YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/6608
KARAR NO : 2024/286
KARAR TARİHİ : 11.01.2024
B O Z M A Ü Z E R İ N E
MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/229 E., 2023/513 K.
SUÇ : Defter, kayıt ve belgeleri gizleme
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.06.2016 tarihli ve 2012/113 Esas, 2016/268 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçundan, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun (213 sayılı Kanun) 359 uncu maddesinin (a) fıkrasının (2) numaralı bendi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci, 58 inci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. İstanbul 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.06.2016 tarihli ve 2012/113 Esas, 2016/268 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 31.05.2022 tarihli ve 2021/9003 Esas, 2022/10943 Karar sayılı kararı ile “Hükümden sonra 15.04.2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 7394 sayılı Kanun’un 4 ve 5. maddeleriyle değişik 213 sayılı Kanun’un 359. maddesinin 3, 4, 5 ve 6. fıkra hükümleri uyarınca 5237 sayılı TCK’nin 7/2. maddesi de gözetilerek öncelikle lehe Kanun’un tespit edilip uygulama yapılması ve her iki Kanunla ilgili uygulamanın gerekçeleriyle birlikte denetime olanak verecek şekilde ayrıntılı olarak kararda gösterilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması” nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. İstanbul 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.10.2023 tarihli ve 2022/229 Esas, 2023/513 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçundan, 213 sayılı Kanun’un 359 uncu maddesinin (a) fıkrasının (2) numaralı bendi, 359 uncu maddesinin üçüncü fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği; savunma hakkının kısıtlandığına, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, beraat kararı verilmesi gerektiğine, lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine, ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Vergi mükellefi olan sanığın 2006 ve 2007 takvim yılı hesaplarının incelenmesi amacıyla defter ve belgelerini ibraz etmesi için gönderilen istem yazısının 30.12.2011 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen yasal süresi içerisinde ibraz etmeyerek üzerine atılı defter ve belgeleri ibraz etmeme suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasının yargılaması neticesinde, sanığın ikrarı, dosyada mevcut vergi suçu raporu ile eklerinin içeriği ve tüm dosya kapsamından edinilen kanaat ile sanığın üzerine atılı suçun sübut bulduğu kabul edilerek sanığın cezalandırılmasına, yüklenen suç nedeniyle tarh edilen vergi ve vergi aslına bağlı olarak kesilen cezanın bulunmaması nedeniyle cezanın yarı oranında indirilmesine dair temyize konu mahkûmiyet kararının verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
1. Sanık müdafiinin savunma hakkının kısıtlandığına iliştin temyiz isteği yönünden; Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.06.2015 tarihli ve 2014/11-568 Esas, 2015/244 sayılı Kararında da ifade edildiği üzere, 1412 sayılı Kanun’un 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 326 ncı maddesinde, “Yargıtaydan verilen bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak mahkeme ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini sorar. Sanık veya müdahil ve vekillerine davetiye tebliğ olunamaması veya davetiye tebliğ olunmasına rağmen duruşmaya gelmemeleri nedeniyle bozmaya karşı beyanları tespit edilmemiş olsa dahi duruşmaya devam edilerek dava gıyapta bitirilebilir. Ancak sanık hakkında verilecek ceza, bozmaya konu olan cezadan daha ağır ise herhalde dinlenilmesi gerekir” hükmü yer almaktadır. Bu hüküm gereğince, bozma kararı sanık lehine olsa dahi bozmadan sonra yapılan yargılamada yerel mahkemece sanık, katılan ve varsa vekillerine duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ olunmalı, duruşma gününden haberdar edilmelidirler. Yerleşmiş yargısal kararlarda da vurgulandığı üzere, tebligat yapılamaması veya davetiye tebliğ olunmasına rağmen sanığın duruşmaya gelmemesi halinde, verilecek ceza bozmaya konu olan cezadan daha hafif ise yargılamaya devam olunarak bir karar verilmesi mümkün olduğundan, bu yönüyle hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Vergi mükellefi olan sanığın 2006 ve 2007 takvim yılı hesaplarının incelenmesi amacıyla defter ve belgelerini ibraz etmesi için gönderilen istem yazısının 30.12.2011 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen yasal süresi içerisinde ibraz etmeyerek üzerine atılı defter ve belgeleri gizleme suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasının yargılaması neticesinde, mahkemece her ne kadar sanığın üzerine atılı suçun sübut bulduğu kabul edilerek mahkûmiyet kararı verilmiş ise de; yapılan incelemede, vergi mükellefi olan sanıktan aynı mükellefiyete ait 2006 ve 2007 takvim yılına ilişkin defter ve belgelerin vergi müfettişi… tarafından 05.10.2011 tarih ve VDENY-2011-2974/133 sayılı istem yazısına istinaden 11.10.2011 tarihli tebligat ile istenildiği, mükellef tarafından ibraz edilmemesi üzerine, 2006 ve 2007 takvim yılına ait defter ve belgelerin 27.12.2011 tarih ve VDENY-2011-X-087/288 sayılı istem yazısına istinaden 30.12.2011 tarihli tebligat ile tekrar ibrazın istenildiği, dosya kapsamından 05.10.2011 ve 27.12.2011 tarihli defter ve belge isteme yazıları ile 2006 ve 2007 takvim yılına ait defter ve belgelerin aynı vergi incelemesi kapsamında istenilip istenilmediğinin tespit edilememesi karşısında, maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi ve suçun varlığının tespiti bakımından, 05.10.2011 ve 27.12.2011 tarihli defter ve belge isteme yazılarının aynı vergi incelemesi kapsamında düzenlenip düzenlenmediği ve istem yazılarının gerekçeleri katılan kurumdan sorulup, sonucuna göre her iki defter ve belge isteme yazısının aynı vergi incelemesi kapsamında düzenlendiğinin tespiti halinde suçun ilk tebligatın yapıldığı 11.10.2011 tarihinden itibaren 15 günlük sürenin sonu olan 27.12.2011 tarihinde işlenmiş sayılacağı, 30.12.2011 tarihli ikinci tebliğin yeni bir suç oluşturmayacağı gözetilmeden eksik inceleme ve araştırma sonucu karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.10.2023 tarihli ve 2022/229 Esas, 2023/513 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, Tebliğnameye aykırı olarak 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.01.2024 tarihinde karar verildi.