YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/14205
KARAR NO : 2013/25878
KARAR TARİHİ : 27.12.2013
Mahkemesi :İş Mahkemesi
No :2008/494-2010/230
Dava, yersiz aylıkların tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili ve davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve davacı Kurum vekilinin 04.05.2010 tarihli “temyizden feragat” dilekçesi sunmasına karşın vekâletnamesinde “temyizden feragat” yetkisinin bulunmaması nedeniyle, Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı Kurum vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davalıya, 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı iken 25.05.1987 tarihinde ölen eşi ve 23.05.1974 tarihinde ölen babası üzerinden 01.06.1987 ve 01.07.1987 tarihlerinden itibaren ayrı ayrı ölüm aylığı bağlandığı anlaşılmaktadır. Davacı Kurum, Ocak 2007 tarihli işlemle her ikisinden de ölüm aylığı alamayacağı iddiasıyla davalının babasından aldığı ölüm aylığını keserek, eldeki davada 01.06.1987 – 25.01.2007 tarihleri arasındaki ölüm aylıklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
506 sayılı Kanunun 68/I-C-a maddesi aylık bağlanma koşulları yönünden, “evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan, Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi bir işte çalışmayan, buralardan gelir veya aylık almayan kız çocuklarına” aylık bağlanması olanağı öngörürken; aynı maddenin (VI) numaralı bendi, kız çocuklarına bağlanan aylığın kesilme nedeni olarak “çalışma ve evlenme” halini kabul etmekteyken; 4958 sayılı Kanunun 06.08.2003 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 35’inci maddesiyle, söz konusu (VI) numaralı bende “buralardan gelir veya aylık almaya” ibaresi eklenerek böylelikle “Sosyal Sigortadan, Emekli Sandıklarından aylık veya gelir almaya başlama” olgusu, hak sahibi kız çocuklarına bağlanan aylığın kesilme nedeni olarak benimsenmiştir. 68’inci maddenin son cümlesi “evliliğinin son bulması ile kocasından da aylık almaya hak kazanan kimseye bu aylıklardan fazla olanı ödenir.” hükmünü içermektedir. Benzer düzenleme 5510 sayılı Kanunun 54’üncü maddesinde de vardır.
Ancak, 506 sayılı Kanuna 02.07.2005 tarih, 5386 sayılı Kanunun 2’nci maddesiyle eklenen Geçici 91’inci madde ise, “06.08.2003 tarihinden önce hak sahibi kız çocuklarına bağlanan gelir ve aylıklar; bunların evlenmeleri, Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi çalışmaları veya kendi çalışmalarından dolayı buralardan gelir veya aylık almaları halleri hariç olmak üzere geri alınmaz.” hükmünü getirmiştir. Bu düzenleme de 506 sayılı Kanunun 68/VI maddesinin 4958 sayılı Kanun ile değiştirilen haline göre farklı düzenleme getirerek “kendi çalışmalarından dolayı buralardan gelir veya aylık almaları” halini aylık kesme nedeni olarak öngörmüş; Geçici 91’inci maddenin altı ve yedinci fıkralarında ise; “Bu maddenin birinci ve ikinci fıkrası gereğince, aylık veya gelirleri ödenmeye devam olunacak kız çocuklarının aylık veya gelirlerinin ödenmesine devam olunması için sahip olmaları gereken şartları, ilk kez veya yeniden 06.08.2003 tarihinden sonra haiz olan kız çocukları da aynı esas ve usûllerle aylık veya gelir hakkından yararlandırılır.” kuralına yer verilmiştir. Son fıkrada ise, “Bu maddenin altıncı fıkra hükmü 31.05.2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun yürürlük tarihine kadar uygulanır” düzenlemesi yer almaktadır. 5510 sayılı Kanun bazı istisnalar dışında 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Somut olayda; hem babasından hem de eşinden bağlanma tarihi itibariyle şartları bulunduğundan ayrı ayrı ölüm aylığı bağlanan davalının eşi ve babasının ölüm tarihlerine göre uygulanması gereken 506 sayılı Kanunun geçici 91’inci maddesi çerçevesinde; aylığın kesilme nedenleri olarak öngörülen “evlenme, Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi çalışma veya kendi çalışmalarından dolayı buralardan gelir veya aylık alma” halleri söz konusu olmadığından aylığın kesilme nedenlerinin gerçekleşmediği dolayısıyla aylıkların yersiz olmadığı açıktır. Bu nedenle davanın reddi gerekirken yazılı şekilde kabulü yönünden hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davalıya iadesine, 27.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.