Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2021/10072 E. 2023/8552 K. 18.12.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/10072
KARAR NO : 2023/8552
KARAR TARİHİ : 18.12.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/486 E., 2015/326 K.
SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının ilgili kamu davalarına katılma ve hükümleri temyiz etme hakkının bulunduğu ve Bakanlık vekili tarafından bozma sonrası gerçekleştirilen kovuşturma evresinde 08.11.2022 tarihli dilekçe ile katılma iradesinin ortaya konulduğu anlaşılmakla, söz konusu madde hükmü de gözetilerek 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının katılan, vekilinin ise katılan Bakanlık vekili sıfatıyla davaya katılmasına karar verilmiştir.

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ
1. … Cumhuriyet Başsavcılığının, 30.10.2014 tarihli ve 2014/20193 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından dava açılmıştır.

2. … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.07.2015 tarihli ve 2014/486 Esas, 2015/326 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan beraat hükmü kurulurken kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan hüküm kurulmadığı anlaşılmıştır.

II. TEMİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İsteği
Sanık hakkında kurulan beraat hükmünün bozulması gerektiğine ilişkindir.

B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği
Adli Tıp Kurumunun raporu, sanığın tevil yollu ikrarı gibi nedenlerle beraat kararının bozulması gerektiği ve sair nedenlere ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
İlk Derece Mahkemesince “Mağdure …’ın 2010 yılında ailesi ile birlikte ikamet ettiği … ilçesinden … iline taşındıktan sonra … ilçesİ … semtinde bulunan … isimli işyerinde çalışmaya başladığı ve aynı işyerinde çalışan sanığın kardeşleri … ve … … ile tanıştığı, daha sonra aynı işyerine sanık …’ın da gelerek çalışmaya başladığı, mağdure ve sanığın 2010 yılında tam olarak tespit edilemeyen tarihte önce telefon ile daha sonra da yüz yüze bir araya gelerek görüşmeye başladıkları, sanık ile mağdurenin görüşmeye başladıkları dönemde; sanığın mağdureye kendi evine gitmeyi teklif ettiği, mağdurenin de sanığın bu teklifini kabul ederek sanığın ikametine gittikleri, oturup sohbet ettikleri, sanığın kardeşlerinin eve gelmesi üzerine de mağdurenin sanığın kardeşlerine gözükmemek için arka odaya geçtiği ve bir müddet sonra da mağdure ile sanığın, sanığın ikametinden birlikte ayrıldıkları anlaşılmıştır. Mağdure aşamalarda alınan beyanlarında ise; sanık ile olay tarihinden önce aynı işyerinde çalışmaları nedeniyle tanıştıklarını, olay tarihin de de sanığın kendisini telefon ile arayarak işyerinden erken çıkmasını ve buluşmayı teklif ettiğini, sanık ile buluştuklarında da sanığın üzerini değiştirmek istediğini söylediğini, birlikte sanığın ikametine gittiklerini, eve girmek istemediğini, dışarıda ve kapının önünde beklemek istediğini, sanığın da ‘laf olur iceriye gir’ demesi üzerine de evin içerisine girdiğini, sanığın odasına birlikte girdikten sonra, sanığın cinsel ilişkiye girmek istediğini ve üzerine saldırdığını, kendisini iteklemesine rağmen ve karşı koymasına karşın sanığa engel olamadığını, sanığın vajinal yoldan kendisine cinsel istismarda bulunduğunu, evde yaklaşık bir buçuk iki saat süre ile kaldıklarını ve sanığın kardeşlerinin eve gelmesi üzerine de sanık ile birlikte evden ayrıldıklarını, olayı aynı gün arkadaşları olan … ve … … …’a anlattığını belirtmiş ve sanık hakkında şikayetçi olmuştur. Dosyada mevcut kanıtlar gözönüne alndığında; mağdurenin iddia edilen olaydan yaklaşık dört yıl sonra karakola
müracaat ettiği, sanığın kendisine ikametlerinde tek başlarına bulundukları esnada zorla cinsel istismarda bulunduğunu iddia ederek şikayetçi olduğu, mağdure hakkında … Adli Tıp Uzmanı’nca düzenlenmiş 02/05/2014 tarihli bilirkişi raporu’nda mağdurenin anatomikman bakire olduğu, akut ya da kronik livata bulgusunun saptanmadığı anlaşılmaktadır. Yargılama sırasında toplanan deliller incelendiğinde; olayın bire bir herhangi bir görgü tanığının bulunmadığı, bu nedenle sanık savunması, mağdurenin anlatımı doğrultusunda olayın oluş şekli tespit edilerek mağdura ait adli rapordaki bulgularla birlikte değerlendirilmek suretiyle sonuca gidilmesi gerektiği açıktır. Sanık tüm aşamalarda değişmeyen savunmalarında; mağdurenin dışarıda görüştükleri taktirde kendisini yakınlarının göreceğini söylemesi ve kendisini kimsenin görmesini istemediğini bildirmesi üzerine; mağdureyi olay tarihnde kendisinin evine götürdüğünü ancak cinsel anlamda aralarında herhangi birşey yaşanmadığını bildirmiştir. Her ne kadar mağdure; sanığın kendisine rızasına aykırı olarak cinsel istismarda bulunduğunu beyan etmiş ve olayın hemen akabinde yaşadıklarını arkadaşları olan tanıklar … ve … … …’a anlattığını açıklamış ve bu tanıklar mahkememizce de dinlinilmişler ise de; mağdurenin olaydan yaklaşık dört yıl sonrasında sanık hakkında şikayetçi olması, mağdurenin de hazırlık soruşturması ifadesinde de kabul ettiği şekilde sanık ile yaklaşık bir buçuk iki saat süre zarfında sanığın ikametinde kalmış olmaları, bu süre sonrasında da ikisinin birlikte evden ayrılmış olmaları, mağdurenin o dönemde kullandığı telefon hattını ve sanığın kullandığı telefon hatını da birden fazla telefon hattı değiştirmesi nedeniyle hatırlamadığını belirtmiş olması, hayatın olağan akışına aykırı olarak mahkememizce değerlendirilmiş, sanığın aşamalarda alınan birbiri ile tutarlı beyanlarının olayın oluş şekline uygun düştüğü kabul edilerek, mağdurenin yakın arkadaşları olan, olayın gerçekleşme şekline ilişkin ayrıntılı ifadeleri bulunmayan tanıklar … ve … … …’un beyanlarına itibar edilmemiştir. Amacı, maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden kurmak olan ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; ‘suçsuzluk’ ya da ‘masumiyet karinesi’ olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı ‘kuşkudan sanık yararlanır’ ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın cezalandırılması bakımından gözönünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna dair kuşkunun, sanığın yararına değerlendirilmesidir. Gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Sanığın üzerine atılı suçları işlediği iddiaları her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delillerle kanıtlanamamıştır. Bu doğrultuda, sanığın atılı suçları işlediği sabit olmadığından CMK 223/2-e maddesi uyarınca atılı suçlardan beraatine karar vermek gerekmiştir.” gerekçesiyle sanığın üzerine atılı çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan beraatine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
1. Mahkemenin gerekçesi, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükümde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, katılan mağdure vekili ve katılan Bakanlık vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmiştir.

2. Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan açılan kamu davası hakkında dava zamanaşımı süresi içinde bir karar verilebileceği kabul edilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.07.2015 tarihli ve 2014/486 Esas, 2015/326 Karar sayılı kararına yönelik katılan mağdure vekili ve katılan Bakanlık vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan mağdure vekili ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

18.12.2023 tarihinde karar verildi.