Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/30264 E. 2024/405 K. 15.01.2024 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/30264
KARAR NO : 2024/405
KARAR TARİHİ : 15.01.2024

MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/255 E., 2016/21 K.
SUÇLAR : Banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.01.2016 tarihli ve 2015/255 Esas, 2016/21 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
1. Banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi, 62, 53 ve 52 nci maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 61.860,00 TL adli para cezaları ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına,
2. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; hükümlerin usul ve yasaya aykırı olduğuna, atılı suçları işlemediğine, adli para cezası miktarının fahiş olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1.Mahkemece; sanığın, katılan …’in yetkilisi olduğu şirkete ait çekin kopyasını oluşturarak suça konu 25.11.2012 keşide tarihli, 24.750,00 TL bedelli olarak tanzim edip piyasaya sürdüğü, söz konusu çekin tanık M.K.ye ciro ettirilip diğer katılan …’a verildiği, bu şekilde atılı suçları işlediğinden cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2.Sanığın üzerine atılı suçlamaları kabul etmediği belirlenmiştir.
3.Kolluk güçlerince tanzim olunan tutanaklar, suça konu çek belgesinin örneği, yazı ve imza incelemesine ilişkin bilirkişi raporu, kurumların cevabi yazıları, katılanların ve tanık M.K.nin beyanları, sanığın nüfus ve adlî sicil kayıtları dava dosyasında mevcut olup çek aslının adli emanete alındığı anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1.Mahkemenin gerekçesine olay ve olgular kısmının (1) numaralı paragrafında yer verildiği üzere mahkûmiyet hükmünün kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmediğinden hükümde hukuka aykırılık bulunmamış; 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulamasında Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
B. Banka Veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Mahkemece, sanığın suça konu tamamen sahte çeki piyasaya sürdüğü, tanık M.K.ye ciro ettirilip katılan …’a verildiği ve böylece atılı suçu işlediği kabul edilerek mahkûmiyet hükmü kurulmuş ise de; katılan …’ın, soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı tarafından alınan 30.01.2013 tarihli beyanında, suça konu çeki M.K.den aldığını, bu kişi ile iki yıldır ticari alışverişi olduğunu, daha önce yaptığı alışverişe karşılık üç adet senet verdiğini, ancak senetleri ödeyememesi üzerine suça konu çeki verdiğini, kovuşturma aşamasında alınan beyanında ise, çeki mal verdiği müşterisi M.K.den aldığını beyan ettiği, hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilen ve kovuşturma aşamasında tanık olarak dinlenen M.K.nin, soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı tarafından alınan 22.08.2014 tarihli beyanında, suça konu çeki sima olarak tanıdığı ismini tam olarak hatırlamamakla birlikte Erdinç olarak bildiği bir erkek şahsın “Elimde çekler var, kırdıramıyoruz, tanıdık bir tefeci var mı” diye sorduğunu, kendisinin de çeklerini kırdırdığı ve para ihtiyacını karşıladığı katılan …’ı önerdiğini, gıda işi yaptığını ve adını söyleyerek bu şekilde Nevzat’a çeklerini kırdırdıklarını öğrendiğini, olaydan 10 gün sonra para ihtiyacı için Nevzat’ın yanına gittiğinde ismini söyleyerek hatırladığı kadarıyla 5 tane çeki kırdığını ve bu çeklerin arkasını cirolamasını istediğini, yoksa ihtiyacı olan 20.000,00 TL parayı vermemekle uyardığını, kırdığı çeklerin araştırmasını yapıp yapmadığını sorduğunu, Nevzat’ın çekleri araştırdığını söylemesi üzerine arkalarını ciroladığını, kovuşturma aşamasında alınan beyanında ise, işlerinin bozulması nedeniyle maddi yönden sıkıştığını, paraya ihtiyacı olduğunu, suça konu çeki tefecilerin getirdiğini, arkasını ciro etmesini söylediklerini, çeki ciro edip para aldığını, karşılığında da senet verdiğini, yani aldığı para karşılığı senet verdiğini beyan ettiği, sanığın, soruşturma aşamasında yakalama kararı ile alınan savunmasında, katılanı tanımadığını, suça konu çekin arkasında bulunan birinci ciro imzasının kendisine ait olduğunu, yeğeni C.K. ile katılanın alışveriş yaptıklarını, yeğenine yardımcı olmak için çeki ciro ederek yeğeni ile birlikte katılana verdiklerini, çeki keşidecisi firmadan ticari ilişki sebebiyle aldığını, kovuşturma aşamasında yakalama kararı ile alınan savunmasında ise, çeki verdiği mal karşılığında katılan …’ten aldığını, bankaya sorduğunda güvenilir olduğunu söylediklerini, bunun üzerine çeki aldığını, atılı suçu işlemediğini, katılan …’e verdiği malla ilgili herhangi bir fatura ve belge düzenlemediğini, hangi malları sattığını da hatırlamadığını savunduğunun incelenen dosya münderecatından anlaşılması karşısında, maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya konulması bakımından; suça konu çekin kimin tarafından ve hangi ilişki nedeniyle katılan …’a verildiğinin tam olarak belirlenmesi, sanığın savunmasında yeğeni olduğunu belirttiği C.K. isimli kişinin tanık sıfatıyla beyanının alınması, çekin verilme sebebi olarak önceden doğan borç ilişkisinin mevcut olup olmadığının kesin olarak belirlenmesi, bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) kısmında açıklanan nedenlerle İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.01.2016 tarihli ve 2015/255 Esas, 2016/21 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

B. Banka Veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) kısmında açıklanan nedenlerle İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.01.2016 tarihli ve 2015/255 Esas, 2016/21 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

15.01.2024 tarihinde karar verildi.