Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/4000 E. 2024/333 K. 23.01.2024 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4000
KARAR NO : 2024/333
KARAR TARİHİ : 23.01.2024

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 16.01.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davacı vekili Avukat … ile davalı vekili Avukat …’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında 15.06.2015 tarihinde imzalanan ön sözleşme ile davalının malik olduğu tarla vasıflı taşınmaz üzerinde imar durumunun arsa olarak değişmesiyle birlikte inşaat yapılmak üzere kat karşılığı inşaat yapılması hususunda anlaşıldığını, ne var ki davalı tarafın imar süreçleri tamamlanmak üzere iken 07.10.2020 tarihinde ilgili taşınmazı eşi …’na muvazaalı olarak bağış işlemleriyle devrettiğini, müvekkilinin 2021 yılı Haziran ayı içerisinde tapu kayıtlarını yerine inceleme esnasında söz konusu bağış ve devir işleminden tesadüfen haberdar olduğunu, söz konusu bağış işlemiyle birlikte sözleşmenin haksız olarak feshedilmiş olduğu ve sözleşme konusu inşaatın fiilen imkansız hale geldiği sabit olduğunu, ilgili sözleşmeye duyulan … nedeniyle 2015-2021 yılları arasında doğmuş bulunan müvekkilinin doğrudan ve dolaylı zararları ile faiz kayıpları kar mahrumiyetleri bulunduğunu, ayrıca ön sözleşme imzalanması ile birlikte davalının ilerde mahsuplaşmak üzere davacı yükleniciden borç para almaya başladığını ileri sürerek haksız fesihten doğan doğrudan ve dolaylı zararları, faiz kaybı ve kâr mahrumiyetinin tespiti ile 5.000,00 TL alacağın tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; ön sözleşmenin geçersiz olduğunu, müvekkilinin davacıdan borç aldığını, ödemelerin ön sözleşmeden bağımsız olarak yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında yapılan sözleşmenin ileride kurulacak sözleşmenin şekline bağlı olması nedeniyle geçersiz olduğu, sözleşmenin geçerli hale gelmesini sağlayan bir istisnanın da bulunmadığı, davacının talebinin ödenen bedelin iadesi olmadığı, haksız fesihten dolayı doğrudan ve dolaylı zararları, taşınmazda 6 yıl içinde meydana gelen değer artışına isabet eden birim metrekare oranında firmanın yaşadığı kar mahrumiyeti, yapılan ödemenin TL bazında değer kaybetmiş olmasından dolayı uğradığı zararları talep ettiği, geçersiz sözleşmelerde tarafların sadece aldıklarını iade ile yükümlü oldukları, davacının talep ettiği kalemleri isteme hakkı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; delillerin toplanmadan karar verildiğini, delillerin toplanarak bilirkişi raporu aldırılması gerektiğini, ön sözleşmenin tarafların irade, vaat ve taahhütlerini düzenliyor olması nedeniyle karşı tarafın muvazaalı bağış işlemi sonucu fiili imkansızlık söz konusu olduğundan, sözleşmenin haksız feshine dayalı olarak müvekkilinin uğradığı doğrudan ve dolaylı zararlar ile kâr mahrumiyetlerinin ve dava tarihine değin işleyen ticari faizinin tespit edilmesi gerekirken esasa girmeden verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, bir an için ön sözleşmenin geçersiz olduğu kabul edilse dahi müvekkilinin ön sözleşmeye duyduğu … nedeniyle davalının müvekkilinden tahsil ettiği bedellerin karşı yanda meydana getirdiği sebepsiz zenginleşmenin denkleştirici adalet hükümleri çerçevesinde tespit edilmesi ve ödenen paraların ilk ödeme tarihindeki alım gücüne ulaştırılarak hüküm altına alınması gerektiğini bildirerek istinaf etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile öncelikle taraflar arasında resmi şekil şartına uyulmadan yapılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi geçersiz olduğu, geçersiz olan sözleşme fesih edilmeyeceği gibi müspet zarar ve kar mahrumiyeti istenemeyeceği, geçersiz sözleşmelerin ancak sebepsiz zenginleşme kuralları gereğince verilen edimlerin iadesi suretiyle tasfiye edilebileceği, davacı tarafından sözleşme gereğince böyle bir kazandırma usulen ispat edilmediği,
Taraflar arasındaki ön sözleşmede ödünç para ilişkisinden bahsedilmediği için davacı tarafından iddia edilen ödünç para verme sebebinin sözleşme kapsamında kabul edilemeyeceği gibi arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin gayrı resmi yapılmakla geçersiz olduğu, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden bağımsız ve ödünç para ilişkisi karşılığında tapuya ipotek konulduğu ve teminat altına alındığı, borç sebebinin geçersiz bir arsa payı karşılığı sözleşme ilişkisine bağlamanın ve ihtilafın bu kapsamda değerlendirilmesinin imkanı olmadığı, taraflar arasındaki borç para ilişkisine ilişkin ihtalafin ise, … 6. Asliye Hukuk Mahkemesi 2020/527 Esas sayılı menfi tespit istemli dosyasına konu olduğu, alacak miktarı ve menfi tespit istemine ilişkin taraflar arasındaki ihtilafın bu dosya üzerinden devam ettiği, yine davaya konu para alacağı ipotek ile teminat altına alınması sonucu, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu tahsili mümkün bulunduğu, dolayısıyla hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde, davanın esasına girilmediğini, ön sözleşmenin şekil şartına tabi olmadığını, davalının 13.11.2020 tarihli cevabi ihtari ile ön sözleşmenin geçerli ve yürürlükte olduğunu kabul ettiğini, sözleşme geçersiz kabul edilse dahi sebepsiz zenginleşme gereği iade edilmesi gerektiğini, müvekkilinin yıllarca edimini yerine getirdiğini, davalının kötüniyetinin tanık beyanıyla ispatlandığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki sözleşmenin haksız feshi nedeniyle dolaylı ve doğrudan uğradığı zararların tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, TBK’nın 29. maddesi,
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak Yargıtaydaki duruşmada vekille temsil olunan davalıya verilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

23.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.