Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/20276 E. 2023/1382 K. 08.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/20276
KARAR NO : 2023/1382
KARAR TARİHİ : 08.03.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/38 E., 2015/96 K.
SUÇLAR : Banka veya kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken krediyi sağlamak amacıyla ve kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Bakırköy 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.03.2015 tarihli ve 2015/38 Esas, 2015/96 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında
a.Nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) ve (j) bentleri, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ve 12.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
b.Resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği, verilen cezanın ertelenmesi veya hakkında beraat kararı verilmesi talebine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık …’in, 20.10.2014 tarihinde şikâyetçi …’ın kimlik bilgileri kullanılarak sahte olarak düzenlenmiş nüfus cüzdanı ve sürücü belgesiyle Büyükçekmece Posta ve Telgraf Teşkilatı A.Ş. (PTT) şubesi aracılığı ile …’tan 15.000,00 TL tutarında kredi başvurusunda bulunduğu, kredi başvuru formunu şikâyetçi … adına düzenleyerek imzaladığı, sanık ile görüşen PTT görevlilerinin evrakın sahteliğinden şüphe ederek kolluk birimine haber verdikleri ve sanığın yakalandığı anlaşılmıştır.
2. Sanık, atılı suçları ikrar etmiştir.
3. Soruşturma aşamasında alınan İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 29.10.2014 tarihli uzmanlık raporu ile suça konu nüfus cüzdanı ve sürücü belgesinin tamamen sahte olarak hazırlanıp düzenlendiği, yapılan sahteciliğin ilk nazarda ve kolaylıkla fark edilemeceyek nitelikte olduğu cihetle, aldatma kabiliyetini haiz olduğu görüşü bildirilmiştir.

IV. GEREKÇE
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Sanığın şikâyetçi … adına düzenlenen sahte nüfus cüzdanı ve sürücü belgesiyle, özel belge niteliğinde olan banka kredi başvuru formunu düzenlemesi şeklindeki eyleminin bir bütün olarak zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu gözetilmeden, tek bir resmi belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış; Dairemizce de benimsenen, Yargıtay Ceza Genel kurulunun 23.01.2018 tarihli ve 2017/463 Esas, 2018/20 Karar sayılı kararı ile 23.01.2018 tarihli ve 2015/962 Esas, 2018/16 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere; hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde uygulanacak olan 5275 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6545 sayılı Kanun’un 81 inci maddesiyle yapılan değişikliğin ve 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte infaz aşamasında değerlendirilmesi mümkün görülmüştür.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

B. Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Sanığın, şikâyetçi …’ın kimlik bilgileri ile kredi başvurusunda bulunması şeklinde gerçekleşen eyleminin, “banka veya kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken krediyi sağlamak amacıyla dolandırıcılık” suçu ile birlikte “kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık” suçunu oluşturduğu; sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) ve (j) bentleri uyarınca hüküm kurulduğu halde, birden fazla nitelikli halin ihlalinin söz konusu olması nedeniyle temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış; Dairemizce de benimsenen, Yargıtay Ceza Genel kurulunun 23.01.2018 tarihli ve 2017/463 Esas, 2018/20 Karar sayılı ve 23.01.2018 tarihli ve 2015/962 Esas, 2018/16 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere; hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde uygulanacak olan 5275 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında, 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6545 sayılı Kanun’un 81 inci maddesiyle yapılan değişikliğin ve 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte infaz aşamasında değerlendirilmesi mümkün görülmüştür.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bakırköy 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.03.2015 tarihli ve 2015/38 Esas, 2015/96 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

08.03.2023 tarihinde karar verildi.