Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2010/22693 E. 2010/20497 K. 08.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2010/22693
KARAR NO : 2010/20497
KARAR TARİHİ : 08.12.2010

Tehdit suçundan sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/1 -e, 62, 50/1-a, 52/2. maddeleri gereğince 500 Türk Lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair Karabük 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/03/2010 tarihli ve 2009/454 esas, 2010/83 sayılı kararının Adalet Bakanlığınca 21.07.2010 gün ve 48311 sayılı yazı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11.08.2010 gün ve 186863 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:
Tebliğnamede “08/02/2008 tarihli ve 26781 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5728 sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun dcğcrlendirilmemesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Gereği görüşüldü:
5271 sayılı CYY.nın 231. maddesinin 5728 sayılı Yasa ile değişik 5. fıkrasında, “Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade eder.” 6. fıkrasında ise, “Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için; a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, b) Mahkemece, sanığın kişilik özelliklen ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması, c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi, gerekir.” hükümleri yer almaktadır.
Y.C.G.K.’nun 13.11.2007 gün ve 2007/171-235 sayılı kararında “…. Özenle vurgulanması gereken bir diğer husus da şudur; yargılama sonunda belirlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağına dair değerlendirme yapılması için, yargılamanın herhangi bir sujesinin istemde bulunması gerekmez. Maddede öngörülen koşulların oluşup oluşmadığı ve bu hükmün uygulanıp uygulanmayacağı yargıç tarafından her olayda kendiliğinden değerlendirilip takdir edilmeli ve denetime olanak sağlayacak biçimde kararda gösterilmelidir” denilmektedir.
İncelenen dosyada, mahkemece, tehdit suçunu işlediği kabul edilen sanık hakkında, TCY.nın 106/1f.2c, 62/1, 50/1-a, 52/2 maddeleri uyarınca 500 TL adli para cezasına hükmedildiği, dosya içindeki adli sicil belgesine göre sanığın sabıkasız olduğu ve katılan …’ın 18.3.2010 tarihli ifadesinde kendisine karşı işlenen tehdit suçu nedeniyle maddi değil manevi zararı bulunduğunu belirttiği görülmektedir. Somut olayda, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun suçun niteliği, ceza miktarı, maddi nitelikteki zararın giderilmesi ve kasıtlı suçtan mahkumiyete ilişkin objektif koşulları açısından, CYY.nın 231/5 maddesinin uygulanmasına yasal bir engel bulunmadığı anlaşılmaktadır. Anılan yasa hükmü, Y.C.G.K.’nun yukarıda belirtilen ilkesel nitelikteki kararıyla birlikte değerlendirildiğinde, mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin CYY.nın 231. maddesinin uygulama olanağının re’sen tartışılıp değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır. Mahkemenin, karar tarihinde yürürlükte bulunan CYY.nın 231/5 maddesinin uygulanıp uygulanmayacağına ilişkin herhangi bir değerlendirme yapmadan kurduğu kesin nitelikteki mahkumiyet hükmünün bu yönüyle hukuka aykırı olduğu açıktır.
Yargıtay Cumhuriyet. Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden, tehdit suçundan sanık … hakkında, Karabük 2. Asliye Ceza Mahkemesince kesin olarak verilen 18.3.2010 gün ve 2009/454-2010/83 sayılı kararın, 5271 sayılı CYY.nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, anılan Yasa maddesinin 4/b fıkrası uyarınca sonraki işlemlerin hükmü veren mahkemece yerinde yapılmasına, 08.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.