Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2009/26474 E. 2011/25309 K. 27.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2009/26474
KARAR NO : 2011/25309
KARAR TARİHİ : 27.12.2011

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : Tehdit
HÜKÜM : Beraat

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Tehdit fiili kişinin ruh dinginliğini bozan, iç huzurunu ve irade özgürlüğünü ihlal eden bir olgudur. Fiilin mağdur üzerinde ciddi bir korku yaratabilmesi açısından sonuç almaya objektif olarak elverişli ve uygun olması yeterlidir. Ayrıca somut olayda muhatap üzerinde etkili olması gerekli değildir.Bu nedenle mağdurun korkup korkmadığı araştırılmaz..
Tehdit suçunun manevi öğesi genel kasttan ibaret olup suçun yasal tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek işlenmesini ifade eder. Olayda tasarlamanın varlığı aranmadığı gibi saikin de önemi yoktur.
Kavga ve tartışma sırasında haksız fiilin meydana getirdiği şiddetli öfke elem ve gazap iradeyi etkileyerek kusur yeteneğinde oluşturduğu azalma sebebiyle koşulları varsa ancak yasal indirim nedeni olarak kabul edilebilir ise de, önceden ilke boyutunda kastı kaldıran ve suçun oluşumunu engelleyen bir husus olarak kabulu mümkün değildir.
Bu açıklamaların ışığı altında, sanığın boşanma davası görülürken karısı … ve kayınpederi Sadrettin Kılıç’ı “Boşanma gerçekleşmediği sürece siz öldünüz”diyerek tehdit ettiğinin oluşa uygun kabulü karşısında, sanığın bilerek ve isteyerek söylediği tehdit sözleri muhataba iletilmekle suçun oluştuğu, ayrıca muhatap üzerinde etkili olmasının aranmadığı gözetilip iddianamedeki çoğul anlatımda nazara alınıp TCY 106/1-1, 43/2 maddeleriyle mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken, tehditte önceden tasarlamayı, ve muhatap üzerinde etkili olmayı suç unsuru olarak gören “….tartışma esnasında söyelenen sözlerin muhataplar üzerinde ciddi korku ve endişe yaratmadığı..” gerekçeleriyle beraat kararları verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş ve Üst C. Savcısının temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle, HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamasından başlayacak sürdürülüp sonuçlandırmak üzere dosyanın esas hüküm mahkemesine geri gönderilmesine 27/12/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.