Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2023/2024 E. 2024/123 K. 10.01.2024 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/2024
KARAR NO : 2024/123
KARAR TARİHİ : 10.01.2024

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/45 Esas, 2022/608 Karar
DAVALILAR : 1….
2….
3…. vekilleri Avukat …
DAVA TARİHİ :
HÜKÜM : Davanın reddi

Taraflar arasındaki tazminat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile dava dışı … Enerji Üretim A.Ş. ve Göksu Enerji Üretim A.Ş. arasında yapılan sözleşme ile müvekkiline olan borçlarının ödenmesi için HES projesi kapsamındaki gelirlerinin temlik sözleşmesi ile müvekkiline devredildiğini, daha sonra adı geçen şirketlerin iflas ertelemesi istediğini, davalıların ise iflas erteleme davasında adı geçen şirketlere kayyum olarak atandıklarını, davalıların iflas ertelemesi isteyen şirketlerin HES gelirlerinin müvekkili bankaya temlik edildiğini bilmelerine rağmen bu gelirlerin borçlu şirketlerce kullanılmasına göz yumduklarını, iflas ertelemesi isteyen şirketlerin tüm yönetim kurulu kararlarını denetleyen ve onaylayan davalıların HES gelirlerinden elde edilen tutarların müvekkili hesaplarına gönderilmesi gerekirken şirketlerin hesaplarına aktarılarak kullanılmasına açıkça muvafakat etmeleri ve … vermeleri nedeniyle müvekkili alacaklı bankanın zararına sebebiyet verdiklerini ileri sürerek şimdilik 20.000,00 TL tazminatın yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; bu davayı davacı değil müflis şirketlerin açması gerektiğini, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, vasinin sadece vesayet altındaki kişiye verdiği zararlardan dolayı sorumlu olabileceğini, temlik sözleşmeleri kapsamında davacı bankanın EPDK’ya yaptığı başvurunun ayrıca piyasa işletmecisi EPİAŞ’a yaptığı başvuruların kabul edilmediğini, kurum kararlarının iptali için davacı bankanın idare mahkemeleri nezdinde açtıkları davaların reddedildiğini, bu haliyle temlik sözleşmelerinin geçerli olmadığını, kayyımların atandıkları şirketleri temsil ve ilzam yetkisinin bulunmadığını, şirketlerin yönetim organlarının yetkilerinin devam ettiğini, kararların yönetim kurulunca alındığını, bu nedenle 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 467 nci maddesinin ikinci fıkrasında beliritldiği şekilde vasi gibi sorumlu tutulmalarına olanak bulunmadığını, ayrıca vasinin sorumluluğunun kusur sorumluluğu olduğunu, kayyımın görevlerinin yönetim kurulu kararlarını denetlemekten öte geçmediğini ve yönetim kurulu kararlarının iyileştirme planı kapsamında değerlendirilmesinden ibaret olduğunu, dava dışı temlik eden şirketler tarafından kayyımlara hiç bir şekilde davacıya ödeme yapılması konusunda bir talep yöneltilmediğini, bir talep olmaksızın kayyımların şirkete … ve talimat verme yetkisinin de olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 13.07.2015 tarih, 2015/453 E. ve 2015/513 K. sayılı kararı ile iflas erteleme davasında kayyum olarak atanan davalıların sorumluluğuna ilişkin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (6100 sayılı Kanun) ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nda (2004 sayılı Kanun) ayrıca bir düzenleme mevcut olmadığı ve davalılar hakkında 6100 sayılı Kanun’un bilirkişi ve bilirkişilerin seçilmesine ilişkin hükümlerinin uygulanması gerektiği, bu nedenle zarar görmüş olanların 6100 sayılı Kanun’un 285 … maddesi gereğince zararın tazmini için ancak doğrudan devlete karşı tazminat davası açabileceği, doğrudan bilirkişilere açılan davada dava şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.

B. Bozma Kararı
Dairemizin 31.10.2016 tarih, 2015/15437 E. ve 2016/8519 K. sayılı kararıyla Mahkemece, bu tür davaların sadece doğrudan devlet aleyhine açılabileceği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verildiği, ancak, iflas erteleme davası sırasında mahkemece atanan kayyumların 6100 sayılı Kanun’un 266 ncı maddesinde düzenlenen bilirkişi niteliğinde olmadığı, bu kişilerin sorumluluğuyla ilgili 2004 sayılı Kanunda hüküm bulunmaması karşısında, kayyımların sorumluluğunun 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 467 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince vasinin sorumluluğuna ilişkin hükümler kapsamında değerlendirileceği, bu durumda işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, mahkemece 6100 sayılı Kanun’daki bilirkişilere uygulanan hükümler gereğince davanın usulden reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle karar bozulmuştur.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı banka ile dava dışı Göksu Enerji Üretim A.Ş. arasında 23.12.2010 tarihinde kredi sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin ekinde ayrıca alacağın temliki sözleşmesi akdedildiği, sözleşmeye göre proje finansman kredisi kapsamında, Ayranlı Hes, … Hes, Sütlüce Hes projeleri kapsamında elektrik enerjisi satışından elde edilecek tüm gelirlerin davacı bankaya temlik edildiği, davacı banka ile dava dışı … Enerji Üretim A.Ş. arasında 13.10.2010 tarihinde kredi sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin ekinde ayrıca alacağım temliki sözleşmesi akdedildiği, sözleşmeye göre proje finansman kredisi kapsamında, Berke Hes, projesi kapsamında elektrik enerjisi satışından elde edilecek tüm gelirlerin davacı bankaya temlik edildiği, dava dışı Göksu Enerji Üretim A.Ş. ve … Enerji Üretim A.Ş. şirketleri ile bağlı diğer şirketlerin iflasın ertelenmesi talepli açtıkları davada davalıların 2004 sayılı Kanun’un 179/a maddesi (mülga) gereğince bu şirketlere kayyım olarak atandıkları, yönetim kurulunun tüm kararlarının kayyım onayına tabi tutulmasına karar verildiği, öncelikle alacağın temliki sözleşmelerinin geçerli olup olmadığının belirlenmesi gerektiği, davacı banka tarafından İdare Mahkemelerinde açılan davalar sonucunda temlik sözleşmelerinin geçersiz olduğunun tespit edildiği, bu kararların Danıştay incelemesinden geçerek kesinleştiği, İdare Mahkemelerinin kesinleşen kararları ile temlik sözleşmelerinin geçerli olabilmesi ve temlikler kapsamında dava dışı şirketlerin elektrik üretiminden kaynaklı alacaklarının davacı bankaya ödenebilmesi için elektrik piyasasında işletici konumundaki EPDK ve sonrasında EPİAŞ ‘ın onayına tabi olduğu ve kurumların onaya zorlanamayacaklarının anlaşıldığı, kesinleşen mahkeme kararlarının hem kendi mahkemelerini hem de davalı kayyumları bağlayacağı, basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü bulunan davacı bankanın, dava dışı şirketlerle imzaladığı temliğin başkaca bir kurumun onayına tabi olup olmadığını, bu onayın alınmaması ihtimalini de gözeterek hareket etmesi gerektiği ve kurum onayının alınamaması nedeniyle geçersiz hale gelen temliknameye dayalı olarak hak talebinde bulunamayacağı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 191 nci maddesinin uygulanabilmesi için de herşeyden önce geçerli bir temliğin bulunması gerektiği, oysa somut olayda kurum onayları verilmediği için yapılan temliklerin geçerli hale gelmediği, davalıların sorumluluğunun ayrıca kayyımlık müessesesi açısından da ele alınması gerektiği, 4721 sayılı Kanun’un 467 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kayyımların sorumluluğunun vasinin sorumluluğu hükümleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, ancak sorumluluk belirlenirken 2004 sayılı Kanun’un 179/a (mülga) maddesindeki görevlendirmenin özelliklerinin de dikkate alınacağı, davalıların yönetim kayyımın bir türü olan denetim ve gözetim kayyımı olarak atandıkları, davalıların iflas ertelemesi talep eden şirketlerin yöneticisi veya temsilcisi olmadıkları, şirket yöneticilerinin görevlerinin başında olup yöneticilerin aldığı kararların davalı kayyımların denetimine tabi tutulduğu, davalıların denetim görevinin yönetimin aldığı kararların işletme projesine ve şirket menfaatlerine uygun olup olmadığı ile sınırlı olduğu, bu görevin ihmali suretiyle şirketlerin zarar görmesi halinde yansıma yolu ile şirket alacaklıları da zarar görür ise alacaklıların, şirket yöneticilerin sorumluluğunda olduğu gibi kayyımlara karşı sorumluluk davası açmalarının mümkün olacağı, ancak somut olayda kayyımlara yüklenen eylemin temlike konu alacağın davacı bankaya ödenmemesine dayalı olup kayyımların mahkeme kararlarına rağmen şirket yönetimlerinin yerine geçerek temlik edilen alacakların davacı bankaya ödenmesi yönünde karar alamayacakları, yönetimce alınan kararların usulsüzlüğünün iddia edilemeyeceği gözetildiğinde davalı kayyımların kusurlu eylemlerinin olmadığı ve tazminat yükümlülüklerinin de doğmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemenin müvekkili banka ile dava dışı … Enerji Üretim A.Ş. ve Göksu Enerji Üretim A.Ş. arasında imzalanan alacak temlik sözleşmelerinin geçersiz olduğuna ilişkin gerekçesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davanın reddine gerekçe gösterilen İdare Mahkemesi kararlarının banka ile dava dışı … Enerji Üretim A.Ş. ve Göksu Enerji Üretim A.Ş. arasında imzalanan alacak temlik sözleşmelerinin geçersiz olduğuna ilişkin olmadığını, bahsedilen dava dosyalarının konusunun müvekkili ile borçlu şirketler … Enerji Üretim A.Ş. ve Göksu Enerji Üretim A.Ş. arasında imzalanan alacağın temliği sözleşmesinin geçerliliğine ilişkin olmayıp, alacak temlik sözleşmesinin hakkında dava açılan kurumların kayıtlarına işlenmemesine yönelik işlemin iptaline ilişkin olduğu, idare mahkemesinde açılan davaların işbu davadan sonra açıldığı, dolayısıyla davalı kayyımların eylemlerini yaptıkları sırada bu davalar sonucu verilmiş bir kararın bulunmadığını, müvekkili ile … Enerji Üretim A.Ş. arasında imzalanan 13.10.2010 tarihli kredi sözleşmesi ve onun eki olan alacak temliki sözleşmesi gereğince Ankara 14. İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/1003 E. sayılı dosyasında … Enerji Üretim A.Ş. hakkında 3. şahıs tarafından yapılan icra takibinde enerji satışından gelen tutarlar üzerine koyulan hacizler hakkında temlik gereğince müvekkil bankaca açılan istihkak davasının kabulüne karar verildiğini, söz konusu mahkeme kararının temyiz incelemesi sonucu usuli nedenlerle bozulduğunu ve henüz … bir karar verilmediğini, banka ile … Enerji Üretim A.Ş. arasında imzalanan alacak temlik sözleşmesinin TEİAŞ tarafından kabul edilerek kayıtlarına işlendiğini, bu hususun dahi temlik sözleşmelerinin geçerli olduğunu ortaya koyduğunu, yönetim kurulunun aldığı tüm kararların kayyım heyetinin onayına bağlı kılındığını, bu durumda kayyım heyetinin salt denetim görevi gördüğünün kabul edilemeyeceğini, davanın da davalı kayyımların söz konusu yönetim kurulu kararlarının onayı görevini yerine getirirken kusurlu davranışları nedeniyle müvekkiline verdikleri zarar nedeniyle açıldığını, verdikleri bu zarardan dolayı müvekkiline karşı sorumlu olduklarını, bankaya temlik edilen HES gelirlerinin davalıların onayı ile başka harcamalarda kullanılmak sureti ile bankaya ödenmediğini, iflasın ertelenmesi talepli iflas davasında davacı olan şirketlerin yetkilisi … Adiloğlu ve kayyum heyetince HES gelirlerinin müvekkil bankaya temlikli olduğunun toplantı ve karar tutanaklarında kabul ve ikrar edildiğini, kabul anlamına gelmemek kaydı ile temlik sözleşmelerinin ilgili kurumların onayının alınmamış olması nedeniyle geçersiz olduğu kabul edilse dahi şirketlerin iradesi temlik sözleşmesinin yapılması yönünde olduğundan proje finansman sözleşmeleri gereğince düzenlenen temlik sözleşmesine konu alacaklardan gelen tutarların müvekkiline ödenmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava dışı şirketler tarafından açılan iflas ertelemesi davasında kayyum olarak atanan davalıların sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Kanun’un 467 nci maddesinin ikinci fıkrası.

3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

10.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.