YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/8980
KARAR NO : 2023/11218
KARAR TARİHİ : 14.11.2023
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/370 E., 2018/632 K.
DAVALILAR : 1-… Akaryakıt İnş.Hayv.Ürn. Nak.Gıda Mad. Day.Tük.Zirai ve Orm. Ür. Mad.Tem. Özel Güv. Taş. Taah. İth. Tur. Tic. ve San. Ltd. Şti. vekili
KARAR : Davanın kabulü
Taraflar arasındaki iş kazasından sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince verilen bozma kararına direnilerek davanın kabulüne dair verilen karar davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca direnme kararı uygun bulunmakla davalılar vekillinin sair temyiz itirazlarının incelemesi için dosya Dairemize gönderilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı … Ltd. Şti. ile davalı … (…) arasında 05.08.2005 tarihinde imzalanan hizmet alım sözleşmesine göre … … Termik Santral İşletme Müdürlüğünün temizlik hizmetlerinin … Ltd. Şti. tarafından üstlenildiğini, müvekkilinin … Ltd. Şirketinde 15.08.2005 tarihinde temizlik işçisi olarak çalışmaya başladığını, 03.04.2006 tarihinde gece vardiyasında çalışırken geçirdiği iş kazası neticesinde sağ kolunun kopması nedeniyle %77 oranında malul kaldığını, kaza nedeniyle 30.06.2006 tarihinde maddi, 04.03.2008 tarihinde ise manevi tazminat davası açtıklarını, davaların birleştirilerek … 18. İş Mahkemesinde yargılamasının yapıldığını, davalı … Ltd. Şirketi tarafından maddi tazminat davasının açılmasından yaklaşık 2,5 yıl sonra maluliyet oranının tespiti amacıyla dava açıldığını ve tazminat davasında bu davanın bekletici mesele yapıldığını, anılan davanın reddi kararının kesinleşmesi sonrası tazminat davasına kaldığı yerden devam edilerek … 18. İş Mahkemesince 02.05.2013 tarihinde yeniden hesap raporu alındığını ve maddi zararın 212.110TL olarak hesaplandığını, maluliyet oranının tespitine yönelik dava açılmadan önce 16.10.2008 tarihinde müddeabihi ıslah ederek 138.106,13TL’ye çıkardıklarından ikinci bir ıslah da mümkün olmadığından ek dava açma zorunluluğunun doğduğunu, 02.05.2013 tarihli bilirkişi raporunun maddi tazminat tutarını yansıtmakta olup iki yıldan fazla süre geçmiş olduğundan bilirkişi tarafından yapılacak güncel hesaplama neticesinde gerçek maddi zarar ortaya çıkacağından bu davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını ileri sürerek eldeki ek davanın Hukuk Muhakameler Kanunu’nun (HMK) 107 nci maddesi hükmü uyarınca belirsiz alacak davası olarak görülmesine, … 18. İş Mahkemesinin 26.12.2013 tarihli ve 2006/415 E., 2013/982 K. sayılı kararı ile saklı tutulan şimdilik 74.003,87TL madi tazminatın davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı … vekili cevap dilekçesinde; kesin hüküm itirazında bulunduklarını, yapılan işin anahtar teslimi iş olduğunu, kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini, dava konusu kazada kusurlarının bulunmadığını, kazanın davacının dikkatsizliği ve tedbirsizliği sonucu meydana geldiğini belirterek davanın usulden ve esastan reddini savunmuştur.
2.Davalı … Akaryakıt İnş. Tic. ve San. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini, zamanaşımı def’inde bulunduklarını, müvekkilinin kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığını, hesaplamanın yeniden yapılması talebinin hukuka aykırı olduğunu ve davacının belirsiz alacak davası açamayacağını belirterek davanın usulden ve esastan reddini savunmuştur.
III. BOZMA ÖNCESİ MAHKEME KARARI
Mahkemenin 14.03.2016 tarihli ve 2016/699 E., 2016/136 K. sayılı kararı ile davacı tarafından … 18. İş Mahkemesinin 2006/415 E. sırasına kayıtlı dava ile davalılara karşı açılan maddi ve manevi tazminat davasının yargılaması sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verildiği, anılan dosyada alınan bilirkişi raporunda tespit edilen maddi tazminat konusundaki fazlaya ilişkin taleplerin saklı tutulduğu, verilen kararın Yargıtay incelemesinden geçerek onama kararı ile kesinleştiği, eldeki dava ile bahsedilen dosyada saklı tutulan fazlaya dair kısım talep edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne 74.003,87TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A.Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 10.09.2018 tarihli ve 2016/18209 E., 2018/6113 K. sayılı ilamında özetle; ” Dosya kapsamının incelenmesinde, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı, taraflar arasında, aynı iş kazasına dayalı olarak karara bağlanan … 18. İş Mahkemesi’nin 26.12.2013 tarih, 2006/415 Esas, 2013/982 Karar sayılı kararı ile talep konusu alacağın belirlenmiş olduğu anlaşılmaktadır. 6100 sayılı Kanun’un 107 nci maddesinde belirsiz alacak ve tespit davası düzenlenmiştir. Buna göre, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. Kategorik olarak, belirli bir tür davanın veya belirli kişilerin açtığı davaların baştan belirlenebilir veya belirsiz alacak davası olduğundan söz edilemez ise de, anılan maddenin gerekçesinde alacağın belirli veya belirlenebilir nitelikte olması durumunda, belirsiz alacak davası açılamayacağı açıkça belirtilmiştir. Bu açıklamalardan olarak, şartları bulunmadığı halde dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olarak nitelendirildiği durumlarda, davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı kabul edilmelidir. Zira, alacağın belirlenebilmesi mümkün iken, böyle bir davanın açılmasına Kanun izin vermemiştir. Somut olayda, … 18. İş Mahkemesi’nin 26.12.2013 tarih, 2006/415 Esas, 2013/982 Karar kararı ile davacının alacağı tam olarak belirlenmiş olduğundan, önceki kararda hüküm altına alınmayan bakiye maddi tazminat alacağı için açılan iş bu davanın belirsiz alacak davası olarak görülmesinde hukuki yarar bulunmadığından, davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.” gerekçeleriyle mahkeme kararı bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Direnilerek Verilen Karar
Mahkemenin iş bu temyize konu kararı ile; HMK’nın 107 nci maddesine ve madde gerekçesine yer verildikten sonra davacı vekilinin dava dilekçesinin sonuç kısmında davanın belirsiz alacak davası olduğunun belirtilmesine rağmen aslında davanın tam eda davası olarak açıldığının yatırılan harç ve talep edilen miktar itibariyle sabit olduğu, HMK’nın 107 nci maddesinden bahsedilmesinin bu gerçeği değiştirmeyeceği, ayrıca ek dava açıldıktan sonra asgari ücrette meydana gelen artışlardan dolayı mahkemenin hesap yönünden ek rapor alma ihtimali göz önüne alındığında davacının ek bir alacağının da ortaya çıkma ihtimalinin bulunduğu, bu düşünce ile dava dilekçesinde bu hususun belirtilmesinin davanın belirsiz alacak davası olduğunu göstermeyeceği, kaldı ki hukukî nitelendirmenin hâkime ait bir görev olduğu belirtilerek önceki gerekçe de tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.
C. Hukuk Genel Kurulu Kararı
1. Direnme Kararın süresi içerisinde davalılar vekilleri tarafından temyiz edildiği anlaşılmıştır.
2.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24.05.2022 tarih ve 2019/(21)10-592 E- 2022/706 K sayılı kararında özetle; Bir davadaki talep sonucu bazı kısımları itibarıyla birden fazla dava türü tanımıyla ilgili, çakışan yani benzer unsurlar içeriyor olabilir. Bu gibi durumlarda hâkim davayı aydınlatma ödevi kapsamında davacıdan açıklama isteyerek doğru dava türünü belirlemelidir. Zira bir miktar belirtilmek sureti ile açılan belirsiz alacak davası da alacak ister belirli ister belirsiz olsun bir eda davasıdır ve eda davalarında hukukî yarar var kabul edilir. Öte yandan davacının dava açmaktan başka bir yolla alacağına kavuşması mümkün olmayıp bir mahkeme kararına muhtaç ise dava açmakta hukukî yararının bulunduğu tartışmasızdır. Başka bir anlatımla alacağın belirli veya belirsiz olması başlangıçta var olan hukukî yararı ortadan kaldırmaz. Somut olayda; davacının 03.04.2006 tarihinde geçirdiği iş kazası neticesinde açmış olduğu davada … 18. İş Mahkemesinin 26.12.2013 tarihli ve 2006/415 Esas, 2013/982 Karar sayılı kararı ile davacı yönünden 50.000TL manevi, 138.106,13TL maddi ve eşi için 15.000TL manevi tazminatın davalılardan müteselsilen tahsiline, davacının maddi tazminat konusundaki fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı tutulmasına karar verilmiş kararın gerekçesinde davacının toplam maddi zararının 212.110TL olduğu belirtilmiştir. Sözü edilen bu karar davalıların temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 18.02.2015 tarihli 2014/14920 E., 2015/2764 K. sayılı kararı ile onanmış olup davacı vekilince bakiye maddi tazminat alacağının tahsili için eldeki dava açılmıştır. Şu hâlde yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde davacı vekili … 18. İş Mahkemesinin 26.12.2013 tarihli ve 2006/415 E. 2013/982 K. sayılı kararı ile hüküm altına alınmayan bakiye kısmı için fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak suretiyle 74.003,87TL maddi tazminat talep etmiş olup davasını açıkça belirsiz alacak davası olarak nitelendirmiştir. Davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasına rağmen tazminatın belirli olduğu sonucuna ulaşıldığından somut olayda belirsiz alacak davasının koşulları bulunmamakta ise de davacının, mevcut yasal düzenlemeler karşısında dava açmaktan başka bir yolla alacağına kavuşma imkânı olmayıp, bir mahkeme kararına ihtiyaç bulunması karşısında eldeki eda davasını açmakta hukukî yararının bulunmadığını söylemek mümkün değildir. Hâl böyle olunca direnme kararı usul ve yasaya uygundur. Ne var ki Özel Dairece bozma nedenine göre davalılar vekillerinin diğer temyiz itirazları yönünden inceleme yapılmadığından bu yönde inceleme yapılmak üzere dosya Özel Daireye gönderilmelidir.” gerekçesiyle dosya Dairemize gönderilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davalı … vekili temyiz dilekçesinde özetle; İhale makamı olarak işi diğer davalı şirkete verildiğini, anahtar teslim olduğu için sorumluluğuna gidilemeyeceğini, davacının müvekkiline bağlı özelleştirilen santralde hizmet alımı yoluyla iş alan diğer davalı şirkette çalıştığını, asıl davada alacak kesin hüküme bağlandı, kesin hükümle yargılama sona erdiğinden belirsiz alacak davası niteliğindeki iş bu davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı … Akaryakıt İnş. Hayv. Ürn. Nak. Gıda Mad. Day. Tük. Zirai ve Orm. Ür. Mad.Tem.Özel Güv. Taş. Taah. İth. Tur. Tic. ve San. Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın daha önce kesin hükme bağlandığı için bu davanın usulden reddi gerektiğini, önceki dava kapsamında davacının itirazlarının olmaması nedeniyle usuli kazanılmış haklarının gözetilmediğini 28.11.2011 tarihli hesap bilirkişi raporuna bir diyecelerini olmadığını beyan ederek bu raporda tespit edilen alacak yönünden uzuli kazanılmış hak oluştuğu halde 02.05.2013 tarihli rapora itibarla iş bu ek davanın açılmasının mümkün olmadığını, aynı zamanda davacı taraf 26.12.2013 … 18. İş Mahkemesinin 2006/415E. Sayılı dava dosyasında ücret artışından faydalanmak istiyoruz şeklinde itirazı olmadığını 26.12.2013 tarihinde verilmiş hükmü temyiz etmediğini davacının kararı temyiz etmemekle müvekkili lehine oluşan usuli kazanılmış hakka aykırı iş bu kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazası neticesinde sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının önceki dava kapsamında tespit edilen ancak taleple bağlı hükmedilen kısımdan artan maddi tazminat alacağı isteminin yerinde olup olmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
“Temyiz incelemesinin kapsamı” açısından 6100 sayılı HMK Geçici 3/2 maddesi delaletiyle uygulama imkanı bulan 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 1086 sayılı HUMK’nun 427 ilâ 444 üncü maddeleri, “Tazminat sorumluluğu ve miktarının tespiti” açısından iş kazasının gerçekleştiği tarih de gözetilerek yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanun’un 332 ve 98.maddeleri ile giderek aynı kanunun 41, 42, 43, 44, 45, 46 ve 47 nci maddeleri, öte yandan 6101 sayılı Türk Borçlar Kanun’un 2 ve 7 nci maddeleri gereğince uygulanma imkanı bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun’un 55 ve 420 inci maddesi hükümleri, “usuli kazanılmış hak” açısından 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı ve 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararlarıdır.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile bu hususta kararda belirtilen gerekçelere özellikle; direnme hükmüne yönelik temyiz itirazlarının Hukuk Genel Kurulunca değerlendirilmiş olmasına, davanın esasına yönelik temyiz itirazları yönünden ise taraflar arasında iş bu davadan önce görülerek Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 18.02.2015 tarih ve 2014/14920 E- 2015/2764 K ile onanmak suretiyle kesinleşen kararın gerekçesinde itibar edilen hesap raporu kapsamında davacı lehine oluşan usuli kazanılmış hak doğrultusunda o dava kapsamında taleple bağlı olarak hükmedilen miktardan artan (bakiye) maddi tazminat alacak kısmının iş bu davada talep edilmiş olması ve mahkemece yazılı şekilde kabule karar verilmiş olmasında bir hata görülmemesine göre; mahkeme kararında işaret olunan gerekçenin yerinde olduğu anlaşılmakla temyiz edenin sıfatına, temyiz kapsam ve nedenlerine göre davalılar vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle hükmün onanmasına karar verilmiştir
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan Mahkeme kararınına karşı davalılar vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle kararın ONANMASINA,
2.Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere müştereken ve müteselsilen yükletilmesine,
3.Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
14.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.