YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4164
KARAR NO : 2012/6828
KARAR TARİHİ : 19.04.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … ve diğerleri tarafından, davalı … aleyhine 31/03/2003 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 08/12/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, haksız eylem nedeniyle uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; karar, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar vekili davacı … adına açtığı asıl davada, davalının, müvekkilinin yaşının küçük olmasından faydalanarak ve kandırmak suretiyle müvekkilinin ırzına geçtiğini, müvekkilinin küçük oluşu ve mahcubiyeti nedeniyle durumu ailesine anlatamadığını, bu cinsel münasebet nedeniyle hamile kaldığını, bu olayın müvekkilini bunalıma ittiğini beyan ederek 10.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı …’in anne ve babası olan davacılar … ve … tarafından açılan birleşen davada ise, davalının velayetleri altında bulunan kızları …’ın ırzına geçtiği, bu olay nedeniyle köyde zor durumda kaldıkları, kişilik haklarının zarar gördüğü ileri sürülerek, herbiri için 10.000’er TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda kurulan hükümde; “Davanın kısmen kabulü ile, 6000 TL manevi tazminatın 16.09.2002 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, ” biçiminde karar oluşturulmuştur.
Karar tarihinde yürürlükte bulunun HMUK’un 388. ve halen yürürlükte bulunan HMK’nın 297. maddesi uyarınca; hüküm sonucu kısmında taraflara yüklenen borç ve “tanınan hakların”, birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde belirtilmesi gerekir. Bu yön, kamu düzenine ilişkindir.
Mahkemece, iki ayrı dava ve birden fazla davacı olmasına rağmen yukarıda gösterilen kurallar gözetilmeksizin, hangi davacı için ne kadar tazminata hükmedildiği belli olmayacak ve infazda tereddüt oluşturacak şekilde hüküm tesis edilmesi usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA; bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 19/04/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.