YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2010/7246
KARAR NO : 2010/12753
KARAR TARİHİ : 30.06.2010
MAHKEMESİ : İzmir Asliye 4. Ceza Mahkemesi
SUÇ(LAR) : Görevliye hakaret
HÜKÜM(LER) : Yasanın uygulanmasına yer olmadığı
TEBLİĞNAMEDEKİ İSTEK: Bozma
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede :
5237 sayılı Türk Ceza Yasasının “zaman bakımından uygulanma” başlıklı 7.maddesinin 2.fıkrasında, “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” biçimindeki hükmün 1.6.2005 tarihinden önce kesinleşmiş hükümler açısından uygulanma yöntemine ilişkin ayrıntılar 5252 sayılı TCY.nın Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Yasanın 9.maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddenin 1.fıkrasında, “1.6.2005 tarihinden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak TCK.nun lehe olan hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde, duruşma yapılmaksızın da karar verilebileceği” belirtilmiş olmasına karşın, bu düzenlemenin genel kural niteliği taşımadığı açıkça anlaşılmaktadır. Bu nedenle failin lehine olan yasa hükmünün uygulanabilmesi açısından hangi durumlarda duruşma açılarak yargılama yapılması gerektiğinin belirlenmesinde zorunluluk bulunmaktadır. Önceki ve sonraki yasa hükümlerinden hangisinin fail (sanık) lehine olduğunu saptamak için her bir somut olayı Y.C.G.Kurulunun 4.3.2003 gün, 2003/9-24 E, 2003/20 K. sayılı kararları doğrultusunda irdeleyerek;
1- Herhangi bir inceleme ve araştırmayı,
2- Kanıt tartışmasını,
3- Takdir hakkının kullanılmasını,
4- Sonraki yasayla değiştirilen suçun öğelerinin yeniden değerlendirilmesini,
gerektiren hallerde duruşma açılarak; belirtilen hallerin dışında ise, 5252 sayılı Yasanın 9/1 maddesi uyarınca lehe olan hükümlerin derhal uygulanabilmesi olanaklı bulunduğundan, evrak üzerinde yapılan inceleme sonucu karar verilmesi gerekir.
5320 sayılı CYY. Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Yasanın 8.maddesi ile, bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında kesinleşinceye kadar 1412 sayılı CYY.nın 322.maddesinin dört, beş, altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ila 326.maddelerinin yürürlükte olduğu kabul edilmiştir. Bu madde hükmünün gönderme yaptığı 1412 sayılı CYY.nın 305.maddesinde ise ceza mahkemelerinden verilen hükümlerin temyiz olunabileceği belirtildikten sonra, temyiz edilemeyecek nitelikteki hükümler sayılmıştır.
1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü yasası’nın hükümleri gösteren 253. maddesi yürürlükten kalktığı için hangi kararların hüküm niteliğinde olduğu 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Yasasına göre saptanmalıdır. Anılan Yasanın 223.maddesinde, beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkumiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararlarının hüküm olduğu belirtilmektedir. O halde, 5252 sayılı Yasanın 9.maddesinin 1.fıkrasına göre, ister genel prensip uyarınca duruşmalı yargılamada, isterse ayrıksı yöntem olarak evrak üzerinde yapılan inceleme sonunda verilmiş bulunsun, sonraki lehe yasa nedeniyle yapılan uyarlama yargılamasında verilen bu tür kararlar hüküm niteliğinde olduklarından, 1412 sayılı CYY.nın 305.maddesinde belirtilen istisnalar dışında kalan hükümlere karşı temyiz yasa yoluna başvurulabilecektir.
Yukarıda belirtilen açıklamalara göre incelenen dosyda, mahkemece takdir hakkı kullanılarak 5237 sayılı TCY.nın 50 ve 51. maddelerinin uygulanmamasına karar verilmesi nedeniyle, sanık lehine olan yasanın, T.C.Yasasının Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3 maddesinde öngörülen yönteme uygun ve duruşmalı olarak belirlenmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş ve hükümlü …’ın temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden sair hususlar incelenmeksizin HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 30.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.