YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/14051
KARAR NO : 2023/8448
KARAR TARİHİ : 14.12.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2013/104 E., 2015/332 K.
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edildi.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, hükmedilen ceza miktarına göre 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Kanun’un 318 inci maddesi uyarınca reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Kartal Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2011/741 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2. İstanbul Anadolu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin,13.06.2013
tarihli ve 2011/67 Esas, 2013/456 Karar sayılı kararı ile sanığın eyleminin beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı suçu kapsamında kalma ihtimali bulunduğundan bahisle görevsizlik kararı verilerek dosya Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiştir.
3. İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.11.2015 tarihli ve 2013/104 Esas, 2015/332 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 25.06.2020 tarihli ve 14-2016/120017 sayılı eylemlerin sarkıntılık aşamasında kaldığına yönelik bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Atılı suçun işlendiğini gösteren hiçbir somut delil olmadığına, tanık …’nın mağdur, şikâyetçi ve tanık beyanını doğrulamadığına, olay tarihinde hemen şikâyetçi olmayıp komşuluk ilişkilerine devam etmelerinin atılı suçun işlenmediğini gösterdiğine, adlî tıp kurumu heyetinin usule uygun oluşturulmadığına, raporunun yetersiz olduğuna ve ruh ve beden sağlığındaki bozulmanın kalıcı olup olmadığının açıkça belirtilmediğine, yeniden rapor aldırılma taleplerinin mahkemece reddedilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğuna, mahkemenin lehe kanun değerlendirmesini hatalı yaptığına, 6545 sayılı kanun ile değişiklik öncesi 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının uygulanması gerektiğine, ruh sağlığı artırımının uygulanmamasına, mağdurun anne babasının ayrı olması, mağdurun babası tarafından yedi yıl sonra tanınmış olması gibi hususlar nedeniyle zaten ruh sağlığının bozuk olabileceği dikkate alınarak hakkında sosyal inceleme raporu aldırılması taleplerinin de reddedildiğine, Mahkemece eksik inceleme araştırma sonucu karar verildiğine, zincirleme suç hükümlerinin uygulanma şartlarının oluşmadığına, şikâyetçinin beyanında da belirttiği gibi mağdurenin son olaydan önceki hafta sanığa anahtarı teslim ettikten sonra şikâyetçiye bir şey anlatmadığına, haksız olarak cezanın artırıldığına, ayrıca Mahkemece karar kesinleşmeden haksız olarak sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan soruşturma yapılması için dosyayı savcılığa gönderdiğine ve sair hususlara ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemece “bılırkısı raporu ve adlı tıp rapaoru tum dosya kapsamı sanıgın tevıllı ıkrar ıçeren anlatımları Mağdur …’ün aşamalardaki istikrarlı tutarlı anlatımları tanık sıfatı ıle dınlenen kardeşi …’ün mağdur anlatımlarını doğrulayan beyanları, sanıgın ruh saglıgına ilişkin adlî tıp kurumu raporu bırlıkte degerlendırıldıgınde sanık … …’ın 06/12/2010 tarihinde ve bu tarihten 2 hafta öncesinde mağdur …’e yönelik kucağına alıp öpüp okşamak, göğüslerine ve cinsel organına ellemek şeklinde eylemlerle mağdura yönelik cinsel istismarda bulunduğu, suç tarihlerinde 11 yaşında olan mağdurun bu eylemler nedeniyle ruh sağlığının bozulduğu sanığın atılı suçu teselsul eden eylemler seklınde işlediği sübuta ermekle atılı suçtan eylemine uyan ve suç tarihi itibariyle yürürlükte olan 5237 sayılı TCK 103/1-a, 103/6 ve 43/1 maddelerine göre lehine bulunan, suç tarihinden sonra 5237 sayılı TCK’nın 28/06/2014 tarih ve 6545 sayılı kanunla yeniden düzenlenen 103/1-a ve 43/1 maddeleri gereğince cezalandırılmasına, tutuklulukta geçirdiği sürenin aynı kanunun 63/1 maddesi gereğince mahsubuna karar verilerek aşagıdaki sekilde hüküm kurulmuştur.” gerekçeleriyle karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
1. Tüm dosya kapsamı ve gerekçe içeriğine göre; yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından hükümde hukuka aykırılık bulunmamış ve sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
2. Sanığın mağdureye yönelik cinsel temas içeren eylemlerinin sarkıntılık düzeyini aştığı anlaşıldığından Tebliğnamede bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
V. KARAR
Gerekçede açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.11.2015 tarihli ve 2013/104 Esas, 2015/332 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.12.2023 tarihinde karar verildi.