Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2009/26249 E. 2011/25303 K. 27.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2009/26249
KARAR NO : 2011/25303
KARAR TARİHİ : 27.12.2011

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Yaralama, tehdit
HÜKÜM : Hükümlülük

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre gerekçede yer almasına karşın zoralıma ilişkin hüküm fıkrası kararda gösterilmemiş ise de, bu hususta mahkemesinden her zaman karar alınabilmesi mümkün görülmüş ve yapılan incelemede ;
1- Yargılama ve olayın kanıtlanmasına ilişkin gerekçe: Sanığa yükletilen silahla yaralama eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Yasaya uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı;
Hukuksal tanı: Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Yasada öngörülen suç tipine uyduğu,
Yaptırım: Cezanın yasal bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından katılanlar … ve …’ün ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA,
2- Tehdit suçuna ilişkin hükme yönelik temyize gelince;
Başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak:
Tehdit fiili kişinin ruh dinginliğini bozan, iç huzurunu ve irade özgürlüğünü ihlal eden bir olgudur. Fiilin mağdur üzerinde ciddi bir korku yaratabilmesi açısından sonuç almaya objektif olarak elverişli ve uygun olması yeterlidir. Ayrıca somut olayda muhatap üzerinde etkili olması gerekli değildir. Bu nedenle mağdurun korkup korkmadığı araştırılmaz.
Tehdit suçunun manevi öğesi genel kasttan ibaret olup suçun yasal tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek işlenmesini ifade eder. Olayda tasarlamanın varlığı aranmadığı gibi saikin de önemi yoktur.
Kavga ve tartışma sırasında haksız fiilin meydana getirdiği şiddetli öfke elem ve gazap iradeyi etkileyerek kusur yeteneğinde oluşturduğu azalma sebebiyle koşulları varsa ancak yasal indirim nedeni olarak kabul edilebilir ise de, önceden ilke boyutunda kastı kaldıran ve sucun oluşumunu engelleyen bir husus olarak kabulü mümkün değildir.
Bu açıklamaların ışığı altında sanığın katılanı “bana yar olmazsan seni kimseye yar etmem” diyerek tehdit ettiğinin oluşa uygun kabulü karşısında; bu sözler muhataba iletilmekle suçun oluştuğu, ayrıca muhatap üzerinde etkili olmasının aranmadığı gözetilip, TCY 106/1-1 maddesi uyarınca sanığın hükümlülüğüne karar verilmesi, gerekirken “….sanığın tehdidinin muhatap üzerinde ciddi korku ve endişe yaratmadığı….” biçiminde yasal olmayan gerekçeyle beraat kararı verilmesi;
Bozmayı gerektirmiş ve katılanlar … ve … vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesine aykırı olarak, HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesinden başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 27.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.