YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1344
KARAR NO : 2024/417
KARAR TARİHİ : 18.01.2024
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1360 Esas, 2022/1623 Karar
DAVALILAR : 1.Tat Kimya Sabun ve Gliserin Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili Avukat …
2. Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) vekili
Avukat …
DAVA TARİHİ :
HÜKÜM : Ret-Karar verilmesine yer olmadığı
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen davalı Kurum kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; Kurum kararının iptali davasının reddine, hükümsüzlük davası bakımından ise karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 2012/43812, 2012/96789 sayılı LEODEX ve LEODEX PLUS ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki LEODEX ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, 2015/56986 kod numarasını … başvurunun ilanı üzerine müvekkili tarafından yapılan itirazların nihai olarak Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilinin 2012/43812 ve 2012/96789 sayılı LEODEX ve LEODEX PLUS ibareli markalarına dayanılarak benzerlik ve karıştırılma ihtimali ile kötü niyet gerekçelerinin ileri sürdüğünü, ancak müvekkilinin markalarının hükümden düşmesi ve kötü niyet iddiasının ispatlanamaması gerekçeleri ile itirazın haklı bulunmadığını, oysa müvekkilinin 2012/43812 ve 2012/96789 sayılı LEODEX ve LEODEX PLUS ibareli markalarının hukuksal olarak devam ettiğini, müvekkilinin markalarının hükümsüz olarak değerlendirilerek itirazın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı markalarının kapsamı 05. sınıf ve davalı markası kapsamı 03. sınıf olmakla birlikte günümüzde medikal, sağlık ve kozmetik ürünlerinin aynı yerlerde satışa sunulduğunu, eczanelerde artık sadece ilaç değil sağlık, medikal, kozmetik sektörüne yönelik çeşitli ürünlerin bir arada satıldığını, eczaneler ve online satış sitelerinde dermo kozmetik, kozmetik, medikal ürünler, dişçilik ürünleri, ev bakım ürünleri gibi kategorilerdeki ürünlerin bir arada satıldığı satış yerleri bulunduğunu, malların bağlantılı olması sebebiyle markaların karıştırılmasının kaçınılmaz olduğunu, davalı firma ile aralarında LEODEX markası nedeniyle önceye dayalı husumet bulunduğunu, davalının LEODEX ibareli marka başvurusunda bulunmasının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek 2017-M-6437 sayılı YİDK kararının iptaline, tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; davacı markalarının 05. sınıf malları davalı markasının ise 03. sınıf malları kapsadığını, davacının her iki markasının da müddet durumda olduğunu, ayrıca davacının 2015/56986 sayılı LEODEX markasının başvuru ücreti ödenmediğinden tescil edilmediğini, davalının bu markayı kullanmadığını ve bu belgeyi almayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 17.05.2018 tarihli ve 2017/364 E., 2018/179 K. sayılı kararıyla; dava konusu başvurunun LEODEX ibaresinden oluştuğu, davacının itirazına mesnet markalarının davalının marka başvurusu yaptığı ve dahi YİDK karar tarihinde müddet durumda olduğu, uyuşmazlığın YİDK kararının verildiği tarihteki mevcut bilgi ve belgelere göre karara bağlanacağı, davacının dava konusu markalarının YİDK karar tarihinde dikkate alınmamasında bir isabetsizlik bulunmadığı, diğer yandan davacının, davalı marka başvurusunun tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini de talep etmiş olduğu, fakat itiraza mesnet markalara ilişkin verilen YİDK kararının iptaline ilişkin davaların halen derdest olduğu, bu yönüyle de davacının bir talepte bulunamayacağı, zira davacı davasının esasını teşkil eden LEODEX ve LEODEX PLUS işaretleri üzerindeki hak sahipliği iddialarının kesinleşmiş bir ilama dayalı olarak henüz ispat edilememiş olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 13.11.2020 tarihli ve 2019/501 E., 2020/980 K. sayılı kararıyla; 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin (556 sayılı KHK) 8 … maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde tescil için başvurusu yapılan markanın, tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise tescil edilemeyeceğinin düzenlendiği, bu düzenlemeden önceki marka tescil başvurusunun sonraki marka tescil başvurusuna engel olabileceği, dolayısıyla bir markanın mesnet alınabilmesi için başvuru aşamasında bulunmasının da yeterli olduğu, önceki marka başvurusuna itiraz edilmesi sonucu bu marka başvurusunun reddedilmesi durumunda da başvuru hukuken ayakta bulunduğundan, kendisinden sonra yapılan başvurular için redde mesnet alınmasında bir engel olmadığı, zira önceki başvurunun, başvurulduğu tarih itibariyle hukuk dünyasında varlığını sürdürmekte olduğu, bu durumda davacının mesnet markalarının başvurularının reddine dair kararın iptali istemi ile dava açıldığı ve halen Ankara 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 2014/455 E. ve Ankara 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2014/560 E. sayılı dosyalarının devam ettiği, dolayısıyla davacının itirazına mesnet başvurularının ayakta bulunduğu kabul edilerek inceleme yapılması gerekirken, davacının itirazına mesnet markalarının davalının marka başvurusu yaptığı tarihte müddet durumda olduğu ve değerlendirmede dikkate alınmayacağından davanın reddine karar verilmiş olmasının doğru bulunmadığı, ayrıca davalının başvurusuna konu ibarenin kapsamında bulunan 3. sınıf emtia ile davacının mesnet markalarının kapsamında bulunan 5. sınıf emtia arasında herhangi bir benzerlik bulunmadığı, birbirleri yerine ikame edilebilme, rekabet etme gibi aynı tür sayılma kriterlerini taşımadığı, dolayısıyla somut uyuşmazlıkta 556 sayılı KHK’nın 8 … maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeki oluşmadığı, bunun yanısıra sırf marka başvurusunun davalının kötü niyetli sayılmasını göstermeyeceği, bunun yanında davalının kötü niyetli olduğuna dair somut bir delilin de dosya kapsamında bulunmadığı gerekçeleri ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak ve yeniden hüküm kurularak, davanın reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 22.06.2022 tarih, 2021/1217 E. ve 2022/5180 K. sayılı kararıyla davacının itiraza mesnet markaları ile davalının başvuru markası arasında yüksek görsel ve işitsel benzerlik bulunduğunun tartışmasız olduğu, davacının itiraza mesnet markası kapsamında yer … “….Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç)…” ile davalı başvurusundaki “Diş bakım ürünleri:…..” nin aynı tür ya da birbiri ile ilişkilendirilebilecek emtia olduğu, diğer yandan YİDK kararlarının iptali davalarında YİDK kararının alındığı tarihindeki maddi koşullara göre inceleme yapılması gerektiği, buna karşın Bölge Adliye Mahkemesince, YİDK kararı sırasında itiraza mesnet markalar müddet olduğu halde, Ankara 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 2014/455 E. ve Ankara 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 2014/560 E. sayılı dosyalarının devam ettiği, bu nedenle YİDK kararının alınması sırasında bu markaların ayakta olduğu durumun gözetilerek karar verilmesi yönündeki gerekçenin de doğru görülmediği, hükümsüzlük davası yönünden ise; davacı tarafın hükümsüzlüğe gerekçe olarak gösterdiği 2012/43812 ve 2012/96789 sayılı marka başvuruları reddedilmiş ise de, bu kararların iptali için yukarıda zikredilen davaların açılmış olduğu, hükümsüzlük davasının o davaların sonucuna göre neticelendirilmesi gerektiğinden, davacı tarafça itiraza gerekçe marka başvurularının reddine dair YİDK kararlarının iptali davalarının sonucunun beklenmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının itirazına mesnet marka başvurularının reddine ilişkin Kurum kararının iptali davalarının kabul ile sonuçlanıp kesinleştiği, ancak YİDK karar tarihinde davacı mesnet markalarının müddet durumda bulunduğu, taraf markaları arasında kanunun aradığı iltibas şartı sağlansa da davalı markasının henüz tescil edilmediği gerekçesiyle YİDK kararının iptali davasının reddine, hükümsüzlük davası bakımından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozma kararına uyulmasına rağmen gereğinin yerine getirilmediğini, kötü niyetin bulunmadığına ilişkin gerekçenin kabul edilemeyeceğini, zira markalar arası ayniyet bulunduğunu, YİDK karar tarihindeki durumun esas alınmasının hatalı olduğunu, müvekkili aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, zira davayı açmakta hukuki yararları bulunduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalı yanın 2015/56986 sayılı LEODEX ibareli marka tescil başvurusuna karşı, davacı yanın 2012/43812 ve 2012/96789 sayılı LEODEX ve LEODEX PLUS ibareli marka başvurularını mesnet göstererek, iltibas ve kötü niyet vakıalarına dayanarak yapmış olduğu itirazın nihai olarak reddine dair TÜRKPATENT Yeniden İnceleme ve Dğerlendirme Kurulu’nun 03.08.2017 tarihli ve 2017-M-6437 sayılı kararının iptali ile tescil edilmiş olması halinde davalı markasının hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 … maddeleri.
2. 556 sayılı KHK’nın 8 … maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, dördüncü fıkrası.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 … maddesinde yer … sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.