Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/4624 E. 2024/304 K. 22.01.2024 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4624
KARAR NO : 2024/304
KARAR TARİHİ : 22.01.2024

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile müvekkili şirket arasında 29.12.2006 tarihli ön protokol ve servis hizmetlerini içeren sözleşme imzalandığını, yine taraflar arasında imzalanan 22.03.2011 tarihli ana tesis inşaatına ilişkin protokole göre belirlenen iki arsadan birini davacının satın almaya ve inşaata başlamayı taahhüt ettiğini, davacının bu arsayı satın aldığını ancak belediyenin imar uygulaması nedeni ile tarla vasfındaki taşınmazda inşaata başlanılmasının geciktiğini, davalının 12.09.2012 tarihli ihtarı ile sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak arsanın gereksiz yere iktisap edilmesi nedeniyle 50.000,00 TL, kâr mahrumiyeti olarak 150.000,00 TL tazminatın ve 50.000,00 TL manevi tazminatın faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 22.05.2015 tarihli ıslah dilekçesi ile kâr mahrumiyetine ilişkin talebini 889.040,69 TL olarak ıslah etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının ana tesis inşaatına ilişkin protokol hükümlerine uymadığını, feshin haklı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 05.11.2015 tarih ve 2012/307 Esas, 2015/724 Karar sayılı kararı ile davacının protokol gereği taşınmazlardan birini iktisap ettiği, taşınmazın tarla vasfında olması nedeniyle inşaat için imar durumunun değiştirilmesi gerektiği ancak komşu parsel maliklerinin itirazları neticesinde işlemlerin uzadığı, ana tesisin sözleşmeye göre faaliyete geçeceği zamandan 7 ay önce feshedilmesinin ahde vefa ilkesine uymadığı feshin haksız olduğu, bilirkişi raporunda hesaplanan miktar kadar maddi tazminatın tahsilinin gerektiği, davacının arsayı satın almış olmasından dolayı bir zararının olmadığı, davacının manevi tazminat isteyemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kâr kaybına ilişkin olarak 889.040,69-TL’nin 150.000,00 TL’sine dava, bakiyesine ıslah tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 23. (Kapatılan) Hukuk Dairesi’nin 2016/5773 Esas, 2019/3175 Karar sayılı kararı ile bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığı, davalının diğer itirazları yanında özellikle tazminat hesabına ilişkin olarak gerek asıl gerekse ek rapora ayrıntılı gerekçeli ve teknik konulara ilişkin itirazlarda bulunduğu, itirazların ek raporda tam olarak karşılanmadığı, bu kapsamda davacının sadece yeni araç satışlarından kaynaklanan kâr mahrumiyetine hak kazanacağı gözetilerek, satış sonrası servis, işçilik ve yedek parça, aksesuar gelirleri, ikinci el araç satışı, madeni yağ, sarf malzemeleri satışı ile diğer faaliyet gelirleri olmak üzere tüm gelirlerinin nazara alındığı, gelir tablolarında ayrıntılı inceleme ve ayrıştırma yapılmadığı, ayrıntılı bilanço yerine gelir tablosuna bakılarak hesaplama yapıldığı, ayrıca kâr marjlarının hatalı alındığı, tahmine dayalı kâr marjlarının gerçeği yansıtmadığına ilişkin itirazların yeterince değerlendirilmediği, davalı itirazları da dikkate alınarak ek veya yeni bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi yönünden davalı vekilinin sair temyiz itirazları reddedilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, davacının protokol gereği taşınmazlardan birini iktisap ettiği, taşınmazın tarla vasfında olması nedeniyle inşaat için imar durumunun değiştirilmesi gerektiği ancak komşu parsel maliklerinin itirazları neticesinde işlemlerin uzadığı, ana tesisin sözleşmeye göre faaliyete geçeceği zamandan 7 ay önce feshedilmesinin ahde vefa ilkesine uymadığı feshin haksız olduğu, bilirkişi raporunda hesaplanan miktardan mahkemece maddi hatanın düzeltilmesi neticesinde maddi tazminatın tahsilinin gerektiği, davacının arsayı satın almış olmasından dolayı bir zararının olmadığı, davacının manevi tazminat isteyemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kâr kaybına ilişkin olarak 866.221,68-TL’nin 150.000,00-TL’sine dava, bakiyesine ıslah tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, bayilik sözleşmesinin feshi nedeni ile tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun geçici 3 ncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun (1086 sayılı Kanun) 427 nci ve devamı maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun geçici 3 ncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanunun 428 nci maddesi ile 439 ncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

22.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.