YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/1937
KARAR NO : 2023/7481
KARAR TARİHİ : 24.10.2023
B O Z M A Ü Z E R İ N E
MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/605 E., 2022/744 K.
SUÇ : Vergi Usul Kanunu’na aykırılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1…. 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.04.2016 tarihli ve 2014/558 Esas, 2016/271 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; 2010 ve 2011 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme ve kullanma suçundan, her bir yıl için ayrı ayrı olmak üzere 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun (213 sayılı Kanun) 359 uncu maddesinin (b) fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 43, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3’er yıl 1’er ay 15’er gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2…. 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.04.2016 tarihli ve 2014/558 Esas, 2016/271 Karar sayılı kararlarının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 07.06.2022 tarihli ve 2021/10009 Esas, 2022/11869 Karar sayılı kararı ile “7394 Sayılı Kanun’un 4 ve 5 inci maddeleriyle değişik 213 Sayılı Kanun’un 359 uncu maddesinin 3, 4, 5 ve 6 ıncı fıkraları ve 367 inci maddelerinde yapılan değişiklik nedeniyle, 5237 sayılı Kanun’un 7 inci maddesinin ikinci fıkrası da gözetilerek öncelikle lehe Kanun’un tespit edilip uygulama yapılması ve her iki Kanunla ilgili uygulamanın gerekçeleriyle birlikte denetime olanak verecek şekilde ayrıntılı olarak kararda gösterilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması” nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3…. 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.11.2022 tarihli ve 2022/605 Esas, 2022/744 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; sahte fatura kullanma suçundan, 213 sayılı Kanun’un 359 uncu maddesinin (b) fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 43, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl 7 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
4.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, 2010 takvim yılı için suç tarihinin 25.01.2011, 2011 takvim yılı için ise 25.11.2011 olduğu, 2010 takvim yılı için suç tarihinden itibaren 12 yıllık olağan zamanaşımı süresinin dolduğu bu nedenle düşme kararı verilmesi gerektiği, 2011 takvim yılı için zamanaşımı süresinin dolmaması nedeniyle davanın esası hakkında hüküm kurulması gerekirken, mahkemece 2010 ve 2011 takvim yıllarından tek zincirleme tek hüküm kurulmuş olması nedeniyle bozulması görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği, suç işleme kastının olmadığına, suç tarihleri dikkate alındığında zamanaşımı süresinin dolduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Karadeniz Vergi Dairesinin ……. numaralı mükellefi olan sanığın 2010 ve 2011 takvim yıllarında sahte fatura kullanma ile defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçunu işlediği iddiasıyla kamu davaları açılmıştır.
2. … Küçük ve Orta Ölçekli Mükellefler Grup Başkanlığının 22.08.2014 tarihli vergi suçu raporu ve vergi tekniği raporu ile 01.09.2014 tarihli komisyon mütalaasının sanık hakkında 2010 ve 2011 yıllarında sahte fatura düzenleme ve kullanma suçlarından düzenlendiği anlaşılmıştır.
3. Sanık bozma öncesi savunmasında; 2010 ve 2011 yıllarında şoför aracılığı ile hafriyat nakliyesi işi yaptığını, söz konusu faturaları kendisinin almadığını, aracı kullanan şoförünün aldığını ve muhasebeciye verdiğini, bu tarihlerde askerde olduğunu, faturalardan haberinin olmadığını, bozma sonrasında yaptığı savunmada ise; köylüsü olan … Kutluk isimli kişinin, üzerine kamyon alıp kendisine de para verme teklifinde bulunduğunu, tüm işlemleri …’in takip ettiğini, daha sonra kendisine ulaşamadığını, …’in T.C. Kimlik numarasını ve adresini bilmediğini beyan etmiştir.
4. … Küçük ve Orta Ölçekli Mükellefler Grup Başkanlığının 22.08.2014 tarihli vergi tekniği raporuna göre, sanığın 07.10.2010 tarihinde kara yolu ile şehirler arası yük taşımacılığı faaliyetinde bulunmak üzere mükellefiyet tesis ettirdiği, mükellefiyetini 17.10.2011 tarihinde terk ettiği, 2010 takvim yılında haklarında sahte fatura düzenleyicisi oldukları belirtilen mükelleflerden 81.502,40 TL, 2011 yılında ise 615.100,00 TL sahte fatura alarak KDV indiriminde kullandığı, kullanılan sahte alış faturalarının sanığın toplam alış tutarı içindeki oranının 2010 takvim yılı için %98,94, 2011 takvim yılı için % 99,48 olduğu, sanığın 1999 model kamyoneti dışında üzerine kayıtlı veya kiralama yoluyla edindiği başka bir aracının bulunmadığı, yüksek miktarlı bu kadar sahte faturanın bilmeden kullanılmasının mümkün olmadığı, bu nedenle sahte faturaların bilerek kullanıldığı, sonuç olarak sanığın mükellefiyet tesis ettirdiği tarihten itibaren gerçek bir ticari faaliyetinin bulunmadığı, sahte fatura ticareti yapmak için mükellefiyet tesis ettirdiği belirtilmiştir.
5. Mahkemece, kullanılan sahte faturaları düzenleyen mükellefler hakkında sahte fatura düzenleme suçundan vergi raporları bulunup bulunmadığı, bu mükellefler hakkında sahte fatura düzenleme suçundan dava açılıp açılmadığı, ilgili vergi dairelerinden sorulmuş ve gelen cevaplar ile raporlar dosyaya konulmuştur.
6. Hızırbey Vergi Dairesi Müdürlüğünün 13.10.2022 tarihli yazısı ile ödenmesi gereken vergi ve zam ve gecikme faizi miktarı bildirilmiş, sanık belirtilen miktarı ödeme gücünün olmadığını beyan etmiştir.
7. … Askerlik Şubesi Başkanlığından gelen yazıya göre sanığın 05.09.2011-06.12.2012 tarihleri arasında askerlik görevi yaptığı anlaşılmıştır.
8. Mahkemece yapılan yargılamada toplanan deliller, sanık savunması, vergi raporları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek, sanığın 2010 ve 2011 takvim yıllarında gerçek bir ticari faaliyeti bulunmayan ve haklarında sahte fatura düzenleyicisi olduklarına dair vergi raporları bulunan mükelleflerden aldığı sahte faturaları KDV indiriminde kullandığı sabit kabul edilerek, sanığın birden fazla takvim yılı içinde aynı suç işleme kararının icrası kapsamında eylemini gerçekleştirmesi nedeniyle zincirleme suç hükümlerinin uygulandığı, sanığın suç nedeniyle oluşan zararı gidermemesi nedeniyle etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmadığı belirtilerek temyize konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
… Cumhuriyet Başsavcılığının 17.12.2014 tarihli ve 2014/4120 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçundan da dava açıldığı ancak hüküm kurulmadığı anlaşılmakla, atılı suçtan zamanaşımı süresi içinde hüküm kurulması mümkün görülmüştür.
A.Tebliğname Yönünden
15.04.2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7394 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesiyle 213 sayılı Kanun’un 359 uncu maddesine eklenen “Bu maddede düzenlenen suçların birden fazla takvim yılı veya vergilendirme dönemi içinde aynı suç işleme kararının icrası kapsamında işlenmesi halinde, Türk Ceza Kanununun 43 üncü maddesi uygulanır.” fıkrası ve 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin altıncı fıkrasında yer alan “Zamanaşımı, … zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden, … itibaren işlemeye başlar” hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, dosya kapsamında toplanan delillere göre, sanığın 2010 ve 2011 yıllarında sahte fatura kullanma tarihleri dikkate alındığında, eylemleri arasında hukuki veya fiili kesintinin bulunmaması nedeniyle eylemlerin birden fazla takvim yılı içinde aynı suç işleme kararının icrası kapsamında zincirleme şekilde gerçekleştirildiği anlaşılmakla, suça konu edilen faturaların 2011 yılının Ekim ayı beyannamesinde gösterilmiş olması nedeniyle suç tarihinin beyanname tarihini takip eden ayın 25 inci günü olan 25.11.2011 tarihi olduğu ve zamanaşımı süresinin bu tarihten işlemeye başlayacağından, tebliğnamedeki görüşe iştirak olunmamıştır.
B.Sanığın Temyizi Yönünden
1.Olay ve olgular bölümünde ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, sanığın üzerine atılı sahte fatura kullanma suçunu işlediği sabit olduğundan ve zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşıldığından, Mahkemenin kabulünde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, … 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.11.2022 tarihli ve 2022/605 Esas, 2022/744 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.10.2023 tarihinde karar verildi.