, olay tarihi olan 01.08.2009 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalı yararına usuli kazanılmış hak oluşmamak ve tazminatı artıran her türlü artışlardan müvekkilinin yararlanmasının temini yönünde karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; usul yönünden, müvekkil şirket bünyesinde tır şoförü olarak çalışan davacının iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat talebi hakkında düzenlenen 19.02.2019 tarihli bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesi doğrultusunda 15.03.2019 tarihli duruşmada 3 nolu ara karar ile emsal ücret araştırması için Öz Taşıma İş Sendikası’na müzekkere yazılmasına, 4 nolu ara karar ile itirazlarımızı karşılar nitelikte ek bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş ve davacı tarafa eksik gider avansını yatırması için 2 haftalık kesin süre verildiğini, davacı vekili tarafından kesin süre içerisinde 19.03.2019 tarihinde eksik gider avansı yatırılmış olup, tahsilat makbuzunun dosyada bulunduğunu, ancak eksik gider avansı süresinde yatırılmış olmasına rağmen mahkemece ara kararlar yerine getirilmediğini, bu husus 20.06.2019 tarihli duruşmada “masraf yatırılmadığından ara kararların yerine getirilemediği” şeklinde belirtilmek suretiyle dosya kapsamına aykırı tespite yer verildiğini, gerekçeli kararda bu delilden neden vazgeçildiğinin açıkça belirtilmediğini, esas yönünden; sürekli iş göremezlik durumunun gelişmesinde davacının kazanın gerçekleştiği Mersin ilinden tedavi için sevk edildiği Çukurova Üniversitesi Araştırma Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesinden tedaviye rıza göstermeyerek, hatta bunun sonuçlarını şahsen üstlendiğine dair belgeyi imzalayarak hastaneden ayrıldığı yol boyunca su ve sigara içtiği ve olaydan yaklaşık 2 gün sonra … Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Hastanesi’nde ameliyat olduktan sonra davacının sol gözünde sürekli iş göremezliğe neden olan görme kaybı meydana geldiğini taraflar arasında görülen manevi tazminat davasında illiyet bağının tartışılmadığından davacının tedaviyi kabul etmemekle başlayan kusurlu eyleminin değerlendirilmesi gerektiğini, imzalı bordrolar aksine asgari ücret üzerindeki ücretten hesap yapılmasının hatalı olduğunu yalnızca davacının bildirdiği Türkiye Devrimci Kara, Hava ve Demiryolu Taşımacılığı İşçileri Sendikası’ndan sorulmak sureti ile yapılan emsal ücret araştırmasının esas alınmak suretiyle değerlendirme yapılmasının hatalı olduğunu beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “Dava, iş kazasından kaynaklı maddi tazminata ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı istinaf yoluna başvurmuştur. Davacının davalı şirkette tır şoförü olarak çalıştığı, olay tarihinde yük sabitleme şeridinin gözüne çarpması sonucu %47,2 oranında malul kaldığı, davacının açtığı ve kesinleşen manevi tazminat dosyasında maluliyetin ve kusur oranının (davacının %20, işverenin %80 oranında) kesinleştiği, maluliyet kesinleştiğinden davalının bu yöndeki istinafının yerinde olmadığı, davacının ücreti hususunda taraflar arasında uyuşmazlık olduğu, dava dilekçesinde ücret belirtilmediği, kesinleşen manevi tazminat dosyasında davacı tanığının ücretin asgari ücret ve sefer başına 1.100,00 USD prim olduğunu, ayda bir sefer yapıldığını, davalı tanıklarının ise asgari ücret olduğunu beyan ettikleri, kesinleşen dosyada ücret konusunda tespit yapılmadığı, bu dosyada ise emsal araştırmasıyla belirlenen ücretin esas alındığı, tanık beyanları ve davacının asgari ücret almasının hayatın olağan akışına aykırı oluşu da dikkate alındığında mahkemece esas alınan ücretin dosya kapsamına uygun olduğu, davalının istinafının yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Sonuç olarak, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, ilk derece mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitleri ile karar gerekçesine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı” gerekçeleriyle “Davalının yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun …nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine” karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı ve davalı vekilleri istinaf sebepleriyle benzer sebeplerle kararı temyiz etmişlerdir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, esas açısından iş kazasında vefat eden sigortalının maddi tazminat istemine ilişkin olmakla beraber, öncelikle davacı vekilinin istinaf başvurusu değerlendirilmeden verilen karara karşı temyiz incelemesinin yapılıp yapılmayacağının değerlendirilmesi gerekmektedir.
2. İlgili Hukuk
Temyiz incelemesinin kapsamı bakımından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddeleri ile aynı kanunun hukuki dinlenilme hakkına dair 27 nci maddesi, Anayasanın 36 ncı maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesidir.
3. Değerlendirme
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 27 nci maddesinde yer bulan “Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Anayasanın 36 ncı maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukukî dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir.
2. Bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir. Hukukî dinlenilme hakkı, sadece belli bir yargılama için ya da yargılamanın belli bir aşaması için geçerli olan bir ilke değil, tüm yargılamalar için ve yargılamanın her aşamasında uyulması gereken bir ilkedir. Bu çerçevede gerek çekişmeli ve çekişmesiz yargı işlerinde gerekse bu yargılamalarla bağlantılı geçici hukukî korumalarda, icra takiplerinde, tahkim yargılamasında, hatta hukukî uyuşmazlıklarla ilgili yargılama dışında ortaya çıkan çözüm yollarında, her bir yargılama, çözüm yolu ve uyuşmazlığın niteliğiyle bağlantılı şekilde hukukî dinlenilme hakkına uygun davranılmalıdır.
3.Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddianın ileri sürülmesi, savunmanın yapılabilmesi ile delillerin eksiksiz olarak toplanılıp tartışılabilmesi öncelikle tarafların yargılamadan haberdar edilmeleri ile olanaklıdır. Hasımsız davalar hariç olmak üzere dava dilekçesi ile duruşma gün ve saati karşı tarafa tebliğ edilmeden ve taraf teşkili sağlanmadan, davaya bakılamaz, yargılama yapılamaz.
4. Dava ile ilgili olan kişilerin davaya ilişkin bir işlemi öğrenebilmesi için, tebligatın usulüne uygun olarak yapılması, duruşma gün ve saatinin muhataba bildirilmesi gerekmektedir. Duruşma günü ile tebligatın çıkarıldığı tarih arasında makul bir süre olmalıdır. Aksi takdirde tarafların hukuksal dinlenme ve savunma hakkı kısıtlanmış olur.
5. Öte yandan hukuk doktrininde “atlamalı temyiz yolu” olarak adlandırılan istinaf başvurusunun atlanarak, temyiz incelemesinin yapılıp yapılamayacağı üzerinde de durmak faydalı olacaktır.
6. Hukuk Mahkemelerinin kesin olduğu yasalarla belirtilenler dışındaki kararlarının kanun yolu denetimi 5235 sayılı Kanun ile kurulan Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçtiği 20.07.2016 tarihine kadar sadece Yargıtay tarafından ” Temyiz yolu ile ” yapılmakta iken 5235 sayılı Kanun ile kurulan Bölge Adliye Mahkemelerinin 20.07.2016 tarihinde faaliyete geçirilmesi üzerine kanun yolu denetimi iki kademeli hale gelmiştir. Başka bir deyişle İlk Derece Mahkemelerinin 20.07.2016 tarihinden sonra verdiği kararlara karşı doğrudan bir başka değişle atlamalı temyiz yolu kapatılmıştır.
7. 6100 sayılı HMK. daki yeni düzenleme ile getirilen istinaf kanun yolu, İlk Derece Mahkemesi ile temyiz incelemesi arasında, ikinci derece bir denetim mekanizması ve kanun yoludur.
8. İstinaf kanun yolu uygulamasında, İlk Derece Mahkemesi kararından sonra, karar önce istinaf denetimine tâbi tutulmakta, istinaf denetiminden sonra temyiz yolu açıksa temyize başvurulmaktadır.
Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle yargılama üç aşamalı hale gelmiştir. Önce İlk Derece Mahkemesinde ilk derece yargılaması yapılarak karar verilmekte, ardından Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf incelemesi ile vakıa ve hukukilik denetimi yapılmakta, son olarak da Yargıtay’da temyiz incelemesine gidilmektedir. Yeni sistemde temyiz edilen karar İlk Derece Mahkemesinin kararı değil, Bölge Adliye Mahkemesinin kararıdır. Artık İlk Derece Mahkemesi kararının doğrudan temyiz edilmesi mümkün değildir. (Dairemizin 04/07/2023 tarih ve 2022/5225 E- 2023/7475 K sayılı ilamı da bu yöndedir)
9. Somut olayda, İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf incelemesi yapılması için kanun yoluna başvurulmakla beraber, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun değerlendirilerek esastan reddine karar verilmişken davacının istinaf başvurusu hakkında karar verilmediği anlaşılmaktadır.
10.Bu açıklamalar doğrultusunda, Bölge Adliye Mahkemesince, yürürlükte bulunan mevzuatta atlamalı temyiz incelemesini mümkün kılan bir düzenlemenin olmaması, davacının istinaf başvurusunun değerlendirilmeden temyiz incelemesi yapılması olanağı bulunmadığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun değerlendirildiği gibi davacı vekilinin istinaf başvurusunun da değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
11.Bölge Adliye Mahkemesince bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
12.O halde, HMK 369/1 inci maddesi kapsamında kanunun açık hükmüne aykırı görülen bu husus re’sen dikkate alınarak, davacı ve davalı vekilinin bu aşamada temyiz itirazları incelenmeksizin istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK 369/1 inci maddesi kapsamında kanunun açık hükmüne aykırı görülen hususlar re’sen dikkate alınarak, bu aşamada tarafların temyiz itirazları incelenmeksizin BOZULMASINA,
2.Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
3. Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.