Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/4626 E. 2024/131 K. 11.01.2024 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4626
KARAR NO : 2024/131
KARAR TARİHİ : 11.01.2024

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/2065 E., 2022/1127 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 8. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/37 E., 2020/364 K.

Taraflar arasındaki hakka dayalı zilyetliğe vaki muarazanın önlenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı gerçek kişiler vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı gerçek kişiler vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili; vekil edenleri ile davalı gerçek kişilerin … mirasçıları olduklarını, murisin zilyetliğinde bulunan Hazine adına kayıtlı taşınmazların (3290 sayılı Yasayla değişik 2981 sayılı Yasa gereğince) davalı Belediyeye devredilerek imar uygulamasına gidildiğini, 1536 parselde miras bırakanlarının zilyetliğinde bulunan kısımların 220 ada 7, 8 ve 221 ada 5 parsel sayılı taşınmazlar hâline geldiğini, murisin sağlığında 220 ada 8 parselin zilyetliğini davalı … ve dava dışı …’a 1/2 oranında hisseli olmak üzere, 221 ada 5 parselin zilyetliğini davalı … ile dava dışı kızı …’e ve …’a devrettiğini, adı geçen mirasçıların 2981 sayılı Yasa çerçevesinde haklarına kavuştuğunu, murisin 220 ada 7 parsel sayılı taşınmazda ise zilyetliğini 03.04.2008 tarihli satış senetleriyle 1/2’şer payla vekil edenlerine devirleri sonucu bu tarihten beri zilyetliğin davacı tarafta olduğunu, dava dışı mirasçıların taşınmazın davacılar adına tesciline muvafakatları bulunduğunu açıklayarak hâlen davalı … adına kayıtlı 220 ada 7 parsel sayılı taşınmaz üzerinde zilyetliğin (davacılar tarafından sürdürülmesi nedeniyle) davacıların elinde bulunduğunun tespitine, davalı mirasçılarla uyuşmazlığın önlenmesine karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 03.04.2008 tarihli iki ayrı satış senedinde taşınmazın muris tarafından 1/2’şer hisse oranında davacılara satışının kararlaştırıldığı, arsa satışı karşılığı düzenlenen borç senetlerinin bitim tarihinin sözleşme tarihi olarak belirtildiği, sözleşmelerde yer alan muris imzasının 04.06.2018 tarihli bilirkişi raporu itibarıyla murise ait olduğunun tespit edildiği, dava dışı mirasçıların davaya konu taşınmaz yönünden işlem yapmak üzere davacılara muvafakat verdikleri, davaya konu taşınmazın emlak vergilerinin davacılar tarafından ödendiğinin 15.11.2016 tarihli Belediye yazısı ile bildirildiği, 21.11.2019 tarihli keşif tutanağında yer alan gözlemde, 7 parsel sayılı dava konusu taşınmazın etrafının tel örgülerle çevrili olduğu, arsa üzerinde yer alan iki katlı evin, bahçenin ve ahırın davacıların kullanımında olduğu, iddiaya konu edilen davalılar adına tescilli 5 ve 8 numaralı taşınmazların komşu taşınmazlar olduğu tespitinin yapıldığı, iddiaya dayanak satış senetlerinde tanık sıfatıyla imzası bulunan tanık İsmail’in, murisin zilyetliğinde bulundurduğu taşınmazları taraflar arasında taksim ettiğini, davaya konu taşınmazı da davacılara verdiğini beyan ettiği, taşınmazın evveliyatına ilişkin bilgisi olan diğer tanık anlatımlarının da bu yönde olduğu, zilyetliğin devrine ilişkin satış senetlerinin tanık anlatımları ile uyumlu oluşu, dava dışı mirasçıların taşınmaza ilişkin iddiayı kabul eder şekilde vermiş oldukları muvafakatname içerikleri, taşınmazın vergisinin davacılar tarafından ödendiğine dair kayıtlar ve keşif tarihi itibarıyla taşınmazın fiili kullanıcılarının davacılar olduğuna dair tespitler itibarıyla birbiriyle örtüşen deliller kapsamında taşınmazın zilyetliğinin muris tarafından davacılara devredildiği ve davacıların taşınmazda zilyet oldukları gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı gerçek kişiler vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1. Davalılar Nejmiye ve … vekili istinaf dilekçesinde özetle; aşamalardaki beyanlarını tekrarla davaya konu 7 parselin vefatına kadar muris, vefatından sonra ise tüm mirasçılar tarafından birlikte kullanıldığını, davacı dayanağı satış senedinin geçerli olmadığını, vekil edenlerine ait 8 parselin paylaşım konusu olmadığını, 03.04.2008 tarihinde davaya konu taşınmazın eşit paylarla davacılara devrine ilişkin işlemin muvazaalı olduğunu, davacıların yaşı ve ekonomik durumları gereği satın alma güçlerinin olmadığını, bedel ödemediklerinin de sabit olduğunu, vekil edenlerinin taşınmaza yaklaştırılmamaları nedeniyle zilyetliğin davacılara ait olduğunu, bu konuda ceza yargılaması da yapıldığını, davacıların zilyetliğinin de iyi niyetli olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.

2. Davalı … vekili istinaf dilekçesinde özetle; aşamalardaki beyanlarını ve diğer davalılar vekilinin istinaf dilekçesini tekrarla davaya konu 7 parsel sayılı taşınmazın 300 metrekare kısmının muris tarafından 24.03.2003 tarihinde vekil edenine satıldığını, bu devre ilişkin belgenin dosya içerisinde olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların satış senetleri gereği hak sahibi ve zilyet olduklarına dair iddiaların keşifte yapılan gözlem, bilirkişi raporu ve tanık anlatımları ile kanıtlandığı, emlak vergilerinin de davacılar tarafından ödendiği, dava dışı komşu 8 parsel ile 5 parselin ise Belediye encümen kararı üzerine satış yoluyla davalılar ve dava dışı bir kısım mirasçılar adlarına kaydedildiği, muristen gelen taşınmazların zilyetliklerinin bu şekilde mirasçılar arasında paylaştırılması sonucunda dava konusu 7 parselin davacılara eşit paylarla devredildiği, davalılara aynı şekilde devredilen taşınmazların dava konusu parsel içinde değil, komşu parsellerde kaldığı ve adlarına tapu kaydının da oluştuğu gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı gerçek kişiler vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davalılar Nejmiye ve … vekili temyiz dilekçesinde özetle; aşamalardaki beyanlarını tekrarla belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

2. Davalı … vekili temyiz dilekçesinde özetle; aşamalardaki beyanlarını tekrarla belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hakka dayalı zilyetliğe vaki muarazanın önlenmesi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
Zilyet; bir şey üzerinde zilyetlik iradesi ile fiilî hâkimiyet sahibi olan kişiye denir. Bu kişi o şeyin mâliki olabileceği gibi kiracısı da olabilir, hatta o şeyi herhangi bir hakka dayanmadan da elinde bulunduruyor olabilir. Zilyetliğin hukukî niteliği konusunda öğretide tartışmalar bulunmakla birlikte, kanun koyucu zilyetliği kimi durumlarda koruma altına almıştır. Bu korumanın sebebi zilyetliğin kimi durumlarda hakka karine olması, kimi durumlarda ise böyle bir niteliği olmasa bile zilyetliği korumanın kamu düzeninin devamı adına önemli olmasıdır. Bu koruma yollarından birisi de el atmanın önlenmesi davasıdır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “Zilyetliğe Saldırıya Dava Hakkı” başlıklı 983 üncü maddesinin ilgili fıkrası; “Saldırıda bulunan, şey üzerinde bir hak iddia etse bile; zilyetliği saldırıya uğrayan, ona karşı dava açabilir. Dava, saldırının sona erdirilmesine, sebebinin önlenmesine ve zararın giderilmesine yönelik olur.”  düzenlemesini; yine 984 üncü maddesi de; “Gasp ve saldırıdan dolayı dava hakkı, zilyedin fiili ve failini öğrenmesinden başlayarak iki ay ve her hâlde fiilin üzerinden bir yıl geçmekle düşer.” düzenlemesini ihtiva etmektedir.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı gerçek kişiler vekilleri tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı gerçek kişiler vekillerinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

11.01.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.