YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/19009
KARAR NO : 2023/1584
KARAR TARİHİ : 15.03.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/431 E., 2015/138 K.
SUÇLAR : Bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Beraat, mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 07.04.2015 tarihli ve 2014/431 Esas, 2015/138 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında
1. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
2. Bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraatine,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Katılan vekilinin temyiz isteği, tüm dosya kapsamından dolandırıcılık suçunun sübut bulduğu anlaşılmasına karşın beraat kararı verilmesi ve resmi belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulurken cezanın alt sınırdan tayininin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
2. Sanığın temyiz isteği, çeki ticari ilişki karşılığında aldığına, …’ye borcundan dolayı verdiğine, çeki alırken bankaya sorduğuna, kararın hukuka aykırı olduğuna ve dosyanın tekrar incelenmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Katılan … tarafından bankaya ibraz edilen çekin sahte olduğu anlaşılmıştır.
2. Katılan, çeki …’den aldığını beyan etmiş; … ise soruşturma aşamasında verdiği ifadesinde; sanıkla aralarında herhangi bir ticari ilişki olmadığını, ancak sanığa daha önce borç para verdiğini, borcuna karşılık dava konusu çeki kendisine verdiğini beyan etmiştir.
3. Sanık savunmasında, dava konusu çeki İstanbul ilinden malzeme almak için gelen, ancak açık adres ve kimlik bilgilerini bilmediği bir şahsın kendisine verdiğini, çekte keşideci imzasının olduğunu ancak diğer kısımlarının boş olarak kendisine verildiğini, kendisinin de ön yüzünü doldurarak …’ye verdiğini bildirmiştir.
4. Dosya arasında bulunan uzmanlık raporuna göre, çekin tamamen sahte olduğu, aldatıcılık niteliğinin bulunduğu belirtilmiş, ayrıca çekin ön yüzündeki tanzimle ilgili el yazılarının ve arka yüzündeki birinci ciranta bölümündeki imzanın sanığın eli ürünü olduğu belirtilmiştir.
5. Mahkeme tarafından çek üzerinde yapılan gözlemde aldatıcılık niteliğinin bulunduğu bildirilmiştir.
6. Mahkemece; sanık savunması, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamından sanığın üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunun sübut bulduğu kabul edilerek mahkumiyet hükmü kurulmuş, sanığın üzerine atılı bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu yönünden ise dava konusu çekin önceden doğan borç için sanık tarafından …’ye verildiği anlaşıldığından beraat kararı verildiği belirtilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Sanık Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, sanığın ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
B.Sanık Hakkında Bilişim Sistemlerinin Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.03.1998 tarihli ve 6/8-69 sayılı kararında açıklandığı üzere, önceden doğmuş bir borç için hileli davranışlarda bulunulması hâlinde, borç hileli davranışlar sonucu doğmayacağından dolandırıcılık suçunun oluşmayacağı nazara alındığında; dosya kapsamına göre sanık ile … arasında önceden doğan borç sebebiyle suça konu çekin verildiğinin anlaşılması karşısında, Mahkemenin belirtilen suçun yasal unsurlarının somut olayda gerçekleşmediği yönündeki kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
2.Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün (A) ve (B) bentlerinde açıklanan nedenlerle Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 07.04.2015 Tarihli ve 2014/431 Esas, 2015/138 Karar Sayılı kararında katılan vekili ve sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekili ve sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.03.2023 tarihinde karar verildi.