Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2023/5537 E. 2024/389 K. 22.01.2024 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/5537
KARAR NO : 2024/389
KARAR TARİHİ : 22.01.2024

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/526 E., 2023/387 K.
KARAR : Davanın reddine

Taraflar arasında görülen inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Hukuk Genel Kurulunca Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili; Samsun ili, İlkadım ilçesi, … Mahallesi, 4920 ada 5 parsel sayılı arsa ile üzerindeki binanın davalı … adına inançlı işlem nedeniyle kayıtlı olduğunu, gerçekte ise müvekkili ile davalının yarı paylarla malik olduklarını, arsa ve üzerindeki binanın 16.08.2011 tarihinde diğer davalı Derneğe bağışlandığını, ancak davalı …’nın tek başına malik olmadığı taşınmaz hakkında yaptığı devir işleminin iptali ile tapunun gerçeğe uygun hâliyle tesciline karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek; bağış şeklindeki işlemin iptali ile arsa ve bağıştan sonra kurulan kat mülkiyeti gereği on ayrı bağımsız bölümün 1/2 payının davacı adına tesciline, olmadığı takdirde değerinin tahsiline, bu dahi olmaz ise sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davacı tarafından yapılan katkının iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı …; davaya konu arsayı 2007 yılında dava dışı … ve … ’tan bizzat parasını ödeyerek satın alıp üzerindeki binayı yaptırdığını, taşınmazın diğer davalı Derneğe devrinden önceki tek malikinin kendisi olduğunu, davacının iddialarının gerçek dışı ve çelişkili olduğunu, davanın haksız şekilde açıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

2. Davalı Unutulanları Hatırlatma Kültür Hizmetleri Derneği vekili; davaya konu taşınmazın davalı … tarafından kanunî usullerine riayet edilerek ve resmî geçerlilik şartına uyularak tapuda derneğe bağışlandığını,19.09.2011 tarihinde kat irtifakı kurulması sonucunda da bağımsız bölümlerin dernek adına tescil edildiğini, davacının hukuken haklı ve geçerli bir nedene dayanmaksızın binada işgalci durumda olup taşınmaza el attığını, bu nedenle de Dernek tarafından haksız işgal ve tahliye talepli olarak davacı aleyhine dava açıldığını, davacının da bunun üzerine eldeki davayı açtığını, ileri sürülen tüm hukukî ilişkilerin davalı Dernek ile doğrudan bir bağlantısının olmadığını, davacının diğer davalı … ile yaptığı işlemlerin hukuken sadece kendilerini bağladığını, derneğin iyi niyetli olup taşınmazın devrinde herhangi bir muvazaalı işlemin bulunmadığını, bağış işleminin gerçek olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 19.11.2015 tarihli ve 2012/352 Esas, 2015/751 Karar sayılı kararı ile tanık anlatımları ve bilirkişi raporu doğrultusunda davacı tarafından taşınmazın tamamına %30 oranında katkısının olduğu gerekçesiyle tapu iptali ve tescil talebinin kısmen kabulü ile taşınmazdaki bağımsız bölüm tapularının %30 oranına isabet eden 3/10’ar paylarının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin 19.11.2015 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 28.03.2017 tarihli ve 2016/17137 Esas, 2017/2446 Karar sayılı kararı ile; “..davacı taraf iddialarını tarafların imzalarını taşıyan yazılı delil veya davalı tarafın elinden çıkmış delil başlangıcı ile kanıtlayamamıştır. Ancak, davacı taraf delil listesinde açıkça yemin deliline de dayandığından davacıya yemin teklif hakkı hatırlatılarak HMK’nın 225. ve devamı maddeleri gereğince işlem yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu husus yerine getirilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir…” gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir.

B. Direnme Kararı
Mahkemenin 09.10.2018 tarihli ve 2018/435 Esas, 2018/505 Karar sayılı kararı ile direnme kararı verilmiştir.

C. Hukuk Genel Kurulu Kararı
Hukuk Genel Kurulunun 14.06.2022 tarihli ve 2019/14-799 Esas, 2022/911 Karar sayılı ilâmı ile; Yargıtay bozma ilâmında belirtilen hususların doğru olduğu belirtilerek direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dosya arasında davalı tarafından yazılı belgenin vasiyetname olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, inançlı işlemin delil başlangıcı olarak kabul edilmesi gerektiğini, davasında haklı olduğunu beyanla kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası.

2. İnanç sözleşmesi, 5.2.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.

3. Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) “delil başlangıcı” niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı Kanun’un 202 nci maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebilir.

4. Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (6100 sayılı Kanun’un 188 inci maddesi ile 225 inci maddesi v.d) yemin gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması hâlinde hâkimin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.12.2015 tarihli ve 2014/14-516 Esas, 2015/2838 Karar sayılı kararı da bu doğrultudadır.

5. İnanç sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı) 125 inci maddesi hükmü gereğince inanç sözleşmesinden kaynaklanan davalarda zamanaşımı süresi on yıl olarak kabul edilmektedir.
3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

22.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.