Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/17845 E. 2023/1393 K. 09.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/17845
KARAR NO : 2023/1393
KARAR TARİHİ : 09.03.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/147 E., 2015/93 K.
SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Bandırma Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.03.2015 tarihli ve 2014/147 Esas, 2015/93 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesi ve 53 üncü uyarınca, 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158 inci maddesinin birinci fıkrasının f ve son bendi, 43 üncü maddesi, 52 nci maddesi ve 53 üncü uyarınca, 3 yıl 9 ay hapis ve 60.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık ve müdafinin temyiz istemi, kendisinin mağdur olduğuna, çeklerin sahte olduğunu bilmediğine, …’in sorumlu olduğuna, şüpheden sanık yararlanır ilkesine aykırı davranıldığına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın katılandan aldığı 24.000,00 TL’lik yumurta bedeline karşılık öncelikle 24.09.2012 keşide tarihli çeki katılana verdiği, bu çekin sahte olduğunun anlaşılması üzerine bu kez 25.12.2012 keşide tarihli 24.000,00 TL bedelli ve 15.03.2012 keşide tarihli 10.000,00 TL bedelli çekleri katılana verdiği, bu çeklerin de sahte olduğunun anlaşılması üzerine hakkında iddianamede yazılı suçları işlediği iddiası ile kamu davası açılmıştır.
2. Sanığın, suça konu çekleri sattığı yumurtalara karşılık İstanbul’da gıda dükkanı bulunan …’ten aldığını, almadan önce bankalara sorup sorunsuz olduğunu öğrendiğini, çeklerin sahte olduğunu bilmediğini, bu çekleri de katılana verdiğini, kovuşturma aşamasında alınan beyanında ise farklı olarak …’in eczane olarak kullandığı iş yerinin kapandığını, …’in isminin de başka bir isim olabileceğini tespit ettiğini, ancak kendisine ulaşamadığını, dosyaya sunduğu faturaların da yumurtaları sattığı Mehmet’in verdiği çekte Reva şirketi adını görünce bu şirket adına kestiğini beyan ederek atılı suçlamaları kabul etmemiştir.
3. Katılanın, oluşu benzer şekilde anlattığı, zararının giderilmediği anlaşılmıştır.
4. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında, 24.09.2012 keşide tarihli çekin silme ve kazıntı sonrasında yeniden yazılarak oluşturulduğu, 15.03.2013 keşide tarihli çekin ise tamamen sahte olduğunun bildirildiği ve bu çek üzerindeki sanığa ve katılana ait ciroların bu kişilere ait olduğu, diğer imzaların kime ait olduğunun tespit edilemediğinin bildirildiği anlaşılmıştır.
5. Sanığın çekleri aldığını iddia ettiği …’in adres ve telefonunu vermesi üzerine yapılan araştırma kapsamında tutulan tutanakta adresin metruk bir bina olduğunun, çevreden şahsı tanıyanların olduğunun ancak açık kimlik ve adres bilgilerini bilmediklerinin, söz konusu telefonun ise sinyale kapalı olduğunun bildirildiği anlaşılmıştır.
6.Mahkeme tarafından sanığın savunması, katılan beyanı, bilirkişi raporları, sanığın satışlara ilişkin belge sunamaması, menfaatin sanığa ait olması, yüksek meblağlı bu çeklerin sahteliğini bilmeksizin kullanmasının düşünülemeyeceği ve tüm dosya kapsamına göre sanığın atılı suçları işlediği kabul ederek temyize konu mahkumiyet kararları verilmiştir.
7. Hakkında salt isim benzerliği nedeniyle kamu davası açılan sanık … hakkında verilen beraat kararları temyize konu edilmemiştir.

IV. GEREKÇE
1. 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddenin birinci cümlesinin (f) bendinde suç oluşturan fiil düzenlenmiştir, 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddenin birinci cümlesinin (f-son) bendinde ise bu fiile uygulanacak ceza miktarı belirtilmektedir. İddianamede yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiil/fiillerin nelerden ibaret olduğu hiçbir tereddüte yer bırakmayacak biçimde açıklanmış, sanığa üzerine atılı suçun ne olduğu hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde anlatılmıştır. Buna göre, sanığa savunmasını yapabilme ve delillerini sunabilme imkanı tanınmıştır. Sanık kime karşı ne şekilde ve hangi fiille suç işlediğini bilmektedir. Cezanın arttırılmasını gerektiren ve sonradan ortaya çıkan bir husus olmadığı gibi suç vasfında da bir değişiklik söz konusu değildir. Kaldı ki; sanığın aşamalardaki savunmasında ve temyiz dilekçesinde, 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddenin birinci cümlesinin (f-son) bendinin uygulanması nedeniyle savunma hakkı verilmediğine dair bir itirazı da bulunmamaktadır. Dolayısıyla sanığın savunma hakkının kısıtlanmadığı, bu hususta ek savunma verilmesine gerek olmadığı anlaşıldığından, tebliğnamedeki bu husustaki bozma isteyen düşünceye de iştirak edilmemiş, Dairemizce de benimsenen, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.01.2018 tarihli ve 2017/463 Esas, 2018/20 Karar sayılı ve 23.01.2018 tarihli ve 2015/962 Esas, 2018/16 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere; hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde uygulanacak olan 5275 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında, 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6545 sayılı Kanun’un 81 inci maddesiyle yapılan değişikliğin, 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş, 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezası belirlenirken, tespit olunacak temel gün, suçtan elde edilen haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden artırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı Kanun’un 52 inci maddesi uyarınca, 20,00-100,00 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması suretiyle tespit edilmesi gerektiği gözetilmeyerek eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

2. Sanığın çekleri aldığını iddia ettiği kişi ile aralarındaki ticari ilişkiye ilişkin herhangi bir belge sunamaması, soruşturmada bu kişinin gıda iş yeri olduğunu, kovuşturmada eczanesi olduğunu beyan etmesi, belirttiği adresin metruk bir bina olması ve verdiği telefon numarasının sinyal almadığının anlaşılması karşısında, sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasıfları ile yaptırımların eleştiri dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık ve müdafinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bandırma Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.03.2015 tarihli ve 2014/147 Esas, 2015/93 Karar sayılı kararına yönelik sanık ve müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan diğer hususlar yönünden eleştiri dışında herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık ve müdafinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

09.03.2023 tarihinde karar verildi.