Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2020/6680 E. 2023/12176 K. 13.12.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/6680
KARAR NO : 2023/12176
KARAR TARİHİ : 13.12.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2013/50 Esas, 2016/36 Karar
SUÇLAR : Zimmet (sanıklar …, …, ve … hakkında), ihmali davranışla görevi kötüye kullanma (sanıklar …, …, …, …, …, …, …, … ve … hakkında) kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği (sanık … hakkında)
HÜKÜMLER : Mahkumiyet (sanık … hakkında zincirleme şekilde icrai davranışla görevi kötüye kullanma, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve basit zimmet suçlarından), Beraat (iddianamenin 1 numaralı bendinde isnat olunan zimmet suçundan sanıklar …, … ve … hakkında, iddianamenin 2 numaralı bendinde isnat olunan zimmet suçundan sanıklar …, … ve … hakkında, iddianamenin 5 numaralı bendinde isnat olunan zimmet suçundan sanık … hakkında, iddianamenin 11 numaralı bendinde isnat olunan görevi kötüye kullanma suçundan sanıklar …, …, …, …, …, …, … ve … hakkında)
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca sanık … müdafiinin ve katılan … vekilinin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereğince sanık … müdafiinin ve katılan … vekilinin temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi uyarınca temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.06.2013 tarihli ve 2009/522 Soruşturma, 2013/334 Esas, 2013/25 numaralı İddianamesiyle sanıklar …, … ve … hakkında zincirleme basit zimmet suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 37 nci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 247 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, sanık … hakkında basit zimmet suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 37 nci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 247 nci maddesinin birinci fıkrası ve 248 inci maddesi, sanıklar …, …, …, …, …, …, … ve … hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 37 nci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 257 nci maddesinin ikinci fıkrası, sanık … hakkında zincirleme şekilde ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ile kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 212 nci maddesi delaletiyle 204 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılmaları ile tüm sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca hak yoksunlukları uygulanması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2.Tunceli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.02.2016 tarihli ve 2013/50 Esas, 2016/36 sayılı Kararı ile iddianamenin 1 numaralı bendinde isnat olunan zimmet suçundan sanıklar …, … ve … hakkında, iddianamenin 2 numaralı bendinde isnat olunan zimmet suçundan sanıklar …, … ve … hakkında, iddianamenin 5 numaralı bendinde isnat olunan zimmet suçundan sanık … hakkında, iddianamenin 11 numaralı bendinde isnat olunan görevi kötüye kullanma suçundan sanıklar …, …, …, …, …, …, … ve … hakkında 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) ve (e) bentleri uyarınca ayrı ayrı beraatlerine, sanık … hakkında ise zincirleme şekilde icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası, basit zimmet suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 247 nci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile ayrı ayrı cezalandırılmasına ve aynı Kanun’un 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına hükmolunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A.Sanık … müdafii, sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerinin bozulması istemiyle temyiz talebinde bulunmuştur.
B.Katılan vekili, sanıklar hakkında hüküm fıkrasının (A), (B), (D) ve (G) bölümlerinde kurulan beraat hükümlerinin sanıkların mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken beraatlerine karar verilmiş olması nedeniyle, sanık … hakkında (C) bölümünde görevi kötüye kullanma suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün ise eylemlerinin zimmet suçunu oluşturduğundan bahisle bozulması istemiyle temyiz talebinde bulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
Suç tarihinde sanıklardan …’ın … yönetim kurulu başkanı, …’nin başkan yardımcısı, … ve …’in yönetim kurulu üyeleri, diğer sanıkların ise denetim kurulu üyeleri olarak görev yaptıkları, 28.06.2013 tarihli iddianame ile sanıklar hakkında açılan kamu davasında iddianamenin 1 numaralı bendinde sanıklar …, … ve … hakkında harcama belgesi bulunmadan 2.436,16 TL para çekildiği, 2 numaralı bendinde sanıklar …, … ve … hakkında harcama kayıtlarında karşılığı bulunmaksızın 4.124,60 TL para çektikleri, 3 numaralı bendinde sanık …’ın birliğin borçlarını zamanında ödemeyerek gecikme zammı ödenmesine sebebiyet verdiği, 4 numaralı bendinde sanık … tarafından birliğe alınan ve demirbaşa kayıtlı bir kısım eşyanın bulunamaması nedeniyle birliğin zarara uğratıldığı, 5 numaralı bendinde 27.06.2007 tarihli ve 25.776 TL tutarındaki birliğe ait yemek faturasının çok yüksek olması nedeniyle birliğin zarara uğratıldığı, 6 numaralı bendinde sanık …’ın 20.03.2007 tarihli yönetim kurulu karar evrakı üzerinde sahtecilik yaptığı, 7 numaralı bendinde sanık …’ın birliğe ait telefon hattını şahsi işlerinde kullanmak suretiyle birliği zarara uğrattığı, 8 numaralı bendinde sanık …’ın Tunceli Tarım İl Müdürlüğü personeli …’u 7 ay süre ile birlikte proje koordinatör yardımcısı olarak görevlendirmesine rağmen …’a yapılan ödemenin bir bölümünü elden geri aldığı ve kullandığı, 9 numaralı bendinde sanık …’ın birliğin yönetim kurulu başkanı olmasına rağmen ayrıca proje koordinatörü olarak kendisine görevlendirme yaptığı ve bu görevlendirme gerekçesiyle 12 ay süreyle ek ödeme aldığı, 10 numaralı bendinde sanık …’ın görev yaptığı döneme ilişkin birliğe ait karar defterinin kaybolması nedeniyle sanığın sorumlu olduğu, 11 numaralı bendinde ise yönetim ve denetim kurulu üyelerinin görevi kötüye kullanma suçunu işledikleri iddia edilen somut olayda, sanıklar …, …, … ve … hakkında basit zimmet, sanık … hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ile sanıklar …, …, …, …, …, …, …, … ve … hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçlarından cezalandırılmaları istemiyle açılan kamu davasında, Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; sanık … hakında iddianamenin 3, 4, 7 ve 9 numaralı bentlerinde yer alan isnatların zincirleme biçimde icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kabulüyle bu suçtan, iddianamenin 6 numaralı bendinde yer alan isnada yönelik kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan, iddianamenin 8 numaralı bendindeki isnadın sübuta erdiği kabulüyle de basit zimmet suçundan ayrı ayrı mahkumiyetine, diğer sanıklar hakkında atılı tüm suçlardan ve sanık … hakkında iddianamenin 2 ve 5 numaralı bentlerinde anlatılan zimmet isnatlarından 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin (c) ve (e) bentleri uyarınca ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A.Sanıklar … ve … hakkında basit zimmet suçundan verilen beraat hükümlerine yönelik olarak yapılan incelemede;
Sanıkların leh ve aleyhlerindeki toplanan tüm kanıtları inceleyip, irdeleyen ve iddianın reddine ilişkin sebepleri karar yerinde ayrı ayrı gösteren, savunmayı tercih nedenlerini açıklayan, aleyhteki kanıtları hükümlülük için yeterli görmeyen mahkemenin beliren takdir ve kanaatine göre, yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B.Sanıklar …, …, …, …, …, … ve … hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan verilen beraat ile sanık … hakkında zincirleme icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik yapılan incelemede;
Sanıkların yargılama konusu eylemleri için, 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesi uyarınca belirlenecek cezanın üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
Dosya kapsamına göre suç tarihinin sanık … yönünden 13.05.2008, diğer sanıklar yönünden ise 27.02.2008 olduğu ve bu tarihlerden, temyiz incelemesi tarihine kadar 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
C.Sanıklardan … hakkında basit zimmet, … hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçlarından verilen beraat hükümlerine yönelik incelemede;
Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nden temin olunan güncel nüfus kayıtlarına göre hüküm tarihinden sonra sanık …’nin 24.09.2021 tarihinde, sanık …’nin 02.08.2022 tarihinde vefat ettiklerinin anlaşılması karşısında, bu durumun Mahkemece araştırılarak 5237 sayılı Kanun’un 64 üncü maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca sanıklar hakkında açılan kamu davalarının düşürülüp düşürülmeyeceğinin karar yerinde değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.
D.Sanık … hakkında zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik olarak yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre sanık müdafiinin diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Suç tarihinde … yönetim kurulu başkanı olan sanığın, Avrupa Birliği hibesi ile yapılan proje kapsamında 7 aylık süre ile … isimli şahsı proje koordinatör yardımcısı olarak görevlendirdiği, bu görevi karşılığında …’a ödenen 675,00 Euro maaşın sanık tarafından geri alındığı ve gerçekte 150,00 Euro’luk bir ödeme yapılarak 7 ay boyunca arada oluşan farkın sanığın uhdesinde kaldığı somut olayda; sanığın uhdesinde para kalıp kalmadığının ancak …’un tanık olarak dinlenilmesi ile ortaya çıkarılabildiği, sanığın resmi olarak …’a ödeme yaptıktan sonra her ay düzenli olarak 525 Euro olmak üzere toplamda 3.675,00 Euro’yu zimmetine geçirdiğinin anlaşılması karşısında, eylemlerinin zincirleme nitelikli zimmet suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin basit zimmet suçundan mahkumiyetine karar verilmesi,
E.Sanık … hakkında zimmet suçundan verilen beraat hükümlerine yönelik olarak yapılan incelemede;
İddianamenin 2 numaralı bendinde anlatılan; birlik hesabından çekilen 4.124,60 TL’nin nereye harcandığının tespit edilemediği, bu harcamaya ilişkin birlik hesaplarında kayıt bulunmadığı ve mahkemece bu hususta bir araştırma yapılmaksızın karşılığı belgelenemeyen harcama kabul edilerek atılı suçtan beraatine karar verildiğinin, yine iddianamenin 5 numaralı bendinde anlatılan 2880 adet yemek karşılığı 14.400 Euro (suç tarihi itibarıyla 25.776 TL) ödendiğine dair faturanın gerçek bir harcamaya ilişkin olup olmadığı araştırılmaksızın beraatine karar verildiğinin anlaşılması karşısında; sanıktan belgeye dayanmayan harcamaların neler olduğunun sorulması, yapılan harcamalara ilişkin varsa fatura veya belgelerin temin edilmesi ile harcamalar karşılığı hizmet veya mal alımı gerçekleştirilmişse bu hususta tanık dinlenilmesi ayrıca yemek faturasına ilişkin olarak 2880 kişiye yemek verilip verilmediğinin araştırılması ve bu hususta da tanık dinlenilmesi sonrasında sanığın uhdesinde birliğe ait para kalıp kalmadığının belirlenmesi gerekirken eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde zimmet suçundan ayrı ayrı beraatine karar verilmesi,
F.Sanık … hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik olarak yapılan incelemede;

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2008 tarihli ve 49/219 sayılı Kararında da açıklandığı üzere; ceza yargılamasının amacı, somut gerçeğin ortaya çıkarılması olup bunun için başvurulan kanıtlama araçlarından biri de belgelerdir. Yargılama makamları suç isnadı nedeniyle oluşan uyuşmazlığı çözümlerken ele geçirilen ya da iddia ve savunma doğrultusunda sunulan belgelerin güvenilirliğini de denetlemek durumundadırlar. Güvenilirliğin denetlenebilmesi için belgenin aslının veya bunun olanaklı olmaması halinde de aslına uygunluğu yetkili makam veya kişilerce onanmış örnek ya da kopyalarının dosyaya konulması gerekir. Yine Ceza Genel Kurulunun 14.10.2003 tarihli ve 232/250 sayılı Kararında açıklandığı üzere, suça konu belgenin fotokopi olması durumunda hukuki sonuç doğurmaya elverişli nitelikte olmadığı, aslı bulunamayan evrakın aldatma kabiliyetinin bulunup bulunmadığının da tespit edilemediği, fiili iğfalin aldatma niteliğini göstermeyeceği cihetle; sanık …’ın, 20.03.2007 tarihli yönetim kurulu kararına birlik adına para çekme yetkisine ilişkin değişiklik yapacak şekilde ekleme yaptığı fotokopi evrakı zimmet suçunun işlenmesi sırasında kullandığı gerekçesiyle kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan mahkumiyet kararı verilmiş ise de; fotokopi belgenin sahtecilikte aldatıcılık yeteneğinin bulunup bulunmadığının tespiti mümkün olmadığı gibi fiili iğfali de aldatma niteliğini göstermeyeceğinden unsurları oluşmayan atılı suçtan beraatine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması,

Hukuka aykırı görülmüştür.

V. KARAR
1.Sanıklar … ve … hakkında basit zimmet suçundan verilen beraat hükümlerine yönelik olarak yapılan incelemede;
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle Tunceli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.02.2016 tarihli ve 2013/50 Esas, 2016/36 sayılı Kararında katılan … vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
2.Sanıklar …, …, …, …, …, … ve … hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan verilen beraat ile sanık … hakkında zincirleme icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik yapılan incelemede;
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle Tunceli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.02.2016 tarihli ve 2013/50 Esas, 2016/36 sayılı Kararına yönelik sanık … müdafii ile katılan vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkında açılan kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,
3.Sanıklardan … hakkında zimmet suçundan verilen beraat ve mahkumiyet ile kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan kurulan mahkumiyet hükümleri ile … ve … hakkında verilen beraat hükümlerine yönelik olarak yapılan incelemede ise;
Gerekçe bölümünde (C), (D), (E) ve (F) bentlerinde açıklanan nedenlerle Tunceli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.02.2016 tarihli ve 2013/50 Esas, 2016/36 sayılı Kararına yönelik sanık … müdafii ile katılan vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden, sanıklar … ve … hakkında sair yönleri incelenmeyen hükümlerin, sanık … hakkında kurulan mahkumiyet hükümleri yönünden aleyhe temyiz bulunmadığı gözetilerek kazanılmış hakkı saklı kalmak koşuluyla 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.12.2023 tarihinde karar verildi.