Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2021/19624 E. 2024/537 K. 16.01.2024 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/19624
KARAR NO : 2024/537
KARAR TARİHİ : 16.01.2024

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/66 E., 2016/615 K.
SUÇLAR : Fuhuş, başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yerel Mahkemece sanık hakkında, fuhuş suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 227 nci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci 52 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 16.660,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan 5237 sayılı Kanun’un 268 inci maddesinin birinci fıkrası delaleti ile 267 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaleti ile birinci fıkrası, 62 nci maddesi gereğince 1 yıl 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezalarının kanuni sonucu olarak 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesindeki hak yoksunluklarının uygulanmasına ve aynı Kanun’un 58 inci maddesi uyarınca hükmolunan cezaların mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanığın isteminin; hakkında verilen hükümlerin temyizinden ibaret olduğu belirlenmiştir.
2. Sanık müdafiinin 08.10.2021 tarihli ek beyan dilekçesi ile; sanığın başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçu yönünden kurulan hükümde suç vasfında yanılgıya düşüldüğü, mağdur Z.K. yönünden eylemin kabahat olduğu, 5237 sayılı Kanun’un 269 uncu maddesinin ikinci fıkrasının değerlendirilmediği, 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin uygulanma koşullarının oluşmadığı, aynı Kanun’un 53 üncü maddesindeki değişikliğin dikkate alınmadığı, fuhuş suçunda kurulan hükümde adli para cezasında gerekçe gösterilmeden teşdit uygulandığı, infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde karar verildiği bu nedenlerle ve resen tespit edilecek sebeplerle hükümlerin bozulmasına yönelik olduğu talepte bulunduğu belirlenmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın, mağdur T.J. ve kimliği tespit edilemeyen yabancı uyruklu bayanlarla fuhuş yapacak kişileri ayarlayarak fuhuşa aracılık ettiği, bu hususta tanıklardan kişi başı 100 TL ücret aldığı, fuhuş suçu ile ilgili olarak hakkında işlem yapılacağı sırada, işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, Z.K. ve M.K. isimli gerçek kişilere ait kimlik bilgilerini kullandığından bahisle cezalandırılması talebi ile açılan kamu davasında; Yerel Mahkemece sanık savunması, mağdur beyanları, olay tutanağı ve tüm dosya kapsamına göre eylemleri sabit görülerek mahkûmiyet kararı verilmiştir.
IV.GEREKÇE
A. Fuhuş Suçu Yönünden
Kanun koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmadığı, 5237 sayılı Kanun 53/1 nci maddesindeki değişikliğin infaz aşamasında gözetilebileceği, sanığın hakkında yürütülen soruşturma işlemleri kapsamında ifadesi alınıp serbest bırakıldıktan sonra parmak izi tespiti neticesinde gerçek kimliğinin tespit edilmesi nedeni ile etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma koşullarının gerçekleşmediği anlaşıldığından, Tebliğname’deki bozma görüşüne iştirak edilmemiştir.
Kolluk tutanakları içeriği, tanıkların anlatımları ve tüm dosya kapsamı karşısında sanığın üzerine atılı suçları işlediğine dair Mahkemenin kararında hukuka aykırılık bulunmamış ve sanığın temyiz istemleri yerinde görülmemiştir.
Sanığa yükletilen fuhuş eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanun’a uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun’da öngörülen suç tipine uyduğu,
Sanığın; mağdur T.J. ve kimlik bilgileri tespit edilmeyen yabancı uyruklu bir bayana yönelik birden fazla fuhuş suçunu işlediğinin kabul edilmesi karşısında; fuhuş suçunun mağdur sayısınca oluşacağı ve her bir mağdur yönünden ayrı ayrı ceza tayin edilerek bu cezalarda 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince artırım yapılması gerektiği gözetilmeden sanık hakkında tek mahkûmiyet hükmü kurulmuş ise de aleyhe temyiz olmadığından bozma yapılamayacağı,
Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak;
Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen “6545 sayılı Kanun’un 81 inci maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, adli para cezalarının ödenmemesi halinde kamuya yararlı bir işte çalışma kararı verilebilecek olması karşısında, hükümde infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde para cezasının ödenmemesi halinde kalan cezanın hapse çevrilmesine karar verilmesi” dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
B. Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçu Yönünden
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler de yerinde görülmemiştir.
1. 5237 sayılı Kanun’un 268 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşabilmesi için işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılarak soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin kimlik bilgileri verilen mağdur hakkında yapılmasına neden olunması gerekir. Bir adli soruşturma ya da kovuşturma işlemi olmaksızın kimlik bilgilerinin gizlenmesi amacıyla başkalarına ait kimlik bilgilerinin kullanılması, verilen kimlik bilgilerine göre resmi belge düzenlenmesi, sanığın açıklamaları üzerine oluşturulan resmi belgenin, bu beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olması halinde 5237 sayılı Kanun’un 206 ncı maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçu, bir resmi belge düzenlenmemiş olması halinde ise 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun (5326 sayılı Kanun) 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen “kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunmak” kabahati oluşur. Somut olayda; sanığın kolluk tarafından yapılan izleme neticesinde bindiği araçtan fuhuş suçunun şüphelisi olarak karakola davet edildiğinde isminin “M.K.” olduğunu beyan etmesi, bu isimle yakalama ve gözaltına alma tutanağı, parmak izi kayıt formu, genel adli muayene formu ve serbest bırakma tutanağı, şüpheli ifade tutanağının düzenlendiğinin anlaşılması karşısında sanığın katılan M.K.’ya yönelik eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 268 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunu oluşturduğu, ancak kolluk görevlilerince durdurulan takside bulunan sanığın soruşturma hakkında bilgi verilmeden önce kimliği sorulduğunda kendisini “Z.K”. olarak tanıtarak bu kişiye ait T.C. numarasını vermesi daha sonra mağdur hakkında kolluk görevlilerince hiçbir işlem yapılmadan ve aleyhine tutanak tutulmadan atılı suçlama anlatılarak karakola intikal ettirildiğinde isminin “M.K.” olduğunu beyan etmesi nedeni ile mağdur “Z.K”.’ye yönelik eylemin, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 40 ıncı maddesinde “Görevle bağlantılı olarak sorulması halinde kamu görevlisine kimliği veya adresiyle ilgili bilgi vermekten kaçınılması veya gerçeğe aykırı beyanda bulunulması” şeklinde tanımlanan “kimliği birdirmeme” kabahatini oluşturacağının gözetilmeyerek sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayini,
2. Kabule göre; 17.10.2019 gün ve 7188 sayılı Kanun’un 23 üncü maddesiyle 5271 sayılı Kanun’un 250 nci maddesinde Seri Muhakeme Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun’a 7188 sayılı Kanun’la eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin Anayasa Mahkemesi’nin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararıyla “seri muhakeme usulü” yönünden Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi ve 14.07.2021 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7331 sayılı Kanun’un 22 nci maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un 250 nci maddenin on birinci fıkrasına eklenen “Seri muhakeme usulü, bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde uygulanmaz” şeklindeki hükmün, ancak yürürlük tarihinden sonra işlenen suçlar bakımından uygulanabileceği gözetilerek, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun’un 250 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamına giren suç yönünden; Anayasa’nın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 7 ve 5271 sayılı Kanun’un 250 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması nedenleri ile karar hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Fuhuş Suçu Yönünden;
Gerekçe bölümünün (A) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanık ve müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden HÜKMÜN, 1412 sayılı Kanun’un 321 nci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasından “ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilmesine” ibaresinin çıkarılması suretiyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
B. Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçu Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) açıklanan nedenle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanık ve müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden HÜKMÜN, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
Oy birliği ile 16.01.2024 tarihinde karar verildi.