YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/13694
KARAR NO : 2023/6805
KARAR TARİHİ : 27.12.2023
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında görülen kadastro tespitine itiraz davasında verilen davanın reddine dair karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 7. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesince kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı …’in bir kısım mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
1970 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında Karasu ilçesi Karasu Köyü Arımiçi mevkii çalışma alanında bulunan 482 parsel … 42840 m2 yüzölçümündeki taşınmaz mera niteliğiyle sınırlandırılmak suretiyle tespit edilmiştir.
Davacılar …, … ve …, miras yoluyla gelen hakka, satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazın bir bölümüne yönelik tespite itiraz davası açmışlardır. Yargılama sırasında Hazine taşınmazın mera olduğunu, tescile tabi olmadığını mera niteliğiyle tescil harici bırakılması gerektiğini öne sürerek davaya katılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda verilen ilk kararda davacıların davalarının verilen kesin sürede keşif giderleri yatırılmadığından reddine, katılan Hazine yönünden mahkemenin görevsizliğine, dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, dava konusu taşınmazın mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmiştir. Davacı … mirasçıları tarafından temyiz itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2010/3050 Esas, 2011/2716 Karar … ilamıyla, mahkemece ilk olarak 22.6.1992 tarihinde keşif yapıldığı, keşif giderlerinin davacılar tarafından karşılandığı, uyuşmazlığın niteliği gereği komşu köyden yerel bilirkişi dinlenilmediği için 2. kez keşif kararı verildiği, bu konuda davacılar vekiline keşif giderlerinin yatırılması için kesin süreli ihtarlı davetiye tebliğ edildiği, 2. kez verilen keşif giderlerinden davanın tarafları sorumlu olmayacağı, bu giderin ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere suçüstü ödeneğinden karşılanması yasal zorunluluk olduğu, kaldı ki davacılardan …’in 1993, …’un 1983 tarihinde öldüğü, ölümle vekalet ilişkisinin sona erdiği gözardı edilerek kesin süreli davetiyenin usule aykırı şekilde 4.7.1994 tarihinde vekile tebliğ edildiği, ölü davacılar açısından yapılan tebligatın da geçersiz olduğu, öte yandan, kural olarak öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre davada taraf koşulunun oluşturulmamış olması başlı başına bozma nedeni olduğu, davacılar …’in 1993, …’un 1983 tarihinde öldükleri dikkate alındığında mirasçılarına duruşma günü tebliğ edilmediği gibi varsa delilleri de sorulup toplanmadığı, taraf koşulu gerçekleştirilmeden hüküm verildiğine işaret edilerek açıklanan nedenlerle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; her ne kadar davacılar dava konusu 482 parselin kendi zilyetliklerinde olduğunu bu nedenle kendi adlarına tescilini talep etmişlerse de yapılan keşifler, alınan bilirkişi raporları, Sulh Ceza Mahkemesinin kararları ile sabit olduğu üzere dava konusu yerin kadastro tespitinin 1970 tarihinde yapıldığı, buna göre kadastro tespitinin yapıldığı tarihten geriye doğru 20 yıllık hava fotoğraflarının incelenmesinde 1955 yılı hava fotoğrafında dava konusu parselin, cinsleri tespit edilemeyen çalı formunda bitkilerle kaplı olduğu, imar ihya çalışmasının ya da ekim faaliyetlerinin olmadığı, parselin çevresinin de aynı nitelikte olduğu, 1971 yılı hava fotoğrafında çalı formatındaki bitkilerin ortadan kaldırıldığı, 482 parsel ve çevresinin toprağının işlendiği, buna göre kadastro tespitinin yapıldığı tarihten geriye doğru 20 yıllık zilyetlik süresinde davacıların taşınmazı kullanmadıkları, taşınmazın kadastro tespitinden sonra kullanılmaya başlandığı 3402 … Kanun’un 14 üncü maddesi ve mülga 766 … Kanun’un 33. maddesi uyarınca zilyetlikle mülkiyeti kazanma şartlarını gerçekleştirmedikleri, yine dava konusu 482 parselin ziraat bilirkişi raporuna göre mera ve kumluk vasfında olup meralar ve kumluk üzerinde sürdürülen zilyetlik süresi ne olursa olsun hukuken değer taşımayacağı anlaşıldığından davacıların davasının reddine, davası konusu … ili Karasu ilçesi Karasu Mahallesi 482 parselin mera vasfıyla sınırlandırılarak özel siciline kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Hüküm süresi içerisinde davacı …’in bir kısım mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, 6100 … Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 … Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı …’in bir kısım mirasçıları vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden usul, kanun ve bozma gereklerine uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 54,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 215,45 TL’nin temyiz eden … ve bir kısım mirasçılarından alınmasına, 1086 … Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
27.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.