Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2010/16592 E. 2010/12680 K. 29.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2010/16592
KARAR NO : 2010/12680
KARAR TARİHİ : 29.06.2010

Ceza infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma suçundan şüpheli Avukat … hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 24.07.2009 tarihli ve 2009/44060 soruşturma, 2009/10087 esas, 2009/1024 sayılı iddianame üzerine, son soruşturma açılmasına yer olmadığına dair İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.10.2009 tarihli ve 2009/289 dosya, 2009/243 sayılı kararının Adalet Bakanlığınca 12.05.2010 gün ve 30362 sayılı yazı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03.06.2010 gün ve 127131 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:
Tebliğnamede “Tüm dosya kapsamına göre;
İstanbul Barosunda kayıtlı Avukat …’ün;
Tutuklu müvekkili ile görüşmek amacıyla 09.01.2009 tarihinde gittiği Metris 1 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda, yanında ceza infaz kurumuna sokulması yasaklanmış suç teşkil eden hiç bir eşya, madde ve cisim bulunmadığına dair yazılı beyanda bulunduğu hâlde, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 297. maddesi hükmüne, Ceza İnfaz Kurumları ile Tevkifevlerinin Yönetimine ve Cezaların İnfazına Dair Tüzük ve Adalet Bakanlığı genelgelerine aykırı olarak, cep telefonuna ait bir adet batarya ile ceza infaz kurumuna girmeye çalıştığının soruşturma kapsamından anlaşıldığı, adı geçen şüphelinin üzerine atılı suçu ile ilgili mevcut deliller son soruşturmanın açılması için yeterli olup, delillerin takdirinin de son soruşturma aşamasında davayı görecek olan mahkemesine ait bulunduğu gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir” denilmektedir.
Gereği görüşüldü;
İncelenen dosyada, şüpheli avukatın, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak suçundan Metris 1 ve 2 nolu T Tipi Kapalı Cezaevinde tutuklu olarak bulunan Abdullah Orpak ile görüşmek için anılan ceza infaz kurumuna gittiği, kurum nizamiyesi ziyaretçi girişindeki x-ray cihazından geçmeden, kurum yetkililerince sorulduğunda, üzerinde herhangi bir yasak eşya bulunmadığını belirtip avukat ziyaretçi defterinde yer alan şerhi imzalamasına karşın, cihazdan geçerken montunun cebinde 1 adet cep telefonu bataryası (pili) tespit edildiği ve hakkında 09.01.2009 tarihli suç tutanağı düzenlendiği anlaşılmaktadır. Şüpheli avukatın, 18.05.2009 tarihli dilekçesinde ileri sürdüğü adı geçen tutukluyla görüşme nedeni, saati, bataryayı üzerinde bulundurma amacı ve diğer hususlarla ilgili açıklamalarının doğruluğunun araştırılmadığı görülmektedir. Avukat ziyaretçi defterindeki taahhütname, suç tutanağı ve ele geçirilen yasak eşyanın, 5271 sayılı C.Y.Y.’nın 170/2 maddesi uyarınca iddianame düzenlenebilmesi (son soruşturmanın açılması kararı verilebilmesi) için suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu açıktır. Şüpheli avukatın eyleminin, cezaevine yasak eşya sokmaya kalkışma suçunun öğelerini oluşturup oluşturmadığının, lehine ve aleyhine toplanacak tüm kanıtların, mahkemece birlikte tartışılıp değerlendirilmesi sonucu belirlenmesi gerektiği açıktır. Yapılan açıklamalara göre, son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına ilişkin kararın, hukuka aykırı olduğunda kuşku yoktur.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce belirtilen nedenlerle yerinde görüldüğünden, cezaevine yasak eşya sokma suçundan şüpheli … hakkında İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesince verilip kesinleşen 14.10.2009 gün ve 2009/289 – 243 sayılı kararın, 5271 sayılı Ceza Yargılama Yasasının 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sonraki işlemlerin aynı yasa maddesinin 4-a fıkrası gereğince yerinde tamamlanmasına, 29.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.