YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2013
KARAR NO : 2012/6589
KARAR TARİHİ : 17.04.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … Genel Müdürlüğü vekili Avukat … tarafından, davalı T.C. Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı aleyhine 17/07/2009 gününde verilen dilekçe ile rücuen tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 21/09/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı ve davalı vekilleri taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, davacının abonesi ve turizm teşvik belgesi sahibi olan dava dışı şirkete, davalının yazısı üzerine indirimli tarife yerine normal tarife üzerinden elektrik bedeli tahakkuk ettirmesi üzerine dava dışı şirket tarafından normal tarife ile düşük tarife arasındaki farkın ödetilmesi amacıyla açılan dava sonunda davacının, dava dışı şirkete ödemek zorunda kaldığı tutarın rücu yolu ile alınması istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, istem kısmen kabul edilmiş; karar, taraflarca temyiz olunmuştur.
Davacı, Turizm Teşvik Belgesi sahibi olan dava dışı bir şirkete 2634 sayılı Kanun’un 16. maddesi ile Bakanlar Kurulu’nun 17.04.2002 tarihli kararı gereğince en düşük elektrik tarifesi uygulanmakta iken, davalının 15.04.2004 tarih ve 28727 sayılı ”02.04.2004 tarihinden itibaren indirimli tarife yerine normal tarife uygulanması gerektiği” hususundaki yazısı üzerine dava dışı şirketin elektrik faturalarının normal tarifeye göre tahakkuk ettirildiğini, dava dışı şirketin açtığı dava sonunda, normal tarife ile indirimli tarife arasındaki farkı ödemek zorunda kaldığını belirterek, ödediği tutarın, ödemeye yol açan davalıdan rücu yolu ile alınmasını istemiştir.
Davalı ise, zamanaşımı savunmasında bulunarak istemin reddedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Dosya içeriğinden, icra dosyasına 19.07.2007 ve 09.07.2007 tarihlerinde ödeme yapan davacının, eldeki davayı 17.07.2009 gününde açtığı anlaşılmaktadır. Rücu davalarında zamanaşımı süresi ödeme tarihinden itibaren bir yıldır. Davacı kamu kurumu olmadığından dava açmaya yetkili yerin ‘olur’ verdiği gün zamanaşımının başlangıcı olarak esas alınamaz.
Yerel mahkemece, davanın açıldığı günde, ödeme tarihlerinden itibaren bir yıllık zamanaşımı süresinin geçmiş olduğu gözetilerek, istemin zamanaşımı nedeniyle reddedilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının tüm davalının diğer temyiz itirazlarının şimdiden incelenmesine yer olmadığına 17/04/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.