Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/18134 E. 2023/1568 K. 14.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/18134
KARAR NO : 2023/1568
KARAR TARİHİ : 14.03.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2013/1 E., 2015/53 K.
SUÇLAR :Bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Burhaniye 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.04.2015 tarihli ve 2013/1 Esas, 2015/53 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında
1. Nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ve son cümlesi, 168 inci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl hapis ve 46.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
2. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği, sanığın suça konu çeki sahteliğini bilerek kullandığına ilişkin delil bulunmadığına, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci ve 51 inci maddelerini uygulamama gerekçelerinin soyut olduğuna ve re’sen gözetilecek nedenlerle hükümlerin bozulması talebine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Suç tarihinde Teksbo Tekstil San.Tic. Ltd. Ştinin cam satışı karşılığında sanık …’dan ciro yoluyla aldığı 18.03.2013 keşide tarihli, 23.000,00 TL bedelli suça konu çekin bankaya ibrazında tamamen sahte olduğu anlaşılmıştır.
2. Suça konu çek üzerinde yapılan incelemeye ilişkin Bursa Kriminal Polis Laboratuvarı tarafından düzenlenen 13.05.2013 tarihli raporda, sözkonusu çekin tamamen sahte olarak oluşturulmuş olduğu, aldatıcılık niteliğinin bulunduğu, çekin arka yüzünde ikinci ciranta konumunda olan “Yükselen” ibaresini taşıyan kaşe basım izi üzerindeki imzanın sanık …’ın eli ürünü olduğu tespitlerine yer verilmiştir.
3. Sanık aşamalardaki savunmalarında özetle, PVC doğrama işi yaptığını, tedavi görmesi nedeniyle hastanede olduğu ve iş yerinde bulunmadığı sırada bir müşterisinin iş siparişi vererek karşılığında suça konu çeki bıraktığını, bu şahsın ismini bilmediğini, bahsi geçen çeki o sırada dükkanda bulunan babası veya eşinin almış olabileceğini, bu kişinin daha sonra hiç gelmediğini, gelmediği için verdiği siparişi de hazırlamadığını, daha sonra çeki Teksbo Tekstil firmasına iş ilişkisine binaen ciro ettiğini, çekin sahte olduğunu bilmediğini, dolandırıcılık kastının olmadığını, Teksbo firmasına çekten doğan zararı ödediğini beyan ettiği anlaşılmıştır.
4. Mahkemece sanık hakkında, kim tarafından getirildiğini bilmediği, araştırmadığı ve güvenilirliği bulunmadığı anlaşılan çeki bizzat cirolayıp alacaklı firmaya teslim etmesi karşısında savunmalarının itibar edilebilir nitelikte görülmediği değerlendirilerek, bankanın maddi varlıklarından olan ve sahte olduğu sabit bulunan çeki alacaklı firmaya ciro etmek suretiyle kullanarak resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarını işlediği kabulüyle, temyize konu mahkumiyet hükümleri kurulmuştur. Zararın soruşturma aşamasında giderilmiş olması nedeniyle dolandırıcılık suçu yönünden etkin pişmanlık hükümlerinin uygulandığı, kasıtlı suçlardan sabıkalarının bulunması ve yeniden suç işlemeyeceği yönünde olumlu kanaat edinilememesi nedeniyle sanık hakkında her iki hüküm yönünden, 5237 sayılı Kanun’un 62 ile 51 ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddelerinin uygulanmadığı anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
A. Sanık Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
2. Suça konu çekin zorunlu yasal unsurları taşıdığı, sanık savunması ve tüm dosya kapsamı ile yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin ve unsurları itibariyle oluştuğunun anlaşılması ile mahkemenin uygulamasında isabetsizlik görülmemesi nedenleriyle kurulan hüküm de hukuka aykırılık görülmemiştir.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
B. Sanık Hakkında Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipinin doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
2. Ancak sanık hakkında kurulan hükümde; 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e), (f), (j) ve (k) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde eğer suçtan elde edilen haksız menfaat miktarı belli ise; o takdirde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı Kanun’un 52 nci maddesi uyarınca, 20,00-100,00 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezası belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında temel ceza belirlenirken, 2300 gün yerine haksız menfaatin iki katı olarak hatalı şekilde 6900 gün olarak belirlenmesi suretiyle fazla ceza tayin edilmesi isabetsizliğinin Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.

V. KARAR
A. Sanık Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle Burhaniye 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.04.2015 tarihli ve 2013/1 Esas, 2015/53 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Sanık Hakkında Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle Burhaniye 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.04.2015 tarihli ve 2013/1 Esas, 2015/53 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin kısımların tamamen çıkarılarak yerine ”sanığın 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ve son cümlesi gereğince 2300 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 168 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2/3 oranında indirim yapılarak 766 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 52 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince günlüğü 20 TL’den hesap edilerek sonuç olarak 15.320 TL ile cezalandırılmasına” ibarelerinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

14.03.2023 tarihinde karar verildi.