Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/10824 E. 2023/11258 K. 15.11.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/10824
KARAR NO : 2023/11258
KARAR TARİHİ : 15.11.2023

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/33 E., 2023/74 K.
KARAR : Davanın reddi

Taraflar arasında Mahkemesinde görülen Kurum işleminin iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı hakkında Kurumca yapılan 26.07.2012 tarih ve 13.333.485 sayılı işlemini iptali ile davalı iş yerinde (… sicil nolu) 28.08.2007 – 05.01.2010 tarihleri arasında fiili olarak çalıştığının, davalı Kurumca kesilen yaşlılık maaşının yeniden bağlanmasına, hak ettiği ödenmeyen yaşlılık maaşlarının faizi ile birlikte davacıya yeniden ödenmesine, davacının Kuruma borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iptal edilen çalışmalarının Afyonkarahisar ili … ilçesinde olduğunu, iş mahkemelerinin yetkilerinin kamu düzenine ilişkin olup bu nedenle davanın yetki yönünden öncelikle reddedilmesi gerektiğini, ayrıca davacının davasını yazılı belgelerle ispatlaması gerektiğini, imzalı ücret bordrolarının getirtilerek bordro tanıklarının dinlenmesi gerektiğini, Kurum işleminin tamamen yerinde olup denetim raporuna dayandığını bu nedenlerle davanın reddini savunmuştur.

Davalı iş verenin cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 26.02.2016
tarihli ve 2014/4442 Esas, 2016/154 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne, davacı …’ün … numaralı … Dış Tic. Ltd. Şti. ünvanlı işyerinde 28.08.2007 – 05.01.2010 tarihlerinde çalıştığının tespiti ile davalı Kurum tarafından davacının kesilen yaşlılık aylıklarının yeniden bağlanmasına ve yaşlılık aylıklarına doğumu tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, davacının davalı Kuruma herhangi bir borcunun olmadığının tespitine, aksi Kurum işleminin iptaline karar vermiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. 1.Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 12.11.2018 tarihli ve 2016/12627 Esas, 2018/9233 Karar sayılı bozma kararında; davacının, dava konusu dönemdeki çalışmasının gerçekliği, işin, işyerinin kapsam ve niteliğiyle süresinin belirlenebilmesi amacıyla; özellikle davacıya ilişkin kısımlar olmak üzere müfettiş raporunun tümü Kurumdan celbedilmeli; varsa ceza davası sonucu araştırılmalı; puantaj kayıtları, ücret tediye bordroları, hasta sevk kağıtları, yaptığı işe göre davacının isim ve imzasını taşıyan sevk irsaliyesi, posta ve kargo alındı makbuzları, fatura ve benzeri hertürlü belge davalı işverenden celbedilmeli; ilgili ticaret odasından kapasite raporu celbedilmeli, muhtasar beyannameleri ilgili vergi dairesinden celbedilmeli; kapasite, üretim adedi, ciro, elektrik, su tüketimi ve makine parkına göre çalışması gereken sigortalı sayısı, gerektiğinde, alanında uzman tekstil mühendisi, mali müşavir ve hukukçudan oluşan bilirkişi heyetinden rapor alınarak belirlenmeli; yargılama aşamasında dinlenen tanıkların sıfatlarına ilişkin belgeler temin edilmeli; dava konusu dönemde davacı ile birlikte çalışan ve işverenlerin bordrolarında kayıtlı kişiler ile, aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı; böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir. Ayrıca davacı adına düzenlenen 15.11.2006, 11.03.2010, 17.03.2010 tarihli trafik cezalarının, hangi plakalı araçları kullanması sebebiyle düzenlendiği tespit edilerek, bu araçların, davalı işveren işyerinde kullanılan araçlar olup olmadığı tespit edilerek sonucuna göre değerlendirme yapılması gerektiğinden bahisle bozulmuştur.

Mahkemenin 1. Bozma ilamına uyarak verdiği 10.02.2022 tarihli ve 2019/63 Esas, 2022/82 Karar sayılı 2. Kararıyla;

Davanın reddine karar verilmiştir.

B. 2. Bozma Kararı
1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 23.11.2022 tarih, 2022/11216 Esas, 2022/14793 Karar sayılı bozma kararında; dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davacı vekilinin sigortalılık sürelerinin iptaline ilişkin kurum işleminin iptaline yönelik sair temyiz itirazlarının reddi ile

Somut olayda, her ne kadar Mahkemece davacının 28.08.2007 – 05.01.2010 tarihleri arasındaki 4/1-a kapsamındaki hizmetlerinin iptal edilmesine yönelik tespit yerinde ise de aylık koşulları değerlendirilirken yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler de göz önünde bulundurularak, davacının iptal edilen sigortalılık süresi dışında, mevcut prim ödeme gün sayısı belirlenerek irdeleme yapılmalı, davacının aylık-kısmi aylık (55 yaş, 3600 prim gün sayısı ve 15 yıl sigortalılık süresi) şartları bu kapsamda değerlendirilmeli ve davacı istemi bu çerçevede değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle karar bozulmuştur.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bozma kararı doğrultusunda, davacının güncel sigortalı hizmet dökümünün incelenmesinde; 03.09.1965 doğumlu olan davacı sigortalı erkeğin, iptal edilen 29.08.2007 – 20.03.2010 tarihleri arasındaki sigortalılık hizmetleri dışlandığında, mülga 506 sayılı Kanun (5510 sayılı Kanun’un 4/1-a bendi) kapsamında 18.04.1981 – 04.01.2022 tarihleri arasında 1924 gün ve mülga 1479 sayılı Kanun (5510 sayılı Kanun’un 4/1-b bendi) kapsamında 17.09.1986 – 31.12.1998 tarihleri arasında 4424 gün olmak üzere toplam 6348 gün (17 yıl 7 ay 18 gün) prim ödemesinin bulunduğu saptanmıştır. Belirtilen tespitlerden hareketle, bozma kararında belirtilen Kanun hükmü kapsamında değerlendirildiğinde; davacı sigortalı, yasa hükmünde öngörülen 15 tam yıl (5400 gün) prim ödeme süresi ve 55 yaşını doldurma koşullarını yargılama sırasında 03.09.2020 tarihinde sağlamıştır. Buna göre, söz konusu tarih yasa hükmünde belirtilen 4447 sayılı Kanun’un yürürlük tarihini takip eden ayın başı olan 01.10.1999 tarihinin 10 tam yıldan fazla süre sonrasına rastladığından davacının aylık bağlanması için yasa maddesinin (e) bendi gereğince 58 yaşını doldurması gerekmektedir. Hal böyle iken, davacı, somut davada karar verilen tarih itibarıyla dahi henüz 58 yaşını doldurmadığından aylıktan yararlanmaya hak kazanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; fiili çalışmanın olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespiti ile yaşlılık aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali ve kesilen yaşlılık aylığının yeniden bağlanarak yasal faizi ile birlikte ödenmesi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 428 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 506 sayılı Kanun’un 79 uncu maddesinin 10 uncu fıkrası, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun 86 ncı maddesinin 9 uncu fıkrası, 1479 sayılı Kanun’un geçici 10 uncu maddesinin son fıkrası hükümleridir.
3. Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

15.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.