YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/11325
KARAR NO : 2023/11359
KARAR TARİHİ : 16.11.2023
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/320 E., 2022/1342 K.
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/504 E., 2020/296 K.
Taraflar arasındaki yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, davacının gerçekte 1967 doğumlu olduğunu, 01.11.1991 tarihinde SSK’lı olarak işe başladığını, kurum tarafından … sigorta sicil numarası verildiğini, işe giriş bildirgesinde doğum tarihinin gerçek tarih olan 1967 olarak tescil edildiğini, davacının bütün çalışma sürelerinde kurum kayıtlarında doğum tarihinin 1967 olarak geçtiğini, ancak 2011 yılında davacının kayıtlı olduğu nüfus idaresinin davacının doğum tarihini resen düzelterek 15.02.1970 olarak nüfus kayıtlarına işlediğini, nüfus idaresinin bu düzenlemesinden sonra davacının değişik iş yerlerine girdiğini, bu defa doğum tarihinin 15.02.2970 olarak Kurum kayıtlarına geçtiğini, bu durumdan dolayı davacının zarara uğradığını, bu nedenle davacının Adana 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde dava açıldığını, davanın kabul edilerek davacının doğum tarihinin 15.10.1967 olarak tespitine karar verildiğini, davacının 15.10.2019 tarihli dilekçe ile emeklilik talebinde bulunduğunu, davacının talebine karşı kurum tarafından verilen cevapta “davacının doğum tarihinin Adana 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kararı ile 15.02.1970 iken 15.10.1967 olarak düzeltildiği ve bu işlemin sigortalı ilk işe girişinden sonra yapılmış olması” nedeniyle emeklilik maaşının bağlanmayacağının bildirildiğini, davacının 08.11.2019 tarihinde verdiği dilekçede ilk işe 01.11.1991 tarihinde girdiğini, Kurum kayıtlarına da doğum tarihinin gerçek tarih olan 1967 olarak yazıldığını belirterek kurum tarafından yapılan yanlışlığın düzeltilmesini talep ettiğini, kurum tarafından verilen cevapta kurumun görüşünde ısrar ederek emekli maaşı bağlanmayacağını bildirdiğini, davacının gerçek doğum tarihinin 15.02.1967 olması, sigortalının işe girdiği ve çalışmaya başladığı 01.11.1991 tarihinde de doğum tarihinin Kurum kayıtlarına 15.02.1967 olarak kaydedilmiş olması nedeniyle 01.11.2019 tarihinde itibaren emekli aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde özetle; Kurumun gerçekleştirdiği işlemin hukuka uygun olduğunu, yasal koşulların olayda gerçekleşmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “Mahkememizce yapılan yargılama, denetime elverişli gerekçeli uzman bilirkişi raporu, dosyadaki bilgi ve belgeler ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının dava dilekçesindeki talebine istinaden davalı kuruma 15.10.2019 tarihinde başvuru yaptığı, Kurum tarafından davacının talebinin her ne kadar mahkeme kararı ile doğum tarihinin 15.10.1967 olarak düzeltilmiş ise de sigortalı ilk işe giriş tarihinden sonra yapılan yaş tahsislerinde dikkate alınmayacağı nedeniyle reddedildiği anlaşılmıştır. 5510 sayılı Kanun’un 57/2 maddesinde “Malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına ilişkin yaş ile ilgili hükümlerin uygulanmasında, sigortalıların ve hak sahibi çocuklarının, mülga 02.06.1949 tarihli ve 5417 sayılı Kanun ve mülga 04.02.1957 tarihli ve 6900 sayılı Kanun ile 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı ve 08.06.1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunlara, 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Kanun’un geçici 20 nci maddesine tâbi sandıklara veya bu Kanuna göre ilk defa malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tâbi olduğu tarihte, nüfus kütüğünde kayıtlı bulunan doğum tarihleri, sigortalının bu Kanuna göre ilk defa çalışmaya başladığı tarihten sonra doğan çocuklarının ise nüfus kütüğüne ilk olarak yazılan doğum tarihleri esas alınır.” denilerek yaşlılık aylığı hesabında ilk defa başladığı tarihten sonraki yaş düzeltmelerinin dikkate alınmayacağı belirtilmiştir. Yine 12.05.2010 tarihli Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 85/son fıkrasında nüfus kütüğünün yenilenmesi sırasında yapılan düzeltmelerin sigortalının iradesi dışında nüfus idaresince yapılan maddi hataların giderilmesi amacını taşıması nedeniyle bu hususların belgelenmesi veya mahkeme kararında belirtilmiş olması halinde söz konusu kayıt düzeltmelerinin esas alınabileceği belirtilmiştir. Somut olayda ise davacının ilk doğum tarihinin 15.02.1967 olduğu, nüfus müdürlüğü tarafından davacının kardeşi olan Ayşe Ünal’ın doğum tarihinin de 15.10.1966 olması nedeniyle kural olarak kardeşler arasında en az 180 gün bulunması gerektiğinden davacının yaşının nüfus müdürlüğü tarafından 2011 yılında resen 15.02.1970 olarak düzeltildiği anlaşılmıştır. Ancak bu düzeltme işleminde davacının herhangi bir etkisinin olmadığı sabittir. Kaldı ki Adana 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/758 Esas ve 2012/254 Karar sayılı ilamının gerekçesinde de bu durumun açıkça belirtilmiş olması, ayrıca ilk işe giriş bildirgesinde de 1967 yılının doğum tarihi olarak yazıyor olması nedeniyle davacının emekliliğe esas olarak 15.10.1967 yılının esas alınması gerektiği kabul edilmiştir. Buna göre davacının 506 sayılı Kanun’un geçici 81 inci maddesi birinci fıkrasının b-1 bendi gereğince 52 yaş, 25 yıl sigortalılık, 5525 prim gün hesabına tabi olduğu, davacının toplamda 8761 prim günü olduğu, 25 yıllık sigortalılık süresinin dolduğu, 52 yaş koşulunu da 15.10.2019 tarihinde tamamladığı kanaatiyle davacıya 01.11.2019 tarihi itibariyle aylık bağlanması gerektiği tespit edilerek davanın kabulüne” karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum vekili, dosyada eksik ve yetersiz inceleme sonucu hüküm tesis edildiğini, bilirkişi raporunun eksik ve yetersiz olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini iddia etmiş, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında “Dosyanın incelenmesinden, Kuluncak İlçesi Karlık Mahallesi nüfusuna kayıtlı davacının 15.02.1967 doğumlu iken 2010 yılında doğum tarihinin 1970 olarak düzeltildiği, aynı anne ve babadan 1967 ve 1970 doğumlu başka birinin olmadığı, Adana 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 18.04.2012 tarih, 2011/758 Esas, 2012/254 Karar sayılı kararı ile davacının kayden 15.02.1970 olan doğum tarihinin 15.10.1967 olarak tashihine karar verildiği, kararın 29.05.2012 tarihinde kesinleştiği, davacının 01.11.1991 tarihinde işe başladığına dair ilk işe giriş bildirgesinde doğum tarihinin 15.02.1967 olarak belirtildiği, Kurum kayıtlarına 02.04.1993 tarihinde intikal eden 08.03.1993 tarihinde işe başladığına dair işe giriş bildirgesi ile sonraki işe giriş bildirgelerinde de doğum tarihi olarak 1967 tarihinin belirtildiği, davacının 15.10.2019 tarihli tahsis talep dilekçesine ilk işe giriş tarihinden sonra yapılan yaş tashihlerinin yaşlılık aylığı bağlama işlemlerinde dikkate alınmadığı belirtilerek yaşlılık aylığı koşullarından olan 52 yaşını 15.02.1970 doğum tarihine göre sağlamadığı, mahkeme kararının dikkate alınmadığının belirtildiği anlaşılmaktadır.
12.05.2010 tarihli Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 85/son fıkrasında nüfus kütüğünün yenilenmesi sırasında yapılan düzeltmelerin sigortalının irdaesi dışında nüfus idaresince yapılan maddi hataların giderilmesi amacını taşıması nedeniyle bu hususların belgelenmesi ve mahkeme kararında belirtilmiş olması halinde söz konusu kayıt düzeltmelerinde, düzeltilen yeni kaydın esas alınacağı belirtildiğinden mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde hata bulunmadığı” gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370, 371; 506 sayılı Kanun’un geçici 20 ve 81 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.