YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/4439
KARAR NO : 2023/6730
KARAR TARİHİ : 22.11.2023
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2022/403 Esas, 2023/197 Karar
HÜKÜM : Kabul
Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı bankanın … Şubesi’nde hesabının bulunduğunu, banka müdürünün yakın ilgisinden dolayı müvekkilinin işlemlerini müdür aracılığı ile yürüttüğünü, bankanın teftiş gördüğü bir sırada banka müdürünün müvekkiline, müfettişlerin banka hesaplarını incelediklerini ve eksik imzalarının bulunduğunu söyleyerek bir takım belgeler imzalattığını, daha sonra banka müdürünün bankadaki hesap sahiplerinin yüklü miktarda parasını zimmetine geçirdiğinin ortaya çıktığını, bankadaki hesaplarını inceleyen müvekkilinin bu hesaplardan çeşitli tarihlerde yüklü miktarda para çekildiğini, ayrıca hesabına aktarılması için banka müdürüne tevdi ettiği 50.000,00 TL bedelli çekin hesabına aktarılmadığını tespit ettiğini, bu durumu bankaya bildirmesine rağmen davalı bankanın müvekkiline ödeme yapmadığını ileri sürerek, şimdilik 10.000,00 TL’nin ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 26.04.2012 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 55.000,00 TL’ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının … Şubesi’nde çok sayıda kredi hesabının bulunduğunu, davacının usulsüz olduğunu iddia ettiği işlemlerden sonra hesabında çok sayıda işlem yaptığını, daha sonra da İsmail Kocabey isimli akrabasına kullandırılan kredi ile hesabın kapatıldığını, davacının bankaya verdiği dilekçede İsmail Kocabey’in kredilerini aslında kendisinin kullandığını belirttiğini, dolayısıyla davalının 40.500,00 TL tutarındaki ödemeden haberdar olmadığını ileri sürmesinin hayatın olağan akışına ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, yine usulsüz olduğu iddia olunan bir takım ödemelerin ise bizzat davacının imzasını taşıyan dekontlarla yapıldığını, 50.000,00 TL bedelli çekin bankaya tevdi edildiği iddiasının da dayanaksız bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemece 20.02.2020 tarih ve 2014/733 E. ve 2020/179 K. sayılı kararı ile davacı tarafından davalı bankanın … Şubesi’nde hesap açıldığı, söz konusu hesaplardan çekilen 40.500,00 TL ve 14.500,00 TL miktarlı para çekimlerinin tediye makbuzlarında davacının imzasının bulunmadığı, her ne kadar birinci bilirkişi raporunda 40.500,00 TL miktar yönünden davalının sorumluluğunun bulunmayacağı belirtilmiş ise de; basiretli bir tacir gibi davranmak zorunda olan davalı bankanın yapmış olduğu ödemeler ile ilgili davacının yazılı talimatını alması veya yaptığı ödeme ile ilgili tediye makbuzuna davacının imzasını almasının gerekmesine rağmen tediye makbuzunda davacının imzasının bulunmadığı, bir güven kurumu olan davalı bankanın hafif kusurundan dahi sorumlu olduğu ve tedibe makbuzuna imza almamakla kusurlu davrandığı gerekçesiyle davanın 26.04.2012 harçlandırma tarihli ıslah dilekçesi ile talep edilen tutar üzerinden kabulü ile 55.000,00 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bu tutarın 10.000,00 TL’sine dava tarihinden, 45.000,00 TL’sine ıslah tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 24.01.2022 tarih, 2020/7425 E. ve 2022/573 K. sayılı kararıyla davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde olmadığı, davacı vekilinin temyiz isteminin ise, mahkemece davanın kabulüne asıl alacağa dava, ıslah edilen miktara ise ıslah tarihinden itibaren ticari faiz işletilmek suretiyle davalıdan tahsiline karar verildiği, ancak davacı vekilinin, dava dilekçesindeki ”D. KONUSU” başlıklı kısmında dava konusu asıl alacağın geçmiş dönemdeki işlemiş faiziyle birlikte tahsilini istemiş, ”SONUÇ ve TALEP” kısmında da hesabından usulsüz çekilen paraların ticari faiziyle birlikte tahsilini talep ettiği, davacı vekili, davadan önce bankaya noter marifetiyle ihtarname göndererek davacının hesabından usulsüz çekilen paraların tahsilini istediğini de belirttiği, mahkemece, haksız fiil nedeniyle tahsil istemli davada, davacının ihtarnamesinde faizin hangi tarihten itibaren işletilmesini istediği veya atıfet süresi verip vermediği tespit edilerek neticesine göre kabulüne karar verilen alacağa faiz işletilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin isabetli olmadığına işaret edilerek bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih, esas ve karar sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafın çektiği ihtarnamede faizin belli bir tarihten işletilmesine yönelik bir ibarenin/istemin yer almadığı, atıfet süresi olarak 7 gün verildiği kabul edilse dahi işbu ihtarın muhatabına hangi tarihte ulaştığının tespit edilemediği, mahkemenin 20.02.2020 tarih, 2014/733 E. ve 2020/179 K. sayılı ilamında yer alan ve yukarıda detaylı olarak bahsedilen aynı gerekçe ile davanın 26.04.2012 harçlandırma tarihli ıslah dilekçesi ile talep edilen tutar üzerinden kabulü ile 55.000,00 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bu tutarın 10.000,00 TL’sine dava tarihinden 45.000,00 TL’sine ise ıslah tarihinden itibaren avans faizi işletilmesi gerekçesiyle davanı kabulüne karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı tarafından gönderilen ihtarnamenin muhatabına hangi tarihte ulaştığı hususunda mahkemece yapılan araştırmada noter evraklarının imha edilmesi nedeniyle tespit yapılamadığını, bu hususta davacının bir kusuru bulunmadığını, en azından dava dilekçesinin davalıya tebliği tarihinin dosya içinde mevcut olduğundan tüm alacağın dava tarihinden itibaren avans faizi işletilmesi gerektiğini, haksız fiilden doğan alacaklarda haksız fiilin doğduğu tarihin faiz başlangıcı olarak kabul edilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu işlem usulsüz olmakla birlikte davacının bu işlemden dolayı zararının bulunmadığını, bankanın kusur ve sorumluluğu hususunda işlemlerin hayatın olağan akışına aykırı olup olmadığı ve dürüstlük kurallarıyla bağdaşıp bağdaşmadığı, aynı hesaptan daha sonra gerçekleştirilen işlemlerin önceki işlemlere icazet teşkil edeceği, hesaptan yapılan işlemleri davacının bilmesi gerektiği, mahkemece yapılan ödemelerin davacı hesap sahibi tarafından benimsenip benimsenmediği hususlarında değerlendirme yapılmadan karar verildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, banka mudisinin hesabından usulsüz çekilen paranın tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
818 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 41 ve devamı maddeleri.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
22.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.