Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2023/9321 E. 2023/8453 K. 14.12.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/9321
KARAR NO : 2023/8453
KARAR TARİHİ : 14.12.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/25 E., 2016/93 K.
SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı
KARAR : Direnme
TEMYİZ EDENLER : Katılan mağdure vekili, sanık müdafii, şikayetçi Bakanlık vekili
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Denizli 2.Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.03.2016 tarihli ve 2016/25 Esas, 2016/93 Karar sayılı kararı ile Yargıtay kapatılan 14. Ceza Dairesinin, 17.11.2015 tarihli ve 2014/11254 Esas, 2015/10706 Karar sayılı bozma kararına karşı direnme kararı verildiği anlaşılmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 6763 sayılı Kanun’un 36 ncı maddesiyle değişik 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası ile 6763 sayılı Kanun’un 38 inci maddesiyle 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 10 uncu maddesi uyarınca yapılan incelemede;

Şikayetçi Bakanlık vekilinin temyiz isteği yönünden; 5271 sayılı Kanun’un 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığı belirlenmiştir.

Katılan mağdure vekili ve sanık müdafiinin temyiz isteklerinin incelenmesinde; Mahkemece verilen direnme kararının; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin direnme kararını temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Denizli 2.Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.11.2012 tarihli ve 2008/342 Esas, 2012/298 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Denizli 2.Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.11.2012 tarihli ve 2008/342 Esas, 2012/298 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay kapatılan 14. Ceza Dairesinin 17.11.2015 tarihli ve 2014/11254 Esas, 2015/10706 Karar sayılı kararı ile “Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunun 17.02.2012 tarihli raporu içeriğinde, kendisinde orta derecede zeka geriliği olan mağdurenin, fiile ruhsal yönden mukavemete muktedir olmadığı, fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamadığı, zeka geriliğinin hekim olmayanlarca anlaşılabileceği ve beyanlarına ancak ana hatlarıyla ve kuvvetli delillerle desteklendiği takdirde itibar edilebileceğinin belirtilmesi mağdurenin beyanlarında özetle, 09.10.2006 tarihinde, sanığın kimlikleri tespit edilemeyen ve soruşturması ayrılan … ve … isimli şahıslarla kendisini aynı gün içerisinde İzmirden alıp önce Uşak’a, oradan …’a oradan da Denizli’ye götürdüklerini, o geceyi Denizli’de geçirdiklerini ve burada sanığın kendisine tecavüz ettiğini anlatmasına rağmen, bu tarihte babası adına kayıtlı olup mağdurenin yanında olduğu anlaşılan 054691……. numaralı hattın 08.10.2006-11.10.2006 tarihlerini kapsayacak şekilde alınan iletişimin tespiti raporları içeriğine göre mağdurenin 09.10.2006 günü saat 07:46 sıralarında İzmir’den hareket edip o günün gecesinden itibaren yoğun iletişim içerisinde olduğu ve Bahtiyar … adına kayıtlı 0544225…. Numaralı hattın kullanıldığı baz istasyonunun bulunduğu Yeni Dörtyol/… bölgesine 11:36 civarında ulaştığı, bu saatten sonra daha önce yoğun iletişimi bulunan Bahtiyar … ile iletişimlerinin kesilmesi nedeniyle buluştuklarının anlaşıldığı, mağdurenin 10.10.2006 günü saat 09:44 civarında hala bu bölgede bulunan baz istasyonunu kullandığı halde 13:28 sıralarında yeniden İzmir’ e döndüğünün ve Bahtiyar … adına kayıtlı numara ile görüşmeye başladığının anlaşılması karşısında; Bahtiyar …’ın kimlik bilgilerinin tespiti ile tanık olarak dinlenip 0544225…. numaralı hattın o tarihte kimin kullanımında olduğunun araştırılması ve gerekirse sanığın kullandığı belirtilen 0544567…. numaralı hattın da aynı tarihlere ilişkin baz istasyonlarını gösterecek şekilde HTS raporunun istenerek sonucuna göre hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması” nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

3. Denizli 2.Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.03.2016 tarihli ve 2016/25 Esas, 2016/93 Karar sayılı kararı ile önceki hükümde direnilerek sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun’un

103 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

4. Denizli 2.Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.03.2016 tarihli ve 2016/25 Esas, 2016/93 Karar sayılı kararının sanık ve müdafiisi tarafından temyizi üzerine Yargıtay kapatılan 14. Ceza Dairesinin 10.04.2017 tarihli ve 2016/8441 Esas, 2017/1927 Karar sayılı kararıyla direnme ilamında belirtilen gerekçeler yerinde görülmediğinden reddiyle, direnme kararıyla ilgili hüküm kurulmak üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiş, Yargıtay Ceza Genel Kurulu 16.04.2019 tarihli ve 2017/14-669 Esas, 2019/323 Karar sayılı kararıyla “Dosyanın mağdureye zorunlu vekil atanması sağlanarak atanacak vekile, Bakanlığa ve mağdurenin vasisine, vasisinin bulunmaması halinde ise atanacak vasiye Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 08.11.2012 ve 03.03.2016 tarihli gerekçeli kararların tebliğ edilmesi için Yerel Mahkemeye gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE,” karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesince yapılan tebligatlar üzerine direnme kararı Bakanlık vekilince ve katılan mağdureye baro tarafından atanan vekil tarafından temyiz edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İsteği
Sanık hakkında birden fazla nitelikli hal olmasına rağmen alt sınırdan ceza verilmesinin ve takdiri indirim uygulanmasının hukuka aykırı olduğuna, katılan mağdurenin ruh sağlığının bozulduğuna karar verilmesine rağmen Mahkemece bu raporun dikkate alınmadığına, Mahkemece katılan mağdurenin olay sonrasında yaşadığı psikolojik duruma ilişkin herhangi bir araştırma yapılmadığına ve sair hususlara ilişkindir.

B. Sanık ve Müdafiinin Temyiz İsteği
Mahkemece bozma kararına uyularak bozma kararında belirtilen gerekçelerle yeniden araştırma ve yargılama yapılması gerekirken verilen direnme kararının hukuka aykırı olduğuna, iddia edilen tarihte tarafına ait cep telefonunun sinyal aldığı baz istasyonu kayıtları döküm olarak istendiğinde ve Mahkemeye bildirdiği ancak dinlenilmeyen tanıklar dinlendiğinde olay tarihi ve saatinde orada olmadığının ortaya çıkacağına, katılan mağdurenin zeka geriliği var ise bu durumda sadece onun beyanlarına dayanılarak başka delil olmadan tarafına ceza verilmesinin haksız olduğuna, katılan mağdureyle yalnızca otobüs durağında karşılaştığı ve sonrasında telefonda bir kaç kez görüştüklerine, ancak zeka geriliği olduğunu fark edince kendisiyle daha görüşmediğine, katılan mağdurenin ailesi tarafından yönlendirilmiş olabileceğine, katılanların mağdureyi kendisiyle evlendirmek istemiş olabileceğine, katılan mağdurenin ailesinin kendisine yönelik baskı ve tehditlerinin de bu amaçla olduğuna, Mahkeme kararının gerekçesinin tamamen varsayıma dayalı olduğuna, katılan mağdurenin daha önceki zamanlarda birileri tarafından istismar edilmiş olabileceğine, buna ilişkin araştırma yapılmadığına, kararın bozulması istemine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemece sanığın Adli Tıp 6. İhtisas Kurulunun 17.02.2012 tarihli raporunda belirtildiği şekilde orta derecede zeka geriliği bulunan ve zeka geriliğinin hekim olmayanlarca anlaşılabilecek durumda olan katılan mağdure ile tanıştığının anlaşıldığı, sanığın katılan mağdurenin bu durumunu bilmesine rağmen onunla arkadaşlık kurup görüşmeye başladığı, sanığın katılan mağdureye yönelik tespit edilemeyen bir evde istismarda bulunduğunun katılan mağdure anlatımı ile ortaya çıktığı, katılan mağdurenin sanığı suçlaması için herhangi bir nedeninin bulunmadığı anlatımlarının soruşturmanın başından itibaren değişmediği, katılan mağdurenin annesi ve babası olan katılanların katılan mağdurenin iki gün evden ayrı kalması üzerine karakola müracaat ettikleri, bu anlatımların da katılan mağdurenin anlatımlarını doğruladığı, Yargıtay bozma ilamında belirtilen hususların araştırılmasının sanığın hukuki durumunu etkilemeyeceği, dosyadaki deliller ile sanığın suçunun sübut bulduğu kabulüyle hükümde direnilmesine karar verilmiştir. İddia, savunma, katılan mağdure anlatımı, katılan mağdureye ait raporlar ve tüm dosya kapsamından; sanığın orta derecede zeka geriliği bulunduğu anlaşılan katılan mağdurenin cep telefonunu bir şekilde ele geçirerek katılan mağdureyle irtibat kurduğu ve tanıştığı, suç tarihinde açık kimlikleri tespit edilemeyen … ve … isimli kişilerle birlikte katılan mağdurenin ikamet ettiği İzmir iline giden sanığın katılan mağdureyi evlenme vaadiyle ikna edip Denizli’ye getirdiği, burada … isimli bir bayanın evinde katılan mağdureye yönelik olarak cinsel istismarda bulunduğu, katılan mağdurenin fiile ruhsal yönden mukavemetini engelleyecek akıl hastalığının bulunduğu, bu akıl hastalığının hekim olmayanlarca anlaşılabileceği anlaşılmış, sanığın üzerine atılı akıl hastalığı nedeni ile fiile mukavemet edemeyecek durumda olan çocuğa karşı cinsel istismar suçu sabit görülmüş, atılı suçtan cezalandırılmasına karar verilmiştir. Sanık her ne kadar Denizli’ye gelmediğini ve katılan mağdureye yönelik istismarda bulunmadığını savunmuşsa da katılan mağdureyle tanıştığını ve arkadaşlık kurduğunu, ayrıca Denizli’ye de çalışmak için geldiğini beyan ettiği, katlan mağdurenin anlatımlarının bu yönü ile sanığın savunması ile örtüştüğü, sanıkla kısa süreli görüştüğü iddia edilen katılan mağdurenin sanığın Denizli bağlantısını bilmesinin düşünülemeyeceği anlaşıldığından savunmalarına itibar edilmemiştir.

IV. GEREKÇE
A. Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteğinin İncelenmesi Yönünden
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak mahkemelerce re’sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı Kanun’un 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir

B. Katılan Mağdure Vekili ve Sanık ile Müdafiinin Temyiz İsteklerinin İncelenmesi Yönünden
İddia, savunma, katılan mağdure hakkında düzenlenen adli raporların içeriği ile HTS kayıtları ve tüm dosya kapsamı karşısında Mahkemenin direnme kararı yerinde görülmemiştir.

V. KARAR
A. Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle Bakanlık vekilinin temyiz isteğinin, 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Katılan Mağdure Vekili ve Sanık ile Müdafiinin Temyiz İstekleri Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle Denizli 2.Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.03.2016 tarihli ve 2016/25 Esas, 2016/93 Karar sayılı direnme kararı yerinde görülmediğinden, Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 17.11.2015 tarihli ve 2014/11254 Esas, 2015/10706 Karar sayılı bozma kararının, oy birliğiyle DÜZELTİLMESİNE YER OLMADIĞINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince direnme kararını incelemek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE,

14.12.2023 tarihinde karar verildi.