YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/10237
KARAR NO : 2023/4527
KARAR TARİHİ : 28.03.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2018/252 E.-2020/394 K.
HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ :İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2013/309E.-2017/921K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline ait aracın davalı … şirketine kasko poliçesi ile sigortalı olduğunu, sigortalı aracın 28.07.2011 tarihinde Arnavutköy yolunda meydana gelen kaza sonucu ağır hasarlandığını, kazanın davalı şirkete ihbar edildiğini, hasar dosyasının açıldığını, 21.09.2011 tarihli yazı ile hiçbir hukuki gerekçe ileri sürülmeksizin zararın karşılanmayacağının bildirildiğini iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalma üzere 10.000,00 TL tazminatın ticari avans faizi ile tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirkete sigortalı olan aracın kaza sonucu ağır hasarlanmasında hasarın teminat kapsamı dışında olduğunu, aracın davacı şirket tarafından … adına kiralanmış ise de kaza esnasında aracı kullananın … olmayıp sürücü belgesi olmayan ayrıca alkollü olduğu tespit edilen … olduğunu, aracın 23.12.2010 – 23.12.2011 vadeli olarak “Tüm Oto Kasko Sigorta Poliçesi” ile sigortalı olduğu hususunun ihtilaflı olmadığını, iddiaları kabul etmediklerini, ayrıca kaza tarihinden itibaren faiz talebinin yerinde olmadığını beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kazanın meydana geliş şekli, tutulan kaza tutanağında araç sürücüsünün belli olmadığının bildirildiği, saat 04.15 sıralarında …’ın Jandarmada alınan ifadesinde sürücü sorulduğunda bilmediğini söylediği, o an kafasının yerinde olmadığını daha sonra aracı … ‘in kullandığını hatırladığını beyan ettiği, sürücü olduğu iddia edilen ehliyetli şahsın kaza saatinde orada olduğuna dair bir tanık bulunmayışı ve kaza esnasında yaralanan ve hakkında Arnavutköy Devlet Hastanesinde yaralanmaya ilişkin tutanak tutulan ehliyetsiz ve alkollü … tarafından aracın kullanıldığı ve bu şekli ile hasar bedelinin poliçe teminatı dışında olduğu anlaşılmakla, davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu, kaza tespit tutanağında araç sürücüsü olduğu iddia edilen … açısından tek bir tutanak bulunmadığını, aracın … ‘e kiralanmış bulunduğunu, dosya kapsamında alınan 04.02.2013 tarihli bilirkişi raporu ve 23.09.2017 tarihli Adli Tıp Kurumu (ATK) raporu ile davalı tarafın iddialarını ispat edemediğini, konu ile ilgili ceza dosyasında bu durumun aksinin tespit edildiğini ifadeyle yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve talep doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut uyuşmazlıkta olay yeri tespit tutanağına göre şoför mahallinin önünde bulunan kısımda ön camın bombeli ve çatlak vaziyette olması, …’ın yüz ve kafa bölgesinden yaralanmış olmasına karşın davacının sürücü olduğunu iddia ettiği … ‘in yaranmasının bulunmaması karşında …’ın kaza sırasında sigortalı araç sürücüsü olduğu anlaşıldığına göre İlk Derece Mahkemesince davacı sigortalının ihbar mükellefiyetini iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde yerine getirmiş olması nedeniyle, ispat yükünün yer değiştirdiği, aracın iddia edildiği gibi … tarafından kullanıldığının ispatlanamadığı, aracın alkollü ve ehliyetsiz olan … tarafından kullanıldığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş olmasında dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna göre isabetsizlik bulunmadığından, mahkeme kararında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 355 inci maddesine göre istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemede ve HMK’nın 355 inci maddesi gereği kamu düzenine yönelik olarak yapılan incelemede kararda usul ve esas yönünden yasaya herhangi bir aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince, davacı vekillinin tüm istinaf sebeplerinin reddi ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kaza tarihinde geçerli 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 1282 nci hükmüne göre sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi, aynı yasanın 1281 inci maddesi hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerektiğini, olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5 maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerektiğini, davalı sigortacının oluşun farklı olduğu ve teminat dışında kalan hallerden olduğunu soyut iddialarla değil, somut delillerle kanıtlaması gerektiğini, somut uyuşmazlıkta 28.11.2017 tarihli kaza tespit tutanağı incelendiğinde davalı tarafından araç sürücüsü olduğu iddia edilen … isimli şahsın aracın sürücüsü olduğuna dair bir beyanın bulunmadığını, aksine kendisinin yolcu konumunda olduğuna yönelik ibarelerin yer aldığını, davalı iddialarının dışında …’ın araç sürücüsü olduğuna ilişkin herhangi bir somut delil bulunmadığı gibi, araç kiralama faturasından da aracın … ’e kiralık olarak teslim edilmiş olduğunun anlaşıldığını, dosya kapsamında alınan 04.02.2013 tarihli bilirkişi raporu ve 23.09.2017 tarihli Adli Tıp Kurumu raporu ile de davalı tarafın iddialarını hiçbir şekilde ispat edemediğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; davalı … şirketi tarafından Kasko Sigorta Poliçesi ile teminat altına alınan davacıya ait araçta meydana gelen hasarın tazmini talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu, Kasko Sigortası Genel Şartları, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1281, 1282, 1292 nci maddeleri
3. Değerlendirme
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.