YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1044
KARAR NO : 2023/6459
KARAR TARİHİ : 13.12.2023
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında görülen kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı Hazine vekili, müdahiller … ve arkadaşları vekili ve müdahiller … ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
İlk Derece Mahkemesinin verdiği öncekj karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; “Davacı tarafın tutunduğu tapu kayıtlarının tüm tesis ve tedavülleri ile haritası getirildikten sonra, dayanak vergi kayıtlarıyla birlikte mahallinde yöntemince uygulanarak kapsamının belirlenmesi ve yöntemince bir uygulama sonucunda dava konusu taşınmazların tümü yada bir bölümü dayanılan tapu kayıtlarının kapsamı dışında kaldığı saptandığı takdirde vergi kaydının mülkiyet belgesi olmadığı, zilyetlikle birleşmeyen vergi kaydına değer verilemeyeceği göz önüne alınarak tapu kayıt kapsamı dışında kalan taşınmaz yada taşınmaz bölümleri yönünden yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılması, bu konuda zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınması, tapu ve vergi kayıtlarının iç içe girmesi halinde yüzölçümü daha büyük olan kayda değer verileceğinin düşünülmesi ve sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, “davacılar …, … ile müdahil davacılar …, …, …, …, …, … ve müşterekleri tarafından açılan davanın kısmen kabulüne, diğer müdahil davacılar tarafından açılan davanın reddine, dava konusu 66 numaralı parsele ilişkin olarak fen bilirkişisi … tarafından 09/09/2019 havale tarihli bilirkişi raporunun eki krokide (A) harfi ile gösterilen 137.850.m2 miktarlı kısmın kayıt miktarı olarak, aynı raporda (B) harfi ile gösterilen 100.000,00 m2 lik kısmın zilyetlikten edinilebilecek yer olarak hüküm yerinde gösterilen payları oranında Hazine ve … ve arkadaşları adlarına tesciline, (C) harfi ile gösterilen 583.984,29.m2 miktarlık kısmın miktar fazlası olarak davalı Hazine adına aynı parsel numarası altında tapuya kayıt ve tesciline, dava konusu 72, 74, 76, 77 ve 79 nolu parsellerin kadastro tespit tutanağında açık bulunan malik bölümünün parsellerin her birinin hüküm yerinde gösterilen payları oranında … ve arkadaşları adlarına, dava konusu 70 nolu parselin Kadastroca yapılan tahdinin iptaline, Taşınmazın fen bilirkişisi … tarafından düzenlenmiş 06/09/2019 tarihli rapor ekindeki krokisinde (A) harfi ile gösterilen 735.200 m2 miktarlı kısmın dayanak vergi kayıt miktarı olarak, bitişiğinde zilyetlikle edinilebilecek (B) harfi ile gösterilmiş 100.000 m2 kısımların birliğin en son parsel numarası altında hüküm yerinde gösterilen payları oranında … ve arkadaşları adlarına tesciline, (C) harfi ile gösterilen 191.837,03 m2 lik kısmın 70 parsel numarası altında davalı Hazine adına tesciline, dava konusu 71 nolu parselin Kadastroca yapılan tahdinin iptaline, Taşınmazın fen bilirkişisi … tarafından düzenlenmiş 06/09/2019 tarihli rapor ekindeki krokisinde (D) harfi ile gösterilen 100.000 m2 miktarlı kısmın zilyetlikle edinilebilecek kısım olarak, birliğin en son parsel numarası altında hüküm yerinde gösterilen payları oranında … ve arkadaşları adlarına, (E) harfi ile gösterilen 889.705,01 m2 lik kısmın 71 parsel numarası altında davalı Hazine adına, dava konusu 73 nolu parselin Kadastroca yapılan tahdinin iptaline, Taşınmazın fen bilirkişisi … tarafından düzenlenmiş 06/09/2019 tarihli rapor ekindeki krokisinde (F) harfi ile gösterilen 100.000 m2 miktarlı kısmın zilyetlikle edinilebilecek kısım olarak, birliğin en son parsel numarası altında hüküm yerinde gösterilen payları oranında … ve arkadaşları adlarına, (G) harfi ile gösterilen 417.183,58 m2 lik kısmın 73 parsel numarası altında davalı Hazine adına, dava konusu 78 nolu parselin Kadastroca yapılan tahdinin iptaline, Taşınmazın fen bilirkişisi … tarafından düzenlenmiş 06/09/2019 tarihli rapor ekindeki krokisinde (H) harfi ile gösterilen 100.000 m2 miktarlı kısmın zilyetlikle edinilebilecek kısım olarak, birliğin en son parsel numarası altında hüküm yerinde gösterilen payları oranında … ve arkadaşları adlarına, (K) harfi ile gösterilen 906.151,89 m2 lik kısmın 78 parsel numarası altında davalı Hazine adına, dava konusu 75 nolu parselin Kadastroca yapılan tahdinin iptaline, Taşınmazın fen bilirkişisi … tarafından düzenlenmiş 06/09/2019 tarihli rapor ekindeki krokisinde (L) harfi ile gösterilen 100.000 m2 miktarlı kısmın zilyetlikle edinilebilecek kısım olarak, birliğin en son parsel numarası altında hüküm yerinde gösterilen payları oranında … ve arkadaşları adlarına, (M) harfi ile gösterilen 28.828,47 m2 lik kısmın 75 parsel numarası altında davalı Hazine adına tesciline” karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine, müdahiller … ve arkadaşları vekili ve müdahiller … ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dava konusu 71, 73 ve 78 parsel … taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 … Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 … Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup, davalı Hazine vekili ve müdahiller … ve arkadaşları vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2. Dava konusu 72, 74, 76, 77 ve 79 parsel … taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmazların davacıların dayandığı tapu ve vergi kaydı kapsamında kaldığı ve lehlerine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanım koşullarının oluştuğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Şöyle ki; Davacıların dayandığı 58.816 metrekare yüzölçümlü, 20.02.1958 tarihli ve 25 numaralı tapu kaydının ihtiva ettiği “Dere, tarikiam, …ve …” sınırları itibariyle gayrisabit sınırlı olduğu ve bu nedenle kaydın sınırları itibariyle değil miktarıyla geçerli olduğu anlaşılmaktadır. Dairemizin geri çevirme kararıyla dosya arasına getirtilen kayıtlardan, söz konusu tapu kaydının miktarından fazla yere revizyon gördüğü ve tutanakların kesinleştiği anlaşılmakla, davacıların dayanak tapu kaydı kapsamında edinebileceği taşınmaz bulunmamaktadır.
İlk Derece Mahkemesince, dayanak 1936 tarih ve 5 ile 7 sıra numaralı tahrir kayıtlarının da dava konusu 70, 71, 74 ve 79 parsel … taşınmazlara uyduğu kabul edilmiş ise de, yine geri çevirme kararı ile dosya içerisine getirtilen kayıtlardan, 1936 tarihli 5 sıra numaralı tahrir kaydının sınırları itibariyle gayrisabit hudutlu olup, yüzölçümü miktarından fazla taşınmaza revizyon gördüğü anlaşılmakta olup, 7 sıra numaralı tahrir kaydının ise dava konusu taşınmazları kapsamadığı, yapılan uygulama ve dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Dava konusu taşınmazların kadastro tespitleri 1977 yılında yapılmış ve çekişmeli taşınmazlar, kadastro tespitinden önce 18.05.1962 tarihinde, davacılar … ve … tarafından, Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tapu iptal ve tescil, müdahalenin men’i davası nedeniyle malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmişlerdir. Tespit tarihinden önce 16.03.1950 tarihinde yürürlüğe giren 5602 … Tapulama Kanunu, zilyetlik yoluyla belgesizden iktisap edilebilecek taşınmazların toplam miktarı hususunda bir sınırlama içermemektedir. Ancak sınırsız kazanımlar yönünden görülen sakınca üzerine 17.03.1954 tarihinde yürürlüğe giren 6335 … Kanunla 5602 … Kanun’un 13. maddesinde değişiklik yapılarak belgesiz zilyetlikten mülk edinilebilecek taşınmazların miktarı taşınmazda 20 dönüm olarak sınırlandırılmış ve bu miktarı aşan taşınmaz iktisabında 10 yıl ve daha önceki tarihli vergi kaydının mevcudiyeti aranmıştır. Daha sonra 12.07.1966 tarihinde yürürlüğe giren 766 … Tapulama Kanunu’nun 33. maddesi, her parça taşınmazda 20 dönüm olan miktar sınırını 100 dönüme çıkarmış ve 766 … Kanun’un 33. maddesini değiştiren ve 26.07.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1617 … Kanun ile beher taşınmazın 20 dönümlük miktarının belgesiz zilyetlikle edinilebileceği kabul edilmiş, ancak bu yolla kazanılacak taşınmazların büyüklüğünün bir “tapulama bölgesinde” 50 dönümü geçemeyeceği hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanunla getirilen ek madde ise, sözü edilen değişikliğin, yasanın neşir ve ilan edildiği tarihe kadar açılmış bulunan davalarda uygulanamayacağı hükmüne amirdir. Son olarak 09.10.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3402 … Kadastro Kanunu ise zilyetlik yoluyla belgesizden iktisap edinilebilecek taşınmazların miktarını aynı çalışma alanı içinde kuru toprakta 100, sulu toprakta 40 dönüm olarak belirlemiş, fazlası için 14. maddede yazılı belgelerin mevcudiyetini şart koşmuştur.
Somut olayda; aktarılan dava tarihine göre, 5602 … Tapulama Kanunu’ nun 6335 … Kanun ile değişik 13. maddesi yürürlükte olmakla birlikte, yargılamanın devamı sırasında yürürlüğe giren ve davacılar – müdahiller açısından kazanılmış hak niteliğinde bulunan 766 … Kanun’un 33. maddesi ile belgesiz zilyetlikten her bir taşınmazda 100 dönüm miktarında mülk edinilmesi mümkün bulunmaktadır.
Davacıların, yukarıda anılan kayıtlar kapsamında edinebilecekleri taşınmaz bulunmadığı, ancak dosya kapsamında, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının davacılar – müdahiller lehine gerçekleştiği anlaşılmaktadır.
İlk Derece Mahkemesince, müktesap haklar da gözönünde bulundurularak, lehe olan yasa hükümleri doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılmak suretiyle karar verilmesi gerekirken, dayanak tapu kaydı, sabit sınırlı kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşabilmesi için, İlk Derece Mahkemesince, taşınmazlar başında keşif yapılarak, taşınmazların bitişiğinde davacı taraf adına belgesiz zilyetlikten edinilmiş taşınmaz bulunup bulunmadığı, mevcut ise aynı bütünden bölünen taşınmazların miktarının 100 dönümü geçip geçmediği araştırılmalı, uygulamada aynı bütünden bölünüp bölünmediğinin tespiti bakımından isimli yolların zemindeki yerlerinin eski tarihli memleket haritası celp edilip belirlenebileceği düşünülmeli, gerektiğinde taraflara seçimlik hakları hatırlatılarak sonucuna göre karar verilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince, bu husus gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3. Dava konusu 66 parsel … taşınmazın fen bilirkişi raporunda (A) ve (B) harfi ile gösterilen bölümlerine ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince, fen bilirkişi raporunda ek krokide (A) harfi ile gösterilen bölümün davacıların dayanak tapu kayıt kapsamında kaldığı kabul edilerek kaydın miktarı kadar kısmın davacılar adına tesciline, (B) harfi ile gösterilen bölüm yönünden ise, zilyetlikle taşınmaz edinim koşullarının davacı – müdahiller adına oluştuğu kabul edilerek, karar verilmiş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Şöyle ki; tapu kaydının taşınmaza aidiyetinin kabulü için en az 3 sınırın ayırdedici ve sabit nitelikleriyle taşınmazı kapsaması ve bu sınırların taşınmaz çevresinde bulunması zorunludur.
Davacı tarafın dayandığı Şubat 1958 tarihli ve 29 sıra numaralı 137.850 metrekare yüzölçümündeki tapu kaydının hudutları olarak belirtilen “kıraç” ve “tarikiam” isimsiz yerler olduğundan bu sınırların her yerde bulunabilecek gayri sabit sınırlar olduğu, bu nedenle söz konusu tapu kaydının uygulama kabiliyetinin bulunmadığı anlaşıldığından, söz konusu tapu kaydının dava konusu taşınmaza aidiyetinden söz edilemez.
Öte yandan, hükme esas alınan fen bilirkişi raporuna ekli krokide (A) ve (B) harfi ile gösterilen bölümler yönünden yukarıda 2. numaralı bentte açıklandığı üzere, somut olayda, aktarılan dava tarihine göre 766 … Kanun’un 33. maddesi zilyet lehine hüküm içermekte olup anılan bu madde davacı ve müdahiller açısından kazanılmış hak oluşturduğuna göre, diğer koşulların varlığı halinde davacı – müdahillerin, zilyetlik yoluyla belgesizden her bir parça taşınmazda 100 dönüm miktarında mülk edinmesi hukuken mümkün bulunmaktadır. Dosya kapsamında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının davacılar – müdahiller lehine gerçekleştiği anlaşılmaktadır.
İlk Derece Mahkemesince, müktesap haklar da gözönünde bulundurularak, lehe olan yasa hükümleri doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılmak suretiyle karar verilmesi gerekirken, dayanak tapu kaydı, sabit sınırlı kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşabilmesi için, İlk Derece Mahkemesince, taşınmazlar başında keşif yapılarak, taşınmazların bitişiğinde davacı taraf adına belgesiz zilyetlikten edinilmiş taşınmaz bulunup bulunmadığı, mevcut ise aynı bütünden bölünen taşınmazların miktarının 100 dönümü geçip geçmediği araştırılmalı, uygulamada aynı bütünden bölünüp bölünmediğinin tespiti bakımından isimli yolların zemindeki yerlerinin eski tarihli memleket haritası celp edilip belirlenebileceği düşünülmeli, gerektiğinde taraflara seçimlik hakları hatırlatılarak sonucuna göre karar verilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince, bu husus gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
4. Dava konusu 66 parsel … taşınmazın fen bilirkişi raporunda (C) harfi ile gösterilen bölümüne ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Önceki hükümle, taşınmazın fen bilirkişisi tarafından düzenlenen 17.06.2003 tarihli krokide (C) harfi ile gösterilen bölümünün Hazine adına tesciline karar verilmiş ve bu hüküm … ve paydaşları tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 18.12.2006 tarihli ve 2006/2570-4226 Esas, Karar … ilamıyla temyiz inceleme isteklerinin süre aşımından reddine karar verilmiştir.
Bu durum karşısında; dava konusu 66 parsel … taşınmazın fen bilirkişi raporunda (C) harfi ile gösterilen bölümü yönünden verilen önceki tarihli hüküm, Hazine lehine kesinleşmiş olup, hakkında yeniden hüküm kurulması isabetsiz olduğundan, temyiz istemi reddedilen … mirasçıları … ve paydaşlarının temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir..
5. Dava konusu 75 parsel … taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak kadastro hakimi, infazı kabil karar vermek suretiyle sicil oluşturmak zorunda olduğu halde, hükümde; fen bilirkişisi … tarafından düzenlenmiş 06.09.2019 tarihli rapor ekindeki (L) harfi ile gösterilen bölümün davacılar ve müdahiller, (M) harfli ile gösterilen bölümün Hazine adına tesciline karar verilmiş ise de, rapora ek kroki üzerinde bu bölümlerin neresi olduğu ve nasıl ayrıldığı gösterilmeksizin tescile karar verilmiş olması nedeniyle hükmün infazı mümkün olmadığından, İlk Derece Mahkemesi kararının bu yönden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
6. Dava konusu 70 parsel … taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın hükme esas alınan fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölümünün davacıların dayandıkları 1937 tarihli ve 8 tahrir numaralı kayıt kapsamında kaldığı, (B) harfi ile gösterilen bölüm yönünden zilyetlikle taşınmaz edinim koşullarının davacı – müdahiller adına oluştuğu, (C) harfi ile gösterilen bölümün ise miktar fazlası olduğu kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Şöyle ki; dosya arasında … Özel İdaresi tarafından gönderilen 28.03.1977 havale tarihli vergi kayıt hak sahipliği belgesinde, 1937 tarihli ve 8 numaralı tahrir kaydında maliklerin … ve paydaşları olduğu ve açıklama kısmında Hazine adına Maliye’nin 18.08.1950 tarihli v 69-2/197 … yazıları ile satış suretiyle adı geçenlere geçtiği bildirilmiştir. Ancak aynı kaydın 26.(veya 28).12.2002 tarihli hak sahipliği belgesinde ise, malikinin Hazine olduğunun belirtildiği ve kaydın revizyon gördüğü parseller bulunduğu anlaşılmakta olup İlk Derece Mahkemesince, vergi kayıt malikinin kim olduğu konusunda hasıl olan tereddüt / çelişki giderilmediği gibi, kaydın revizyon görüp görmediği de araştırılmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulamaz.
Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, davacı yanın dayanmış olduğu vergi kaydının maliki kesin olarak belirlenmeli, kadastro sırasında revizyon görüp görmediği merciinden sorularak tespit edilmeli, revizyon görmüşse revizyon gördüğü taşınmazlara ait kadastro tutanaklarının kesinleşme şerhini içerir onaylı örnekleri ile kadastro tespitleri kesinleşen taşınmazlara ait tapu kayıtları getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak olan bu keşifte, davacı tarafın dayandığı vergi kaydı okunup kayıtda yazılı hudutlar yerel bilirkişilere zeminde tek tek açıklattırılmalı, bilirkişilerce gösterilemeyen sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, komşu taşınmazların dayanak kayıtlarının dava konusu taşınmazların yönünü ne okuduğu tespit edilmeli, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli ve böylece vergi kaydının kapsamı kesin olarak belirlenmelidir.
Ayrıca; tanık ve yerel bilirkişilerden, taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, öncesinde kime ait olduğu, taşınmazın kim tarafından ne zamandan beri ve ne suretle kullanıldıkları, halen kimin zilyetliğinde bulundukları, taşınmazın kimden kime ne şekilde intikal ettiği, nasıl tasarruf edildiği maddi olaylara dayalı olarak sorulmak suretiyle kesin olarak belirlenmeli, bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki oluştuğu takdirde gerektiğinde takdirde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkilerin giderilmesine çalışılmalı, pay satın aldığı yönünde iddiası bulunanlar yönünden de bu kapsamda araştırma yapılmalı, gerektiği halde davacı – müdahillere seçimlik hakları sorulmalı, fen bilirkişisinden, keşfi takibe ve yapılan kayıt uygulamasını denetlemeye imkan verir şekilde rapor ve kroki düzenlemesi istenmeli ve bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğundan, hükmün bozulması gerekmiştir.
7. Müdahiller … ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; dosya kapsamından yukarıda (2) ve (3) numaralı bentte açıklanan sebeplerle temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
8. Müdahiller … ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; önceki tarihli hükmün, … ve paydaşları tarafından temyiz edildiği ve Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 18.12.2006 tarih, 2006/2570 Esas, 2006/4226 Karar … ilamıyla temyiz inceleme isteklerinin süre aşımından reddine karar verildiği anlaşıldığından, daha önce temyiz istemleri reddedilen … mirasçıları … ve paydaşlarının temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Asli müdahil … ve paydaşlarının temyiz dilekçesinin (4) ve (8) nolu bentlerde, müdahiller … ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazlarının ise (7) nolu bentte yazılı nedenlerle REDDİNE,
Davalı Hazine vekili ile asli müdahil … ve arkadaşlarının temyiz itirazlarının, yukarıda (5) ve (6) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 … Kanun’un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 … Kanun’un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının, yukarıda (2) ve (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 … Kanun’un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 … Kanun’un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Davalı Hazine vekili ve müdahiller … ve arkadaşlarının, dava konusu 71, 73 ve 78 parsel … taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının, yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle reddi ile İlk Derece Mahkemesi kararının bu parseller yönünden ONANMASINA,
54,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 215,45 TL’nin temyiz eden … ve arkadaşlarından alınmasına,
Peşin harcın istek halinde temyiz eden … ve arkadaşlarına iadesine,
1086 … Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
13.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.